Emphasizer türkçesi Emphasizer nedir

  • Vurgu yapan (emphasiser olarak da yazılır).
  • Bir frekans aralığını bir diğeriyle ilgili olarak vurgulamak üzere bir sisteme yerleştirilen süzgeç (elektronik).
  • Vurgu devresi.
  • Kuvvetlendirici.
  • (amerikan ingilizcesi) vurgu devresi.
  • Vurgulayan.

Emphasizer ingilizcede ne demek, Emphasizer nerede nasıl kullanılır?

Deemphasizer : Vurgu bastırma devresi.

De emphasize : Dikkati üzerinden çekmeye çalışmak. Önemini azaltmak. Önemsizleştirmek.

Emphasize : Üzerinde durmak. Belirtmek. Önemini belirtmek. Üstünde durmak. Önemle belirtmek. Vurgu yapmak. Vurgulamak. Altını çizmek. Üstüne basmak.

Emphasized : Vurgulanmış. Önemi belirtilmiş. Belirtilmiş. Vurgulamak. Üzerinde durmak. Önemini belirtmek. Ağırlık verilmiş. Üzerinde durulmuş. Israrla söylenmiş.

Emphasized the seriousness of the matter : Meselenin ciddiyetine vurgu yaptı. Eldeki sorunun ciddiyetinin altını çizdi.

Overemphasizes : Üzerinde çok durmak. Önemle vurgulamak. Üzerinde önemle durmak. Önemle üzerinde durmak.

Overemphasized : Gereğinden fazla vurgulanan (ayrıca overemphasised). Aşırı vurgulanan. Üzerinde çok durulmuş. Üzerinde çok durulan. Fazlasıyla üzerinde durulan.

Reemphasizes : Yeniden vurgulamak.

Deemphasized : Vurguyu kaldırmak. Önemini azaltmak.

Reemphasize : Yeniden vurgulamak.

 

İngilizce Emphasizer Türkçe anlamı, Emphasizer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Emphasizer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Set off : Patlatmak. Ayrı tutmak. Çaldırmak (alarm). Patlak verdirmek. Hesaba katmak (zarar). Sayışımlama. Girişmek. Meydana getirmek. Belirginleştirmek. Meydana çıkarmak.

Bracing : Destekleyiş. Bağlantı. Zinde yapan. Zindeleştiren. Kirişleme. Kasalı gitarlarda kasanın sağlam ve dengeli durabilmesi, sesin doğru ve gür çıkabilmesi için ses tahtası içerisine yapıştırılan tahta çubuklar. Destekleme. Dayanak.

Drive home : Eve doğru sürmek. Arabayla eve dönmek. Arabayla eve götürmek. Görmesini sağlamak. Aklını başına getirmek. Eve gitmek (araba ile). Eve arabayla gitmek. Anlamasını sağlamak. İkna etmek.

Amplifier : Yükseltici. Bilgisayar, fizik, gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Büyütücü alet. Bir imlem girdisinin elektriksel gücünü yükselten, genellikle bir ya da bir kaç katlı eksiciksel aygıt. Aldığı sinyali güçlendiren ve çalgı aletleri için kullanılan tipleri aynı zamanda sinyalin belirli frekanslarını vurgulayabilen, ona tonal karakter ve kirlenim katabilen cihaz. Yükselteç. Amplifikatör. Sesbüyütür. Elektrik akımı yoluyla sesi uzakta bulunan alıcıya büyüterek ulaştıran aygıt.

Fortifier : Takviye. Kuvvetlendirici madde. Alkol. Güçlendirici.

Accentuating : Üzerinde durmak. Vurgulamak. Vurgulu okumak. Vurgulama.

Annealers : Güçlendirici. Sertleşen ve katılaşan bir şey (ısıtma ve soğutma ile).

Downplay : Vurgusunu azaltmak. Önemsiz göstermek. Önemsizleştirmek. Vurgusuzlaştırmak. Önemsiz gibi lanse etmek. Önemsiz gibi göstermek. Önemini azaltmak.

 

Bear down : Ezmek. Gayret etmek. Kırmak (direnç). Bastırmak. Güç kullanmak. Çaba harcamak. Yenmek.

Accentuate : Önemle belirtmek. Vurgulamak. Vurgulu okumak. Üzerinde durmak. Önem vermek.

Emphasizer synonyms : topicalize, re emphasize, point up, press home, ram home, re emphasise, punctuate, fortifiers, play down, intensifier, bring out, evince, underscore, roborant, confirmative, corroborant, consolidators, show, annealer, emphasise, accenting, strengthener, consolidator, bracings, underline, background, corroborating, accent, stress, express.

Emphasizer zıt anlamlı kelimeler, Emphasizer kelime anlamı

Play up : Belirtmek. Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi). Sorun çıkarmak. Daha sesli çalmak. Oyun oynamak. Vurgulamak. Yaramazlık etmek. Üzerinde durmak. Daha yüksek sesle çalmak. Abartmak.

Foreground : Önplan. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ön plan. Ön plana almak. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Ön. En öndeki görüntü. Önalan.

Unstressed : Gerilmemiş. Vurgusuz.