Encumber türkçesi Encumber nedir

  • Yüklemek.
  • Sorumluluk altında bırakmak.
  • Engellemek.
  • Doldurmak.
  • Ayak bağı olmak.
  • Tıka basa doldurmak.
  • Ayakbağı olmak.
  • Borç.
  • Sorumluluk yüklemek.
  • Ayağına dolaşmak.
  • Güçlük çıkartmak.
  • Engel olmak.

Encumber ingilizcede ne demek, Encumber nerede nasıl kullanılır?

Encumbered : Engellemek. Zorunluluk veya sorumluluk altında bırakılmış. Engel olmak. Yüklemek. Engellenmiş. Mani olunmuş. İpotekli. Yüklü. Sorumluluk yüklemek. Yüklenmiş.

Encumbered with debts : Borçların ağırlığı altında. Borçları ayağına dolaşmış. Borç batağında.

Encumbering : Engel olmak. Engellemek. Sorumluluk yüklemek. Engel olma. Tıka basa doldurmak. Yüklemek.

Encumbers : Tıka basa doldurmak. Sorumluluk yüklemek. Engel olmak. Borç. Sorumluluk altında bırakmak. Ayağına dolaşmak. Engellemek. Ayak bağı olmak. Doldurmak. Yüklemek.

Be encumbered with : İle yüklü olmak. İle doldurulmuş olmak.

Disencumbers : İpotekten kurtarmak. Sıkıntıdan kurtarmak. Yükten kurtarmak.

Encumbrance : Taahhüt. İpotek. Sorumluluk. Sorumlu olunan kişi (çocuk). Engel. Takyid. Başkasının taşınmazı üzerinde, onun değerini azaltan ve bir kimsenin yararlandığı, geçme, ışık alma, yapı desteği gibi kullanma hak ve ayrıcalığı. Borç. Masraf. Yükümlenim hakkı.

Disencumbered : İpotekten kurtarmak. Sıkıntıdan kurtarmak. Yükten kurtarmak.

 

Without encumbrance : Çocuksuz. Bağlantısız. Üzerinde ipotek veya rehin bulunmayan.

Unencumbered : Serbest. İpoteksiz. Engelsiz. Borçsuz.

İngilizce Encumber Türkçe anlamı, Encumber eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Encumber ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deb : Sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız. Sosyeteye ilk kez davet edilen kız. Bkz.debutante.

Constrain : Bağlamak. Kısıtlamak. Baskı yapmak. Tutmak. Sınırlamak. Mecbur etmek. Zorlamak. Zorunda bırakmak.

Baulked : Duraksamak. İnatla yürümemek. İnat etmek. Kaçınmak. Durdurmak. Ayak diremek.

Incumbering : Yük olmak. Ağırlık olmak. Güçlük çıkarmak (encumber olarak da yazılır).

Charge : Üzerine atmak. Saldırmak. Aydınlatmak. Ücret. Resmi dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para. Kredi kartından almak. Bilgi vermek. Şarj. Ödetmek.

Incumbered : Güçlük çıkarmak (encumber olarak da yazılır). Yük olmak. Ağırlık olmak.

Burthens : Yük. Bir yük koyarak ağırlaştırmak. Külfet.

Baulking : Duraksamak. İnat etmek. İnatla yürümemek. Engel. Ket. Ayak diremek. Sürülmemiş tarla. Durdurmak. Kaçınmak.

Ascribes : Vermek. Hamletmek. Yormak. Üstüne atmak. Yakıştırmak. İsnat etmek. Atfetmek. Ayırmak. -e yormak.

Bound : Kalgımak. Sekip geri gelmek. Bağlı. Sektirmek. Sınırlamak. Kuşatmak. Sıçramak. Kısıtlamak. Zıplaya zıplaya gitmek. Zıplamak.

Encumber synonyms : congests, encumbrance, balks, burthen, congesting, curb, clutters, embarked, clogs, clutter, incumber, gluts, choke up, balking, loan, confine, impede, glut, trammel, bridle, encumbers, arrears, avoid, crowd, incumbers, clogged, clogging, liabilities, debar, cumber, bar, impeded, duty.

 

Encumber zıt anlamlı kelimeler, Encumber kelime anlamı

Unbridle : Gemini çıkarmak. Dizginini çıkarmak.

Encumber ingilizce tanımı, definition of Encumber

Encumber kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : His mind is encumbered with useless learning. To impede the motion or action of, as with a burden. To retard with something superfluous. To obstruct or embarrass. To weigh down. As, his movements were encumbered by his mantle.