Constrain türkçesi Constrain nedir

Constrain ile ilgili cümleler

English: There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Turkish: ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.

English: I think I've showed considerable constraint under the circumstances.
Turkish: Ben bu koşullar altında önemli bir baskı gösterdiğimi düşünüyorum.

English: There was a feeling of constraint in the room; no one dared to tell the king how foolish his decision was.
Turkish: Odada bir baskı hissi vardı; Hiç kimse krala kararının ne kadar aptalca olduğunu söylemeye cesaret etmedi.

Constrain ingilizcede ne demek, Constrain nerede nasıl kullanılır?

Constrain numeric : Sayısala zorla.

Constrainable : Engellenebilen. Kısıtlanabilen. Sınırlandırılabilen. Zorlanabilen.

Constrained : Zorlamalı. Sıkıntılı. Rahatsız. Yapmacık. Zoraki. Alışılmadık. Zorlanmış. Doğal olmayan davranış.

Constrained estimator : Kısıtlanmış tahminci.

Constrained objective function : Kısıtlanmış amaç fonksiyonu.

Constrainer : Kısıtlayan kimse. Mecbur eden kimse. Zorlayan kimse.

Constrains : Baskı yapmak. Engellemek. Bağlamak. Menetmek. Sınırlamak. Mecbur etmek. Alıkoymak. İcbar etmek. Zorlamak. Tutmak.

 

Constrainedly : Yapmacık biçimde. Yapmacık olarak. Zorla.

Constraint test : Kısıt sınaması.

Constraints : Baskı. Sabitler. Zorlama. Çekinme. Alıkoyma. Zor. Kendini tutma. Kısıtlar. Sınırlama.

İngilizce Constrain Türkçe anlamı, Constrain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Constrain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Access mechanism : Erişim mekanizması. Erişim düzeneği.

Debarred : Yasaklamak. Yoksun bırakılmış. Mahrum etmek. Yoksun bırakmak. Engel olmak. Mahrum edilmiş.

Domineered : Zulmetmek. Hakim durumda olmak. Despotça hükmetmek. Eziyet etmek. Hükmetmek. Baskı altına almak. Ezmek. Zorbalık etmek. Hakimiyeti altına almak.

Capture : Ele geçirmek. Esir etmek. Bir nükleer ya da atomik sistemin ek bir parçacık elde ettiği süreç. Özelliğini yitirmeden korumak. Zaptetmek. Birbirine komşu iki akarsudan birinin, ötekinin yatağını kendisine çevirmesi olayı. Egemen olmak. Bilgisayar, hukuk, coğrafya, fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Esir alınma.

Call off : Söylemek. Geri çağırmak. İptal etmek. Yüksek sesle okumak. Uzak tutmak. Durma emri vermek. Yasaklamak. Listeden yüksek sesle okumak. Feshetmek.

Debars : Engel olmak. Mahrum bırakmak. Mahrum etmek. Yoksun bırakmak. Yasaklamak.

Acception : Benimseme. Onaylama. Kabul edilmiş anlam. Kabul.

Accessed : Erişilme tarihi. Erişen. Erişme tarihi. Erişim. Erişim tarihi.

Clamp down on : Sınırlamalar getirmek. Ciddi tedbirler almak. Yasakları uygulamaya koymak. Sınır koymak. İşe el koymak. Aman vermemek. Bir tür faaliyete sınırlamalar koymak (genellikle yasaklanmış bir faaliyet). Fiziksel olarak baskı yapmak. Daha sıkı olmak.

 

Clamp : Mengeneyle sıkıştırmak. Pens. Küme. Kilit vurmak. Ambar (yeraltı). Kenetlemek. Sıkıştırmak. Mengene ile sıkıştırmak. Klemp. Mengene.

Constrain synonyms : bludgeons, accessing, abducts, checks, blocks, clog, circumscribing, circumscribed, abort sequence, attach, ac adapter, circumvent, binds, bridle, access control entry, clamor down, access control, affiliates, attaches, enforce, astrict, debarring, reduce to, access key, coercing, stiffen, arrange, abnormal end, conscribe, delay, circumscribe, oblige, efforce.

Constrain zıt anlamlı kelimeler, Constrain kelime anlamı

Unbridle : Gemini çıkarmak. Dizginini çıkarmak.

Constrain ingilizce tanımı, definition of Constrain

Constrain kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To chain. To constringe. To bond or confine. To hold tightly. To secure by bonds.