Encumbrance türkçesi Encumbrance nedir

  • Yükümlülük.
  • Borç.
  • Sorumluluk.
  • Sorumlu olunan kişi (çocuk).
  • Taahhüt.
  • Yük.
  • İpotek.
  • Masraf.
  • Engel.
  • Sorumlu olunan kişi.
  • Takyid.
  • Yükümlenim hakkı.
  • Başkasının taşınmazı üzerinde, onun değerini azaltan ve bir kimsenin yararlandığı, geçme, ışık alma, yapı desteği gibi kullanma hak ve ayrıcalığı.

Encumbrance ile ilgili cümleler

English: Since the temperature has warmed, my coat has become an encumbrance.
Turkish: Sıcaklık arttığından beri, ceketim bir yük oldu.

Encumbrance ingilizcede ne demek, Encumbrance nerede nasıl kullanılır?

Without encumbrance : Üzerinde ipotek veya rehin bulunmayan. Çocuksuz. Bağlantısız.

Encumbrancer : Alacaklı. Hak sahibi.

Encumbrances : Yük. Borç. Sorumlu olunan kişi. Engel. Engeller. Sorumluluk. İpotek. Yükümlülük.

Without encumbrances : Bağlantısız. Çocuksuz.

İngilizce Encumbrance Türkçe anlamı, Encumbrance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Encumbrance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Liabilities : Çevreye beklenmedik bir şekilde kirletici maddelerin serbest bırakılmasının neden olabileceği hasarlar (çevreyi koruma). Mesuliyet. Pasif. Pasifler. Düyun. Borçlar. Bir şirketin veya kişinin borçları. Ödenecek borç.

Outlaying : Gider. Giderler. Harcama. Harcamalar. Harcanan para.

 

Cathexis : Kateksi. Kateksis. Bir faaliyetteki nesnedeki veya insandaki harcanmış enerji (psikoloji terimi). Bir fiziksel harekette harcanan enerji. Enerji yüklenimi.

Damages : Zarar ziyan tazminatı. Zarar bedeli. Zarar. Ziyan bedeli. Zarar ziyan. Tazminat. Fiyat.

Expenditure : Harç. Sarf. Bir şey satın almak için paranın elden çıkarılması, gelirin kullanılması. bk. gider. Harcama. Tüketme. Maliyet. Satın alınan bir mal karşılığı ödenen para. bir değer elde etmek için malı devretmek, gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tüketim. Gider.

Vexation : Can sıkıntısı. Küskünlük. Sinirlendirici şey. Kızma. Sinirlenme. Üzgünlük. Gücenme. Aksilik. Eziyet. Sıkıntı.

Debs : Sosyeteye ilk kez davet edilen kız. Sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız.

Barrage : Engelleme ateşi. Bent. Nehir barajı. Set. Yoğun yaylım ateşi. Yaylım ateşi. Baraj. Soru yağmuruna tutmak. Yağmur.

Cargos : Kargo.

Enterprise : Gözüpeklik. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. çalışma yeri. Atılım. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Maceracı ruh. Zenginleştirme. Kuruluş. Planlı bir biçimde bir işe girişme. Teşebbüs. Proje.

Encumbrance synonyms : accountability, care, concern, debts, custodies, speed bump, acpt, incumbrance, fardel, cargoes, costage, barraged, barricades, bar, arrears, mortgages, juration, countercheck, bulks, accountableness, encumbers, lien, outgo, accommodation, hypotheca, enterprize, obstructor, imposition of duties, barrier, pignus, barricading, hypothec, onus.

 

Encumbrance ingilizce tanımı, definition of Encumbrance

Encumbrance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A clog. An impediment. [Bakınız: Incumbrance]. That which encumbers. A burden which impedes action, or renders it difficult and laborious.