Encumbrancer türkçesi Encumbrancer nedir

Encumbrancer ingilizcede ne demek, Encumbrancer nerede nasıl kullanılır?

Without encumbrance : Çocuksuz. Bağlantısız. Üzerinde ipotek veya rehin bulunmayan.

Encumbrance : Taahhüt. Yükümlülük. Takyid. Yük. Başkasının taşınmazı üzerinde, onun değerini azaltan ve bir kimsenin yararlandığı, geçme, ışık alma, yapı desteği gibi kullanma hak ve ayrıcalığı. Yükümlenim hakkı. Masraf. Sorumlu olunan kişi (çocuk). Sorumlu olunan kişi. Borç.

Encumbrances : Engel. Yük. Borç. Sorumluluk. Yükümlülük. Sorumlu olunan kişi. Engeller. İpotek.

Without encumbrances : Bağlantısız. Çocuksuz.

İngilizce Encumbrancer Türkçe anlamı, Encumbrancer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Encumbrancer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beneficiary : Çek veya poliçenin ödeneceği, belgenin üzerinde adı yazılı olan kişi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Elde eden kimse. Kar eden kimse. Güvence ödeği, belgit ve benzeri değerlerden yararlanan kişi. herhangi bir nedenle başkasının iyeliğinde ve elinde bulunan nesnenin iyesi. bir hak, ayrıcalık ya da yarar iyesi. kendi yararı için üçüncü bir kişiye taşınır ya da taşınmaz malını veren ya da iyelendiren kişi. Yararlanan. Faydalanıcı. Lehdar. Yararlanan kimse.

 

Obligee : Borçtan yararlanan. Lehdar. Başkasına borç para ya da başka bir şey veren kişi. herhangi bir veriyi ve özellikle ödeneği istemeğe hakkı olan kişi.

Dead weight : Net ağırlık. Ağırlık. Boş ağırlık. Ağır yük. Boş ağırlığı. Kesilmiş hayvanın ağırlığı. Taşıt darası. Çok ağır şey. Yüksüz ağırlık. Ölü gibi ağır şey.

Onus : Yük. Külfet. Mesuliyet. Sorumluluk. İspat zorunluluğu. Yükümlülük. Görev.

Pill : İzmarit. Pilul. Doğum kontrol hapı. Kıl. Gıcık kimse. Pil. Makineli tüfek yuvası (kule). Hapa dönüştürmek. Sıkıcı tip.

Concern : Hakkında olmak. Firma. Ait olmak. İlgili olmak. İlgilendirmek. Endişe uyandırmak. Sorun. Kaygı. Alakadar etmek. İlgilenmek.

Creditor : Kredi açan kuruluş. Başkasına borç para ya da başka bir şey veren kişi. herhangi bir veriyi ve özellikle ödeneği istemeğe hakkı olan kişi. Kredi sağlayan. Borç veren. Kredi açan kimse. Kredi açan (kişi veya kurum). Kredi veren kimse. Veren. Kredi veren.

Hitch : Bağlamak. Aksaklık. İp ile bağlamak. Engel. Aksama. Topallamak. Çekiverme. Aksilik. Çekme. Takmak.

Payees : Alacaklı kişi. Kendisine ödenecek olan kişi. Alacaklı taraf. Ödemenin yapıldığı kişi. Ödeme yapılan kişi. Hamil. Ödeme yapılan kimse.

Clog : Pıhtılaşmak. Tıkamak. Nalın. Sıkıntı vermek. Doldurmak. Köstek vurmak. Dolmak. Terlik. Tıkanmak. Kösteklemek.

Encumbrancer synonyms : unpaid, speed bump, beneficiaries, incumbrance, encumbrance, imposition, obstructor, hinderance, claimants, creditors, load, payee, eligible, title holder, preventative, worry, obstruction, hindrance, obstructer, person entitled, impediment, burden, impedimenta, demander, alienee, preventive, interference, part owner, vexation, alienees, debtee, headache, fardel.

Encumbrancer ingilizce tanımı, definition of Encumbrancer

Encumbrancer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Same as Incumbrancer.