Engine türkçesi Engine nedir

  • Lokomotif.
  • Makine.
  • İtfaiye arabası.
  • Cihaz.
  • Motor.
  • Makine takmak.
  • Alet edevat.
  • Taşıt motoru.
  • Motor egzos gazı.
  • Motor numarası.
  • Bir yakıtın kimyasal erkesini yanma yoluyla mekanik erkeye dönüştüren aygıt.

Engine ile ilgili cümleler

English: Ali turned off the engine and shut off the headlights.
Turkish: Ali motoru kapattı ve farları kapattı.

English: I felt the engine running.
Turkish: Motor çalışırken hissettim.

English: A steam engine is a machine by means of which heat is transformed into work.
Turkish: Bir buhar makinesi onun vasıtasıyla ısının işe dönüştürüldüğü bir makinedir.

English: He stalled the engine three times.
Turkish: Üç kez motoru durdurdu.

English: He contrived a new engine that does not use gas.
Turkish: O, benzin kullanmayan yeni bir motor icat etti.

Engine ingilizcede ne demek, Engine nerede nasıl kullanılır?

Engine block : Motor bloku. Motor bloğu. Makine gövdesi. Makine bloğu. Silindir bloku. Motor gövdesi. Makine bloku.

Engine bonnet : Motor kaputu.

Engine breakdown : Motor bozulması. Motorun bozulması. Motor arızası.

Engine builder : Motor montörü.

Engine driver : Operatör makinist. Makinist.

Engine output : Motor verimi. Motor gücü. Motor çıkışı.

Engine oil : Motoryağı. Motor yağı.

Engine fumes : Egzos dumanı.

 

Engine failure : Bir motorun bozulması. Motor arızası. Motor bozulması.

Engine manual : Motor el klavuzu. Bir motorun yapısını ve çalışma prensibini tanımlayan teknik kitapçık.

İngilizce Engine Türkçe anlamı, Engine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Engine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contrivances : Tertip. Mekanizma. Hüner. İcat. Kurma. Entrika. İcat yapmak. Buluş. Düzenek.

Paraphernalia : Kişisel eşyalar. Donatı. Teçhizat. Kişisel eşya. Takım taklavat. Araç gereç. Özel eşyalar. Öteberi. Alet edavat.

Instr : Alet-edevat. Müzik aleti. Enstrüman. Donanım. Aygıt. İnstrument (alet). Alet. Tool.

Cause : Hedef. -e neden olmak. Sebeb. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. Doğurmak. Sebebiyet vermek. İlke. Sebep. Sebep vermek. Dava.

Tract : Broşür. Alan. Dini risale. Arazi. Makale (özellikle din veya siyaset konusunda bir). Jüye. Risale. Bölge. Toprak.

Motorboat : Motorbot. Motorlu tekne. Sürat teknesi. Deniz motoru. Motorlu gemi. Motorlu kayık. Hız botu. Akaryakıtla işleyen basit balıkçı teknesi. Motorlu bot.

Machinery : Düzenek. Sahnede kullanılan her türlü aygıt. Makinalar. Oluş işleyiş biçimi. Sistem. Makineler. Çark. Mekanizma. Sahne aygıtı.

 

Motor launch : Motor yardımıyla suya indirme. Motorbot. Gezi motoru. Motorlu sandal.

Camshaft : Dağıtım dingili. Kam şaftı. Ekzantirik mil. Eksantrik mili. Motor kapaçlarını yöneten buruncukları taşıyan dingil. Kamın takılı olduğu şaft. Kam mili. Kemşaft.

Gear : Yönelmek. Oturtmak. Pılı pırtı. Eşya. Çark dişleri birbirine geçmek. Vites. Dişli. Ayarlamak. Çalışma.

Engine synonyms : geartrain, causal agent, power train, reaction propulsion engine, causal agency, motorbike, fire engine, heat engine, appliance, motor, locoing, motored, motorbikes, gismos, car, device, railway engine, automobile engine, trousseau, enginery, donkey engine, power engine, gismo, appliances, machines, synchronous motor, combustion, fire truck, machine, fire fighters carrier, gearing, auxiliary engine, appurtenances.

Engine ingilizce tanımı, definition of Engine

Engine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : .) Natural capacity. (Pronounced, in this sense, &?. &?. &?. &?. Ability. Skill. To assault with an engine.