Ensorcel türkçesi Ensorcel nedir

Ensorcel ingilizcede ne demek, Ensorcel nerede nasıl kullanılır?

Ensorceled : Meftun olmuş. Büyü yapılmış. Hayran olmuş. Büyülenmiş. Çıldırmış. Kendinden geçmiş. Aklı başından alınmış. Cezbolmuş.

Ensorcels : Kendinden geçirmek. Büyü yapmak. Meftun etmek. Teshir etmek. Aklını başından almak. Hayran etmek. Büyülemek. Cezbetmek. Çıldırtmak.

Apparatus suspensorius lentis : Apparatus suspensoryus lentis. Zonula silyaris.

Apparatus suspensorius mammarius : Apparatus suspensoryus mammaryus. Memenin asıcı aygıtı.

Armed forces censorship : Silahlı kuvvetler sansürü.

Calculus of tensors : Gereyler işlencesi. Tensörler hesabı.

Censor title : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Denetleme belgesi. Bir filmin denetlemeden geçtiğini, serbestçe oynatılabileceğini belirtmek üzere verilen belge. (genellikle filmin başında da yer alması zorunlu kılınır).

Censor board : Olağanüstü durumlarda ya da kimi ülkelerde olağan olarak tiyatro metinlerini inceleyen ve oynanıp oynanmayacağına karar veren kurul. Sıkıdenetim kurulu.

Censorable : Silinebilir veya bloke edilebilir. Sansürlenebilir.

Censor : Denetçi. Sansürlemek. Denetlemek. Sanat, yazın yapıtlarının yayımından önce denetlenmesi. Sansür uygulamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sansür etmek. Denetleme kurulu üyesi. Herhangi bir tiyatro yapıtını, öndenetim ya da sıkıdenetim tarafından yasaklamak. Denetleme işini gerçekleştirmek.

 

İngilizce Ensorcel Türkçe anlamı, Ensorcel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ensorcel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Allure : Ayartmak. Baştan çıkarmak. Çekici. Aklını başından almak (argo terim). Cazibe. Aklını çelmek. Çekmek. Albeni.

Beguile : Çekmek. Kandırmak. Ayartmak. Nasıl geçtiğini anlamamak. Eğlendirmek. Hoşça geçirmek. Aklını çelmek. Saptırmak.

Execute : Gerçekleştirmek. İfa etmek. Düzenlemek. İnfaz etmek (bir yargıyı). Yerine getirmek. Sergilemek. Yapmak. İnfaz etmek. Çalmak.

Bedazzle : Göz kamaştırmak. Gözünü kamaştırmak. Büyülemek (argo terim). Şaşırtmak.

Attract : Celp etmek. Kendine çekmek. Çekmek (çekici olma vb). Cazip gelmek. Çekmek. Mıknatısın demir tozlarını çekmesi.

Obligate : Zorlamak. Obligat. Bağlamak. Zorunlu. Bağlı. Mecbur etmek. Mecbur. Zorunlu hale getirmek. Zorunda bırakmak. Borç altına sokmak.

Drive somebody wild : Azdırmak. Deli etmek.

Enchains : Kendine bağlamak. Zincirlemek. Zincirle bağlamak. Zincire vurmak. Zincir ile bağlamak.

Enrapture : Sevince boğmak. Mest etmek. Coşturmak. Aşka getirmek. Gaşyetmek.

Run : Kaçakçılığı yapmak. Otlatmak. Çalıştırmak. Yayınlamak. Yönetmek. Götürmek. Geçiş. Oynatmak. Yürürlükte olmak. Koşmak.

Ensorcel synonyms : wowed, cast a spell over, intoxicates, carry away, captivate, impose, drive somebody up the wall, bait, bewitch, fascinate, ectasize, captivated, allude, deranges, ravished, baited, bewitches, allures, enamor, enamors, enamouring, enraptures, ensorcels, enchain, enraptured, glamorise, allured, enamour, glamorized, oblige, accite, cast a spell on, dazzle.

 

Ensorcel zıt anlamlı kelimeler, Ensorcel kelime anlamı

Exempt : Gümrük bildirmeliğinde sıfır olan vergi oranı. yurda, kesin olarak ve gümrük vergisi alınmadan sokulan mal. Hariç tutulmuş. Hariç. Dışında bırakmak. Muaf. Özgür. Çürüğe çıkarmak. Hariç tutmak. Bağışık. Muaf tutmak.

Unenforced : Uygulanmamış. Yürürlüğe konmamış.