Entertain türkçesi Entertain nedir

Entertain ile ilgili cümleler

English: If the students are bored, they will find ways to entertain themselves.
Turkish: Öğrenciler sıkılırlarsa kendilerini eğlendirmek için yollar bulurlar.

English: Now let me entertain you with music.
Turkish: Şimdi sizi müzikle eğlendireyim.

English: They put on a show to entertain their teachers.
Turkish: Onlar öğretmenlerini eğlendirmek için bir gösteri koydular.

English: Ali certainly knows how to entertain people.
Turkish: Ali kesinlikle insanları nasıl eğlendireceğini biliyor.

English: Let me entertain you.
Turkish: Sizi ağırlamama izin verin.

Entertain ingilizcede ne demek, Entertain nerede nasıl kullanılır?

Entertain a great deal : Sık sık konukları ağırlamak.

Entertain a hope : Ümit etmeye devam etmek. Kalbinde bir rüyayı yaşatmak.

Entertain a motion : Başkan bir teklifi kabul edip kurula sunmak.

Entertain an idea : Fikri olmak. Bir fikir üzerinde düşünüp taşınmak. Olasılığı hesaplamak. Kavramı görüşleri düşünmek.

Entertain hopes : Ümide kapılmak.

Entertainment : Alem. Görünç. Ziyafet. Eğlence. Ağırlama. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Balo. Gösteri. Eğlendirici oyun. Seyirciyi oyalamak, avutmak, ona hoşça vakit geçirmesini sağlamaktan başka ereği olmayan oyun türü.

 

Entertainment business : Halkın beğenisi veya eğlencesi için gösteriler sergileme işi. Eğlendirme işi. Eğlence işi. Gösteri işi.

Entertained a pleading : Bir görüşle aynı fikirde olma (hukuk terimi). Bir iddaayı kabul etme. Bir kanıtı kabul etme. Bir davayı kabul etme.

Entertaining : Eğlendirme. İzaz. Eğlenceli. İlginç. Eğlendirici. Ahenkli. Eğlence.

Entertainers : Ağırlayan kimse. Eğlendiren kimse. Gösterici.

İngilizce Entertain Türkçe anlamı, Entertain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Entertain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Condoled : Taziyede bulunmak. Taziyelerini sunmak. Teselli etmek. Acısını paylaşmak. Acıya katılmak. Baş sağlığı dilemek. Başsağlığı dilemek.

Realized : Anlamak. Kar etmek. Farketmek. Kavramak. Uygulamak. Kazanmak. Farkına varmak. Realize edilmiş. Gerçekleştirmek.

Host : Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı. a. bk. arakonakçı, son konakçı. Barındırmak. Bir parazitin veya enfeksiyöz etkenin hayatının tümünü veya bir kısmını içerisinde veya üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını veya korunmasını sağladığı hücre veya organizma. enfekte olmuş canlı. Konak. Bir parazitin hayatının tümünü veya bir kısmını içerisinde veya üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını veya korunmasını sağladığı organizma, konakçı. Evsahipliği yapmak. Ordu. Evsahibi. Takdimci.

Harboured : Sığınmak. Korumak. Barındırmak. Gütmek. Barınmak. Yataklık etmek. Saklamak. Beslemek. Liman.

 

Harbour : Yataklık etmek. Gütmek. Gemilerin yolcu indirip-bindirme, yükleme-boşaltma, bağlama ve beklemelerine elverişli yeterli su derinliğine sahip, teknik ve sosyal altyapı tesisleri, yönetim, destek, bakım-onarım ve depolama birimleri bulunan doğal veya yapay olarak rüzgar ve deniz tesirlerinden korunmuş kıyı yapıları. Demir atmak. Saklamak. Liman. Sığınak. Beslemek. Barınak.

Condoles : Acısını paylaşmak. Başsağlığı dilemek. Teselli etmek. Acıya katılmak. Taziyelerini sunmak. Taziyede bulunmak. Baş sağlığı dilemek.

Socialize : Kamulaştırmak. Devletleştirmek. Sosyalleşmek. Toplumsallaştırmak. Sosyalleştirmek. Sohbet etmek. Kaynaşmak.

Think about : Hakkında düşünmek. Düşünmek (bir şey yapmayı). Aklına gelmek. İçinden geçirmek. -i iyice düşünmek. Tasarlamak. Düşünmek. Uzun uzun düşünmek. Aklına getirmek. Üzerine düşünmek.

Cheer : Cesaretlendirmek. Yardım etmek. Teşvik etmek. Bağırış. Destekleyici şekilde bağırmak. Keyiflendirmek. Neşe. Ferahlamak. Keyif.

Embroiders : Allayıp pullamak (argo terim). Hayalinden bir şeyler katarak anlatılanı süslemek. Allayıp pullamak. Nakışla süslemek. Ballandırmak. İşleme. Üzerine nakış işlemek. Şişirmek. Süslemek. Abartmak.

Entertain synonyms : feting, fete, feasts, realise, gain time, embroider, dine, disport, entertains, socialise, entertained, contemplate, divert, proffer, springs, humor, discount, amuses, realizing, dines, detains, beguiles, condole, comforts, console, treated, fetes, cheer up, humoring, lodged, offer, detain, dined.

Entertain ingilizce tanımı, definition of Entertain

Entertain kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To harbor. To keep. To take or keep in one`s service. To support. As, he entertains generously. To receive, or provide entertainment for, guests. Entertainment. To be at the charges of. To maintain.