Entices türkçesi Entices nedir

  • Akıl çelmek.
  • Kandırmak.
  • İkna etmek (tatlılıkla kötü bir şey yapmaya).
  • Gönül çelmek.
  • Tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya).
  • Baştan çıkarmak.
  • Ayartmak.
  • İkna etmek.

Entices ile ilgili cümleler

English: Some electricians learn their trade within an apprenticeship system instead of going to college.
Turkish: Bazı elektrikçiler üniversiteye gitme yerine çıraklık sistemi içinde mesleklerini öğrenirler.

Entices ingilizcede ne demek, Entices nerede nasıl kullanılır?

Apprentices : Acemi. Çıraklar. Çırak.

Apprenticeship : Staj. Çıraklık. Çıraklık dönemi. Çıraklık eğitimi. Stajyerlik.

Apprenticeship education : Çıraklık eğitimi. Çalışmak isteyen gençleri belli sanat dallarına hazırlamak için düzenlenen, genellikle sanat okullarının, resmi ve özel sanat kurslarının, işyerlerinin ortak çabalarıyle gerçekleşen eğitim.

Apprenticeship law : Reşit olmayanları çalıştırmayı düzenleyen kanun. Çıraklık kanunu.

Apprenticeships : Çıraklık eğitimi. Çıraklık. Staj. Stajyerlik. Çıraklık dönemi.

Enticements : Çekici ancak tehlikeli şey. Cazibe. İkna. Kandırma. Çekicilik. Baştan çıkarma. Ayartma.

Entice : Baştan çıkarmak. Akıl çelmek. Tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya). İkna etmek. Ayartmak. Gönül çelmek. Kandırmak. İkna etmek (tatlılıkla kötü bir şey yapmaya).

 

Enticer : Baştan çıkartan veya tahrik eden şey veya kimse. Ayartan. Ayartan şey veya kimse. Gönül çelen.

Entice away : Kaçmaya razı etmek. Ayartıp eşinden vb kopartmak. Baştan çıkarmak. Aklını çelmek. Tatlı sözlerle ayartmak. Ayartmak.

Enticers : Ayartan. Baştan çıkartan veya tahrik eden şey veya kimse. Ayartan şey veya kimse. Gönül çelen.

İngilizce Entices Türkçe anlamı, Entices eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Entices ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Delude : Avutmak. Göz boyamak. Gözünü boyamak. Aldatmak. İğfal etmek. Yanıltmak.

Bilk : Dolandırmak. Hile. Aldatmak. Dubara. Borç takmak. Dolandırıcı. Ödememek.

Assures : İnandırmaya çalışmak. Güven vermek. Söz vermek. Sağlamak. Sigorta etmek. Garanti etmek. Temin etmek. İnandırmak. Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle). Sağlama bağlamak.

Arguing : Münakaşa etmek. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Belli etmek. Tartışmak. Göstergesi olmak. İtiraz etmek. İspatı olmak. Görüşmek. İddia etmek.

Beguile : Eğlendirmek. Aklını çelmek. Saptırmak. Cezbetmek. Nasıl geçtiğini anlamamak. Hoşça geçirmek. Aldatmak. Büyülemek.

Allures : Büyülemek. Aklını çelmek. Çekici. Çekmek. Albeni. Çekme. Cezbetmek. Aklını başından almak.

Debauches : Bozmak. Baştan çıkartmak. Geçersiz kılmak. Doğru yoldan saptırmak. Kötü yola düşürmek. Ahlakını bozmak. Kötü yola sevk etmek. Sefahat. Azdırmak.

Corrupts : Mahvetmek. Bozmak. Bulaştırmak. Rüşvet vermek. Çürütmek.

 

Baited : Rahatsızlık verilmiş. Baştan çıkarılmış. Yem takmak. Kızdırılmış. Cezp edilmiş. Canı sıkılmış. Cezbetmek. Rahatsız edilmiş. Taciz etmek.

Bring over : Razı etmek. Karşıya geçirmek.

Entices synonyms : bring, allude, assure, brings, entice, argue somebody into something, befooling, assuring, depraves, argue, allure, bribe, deprave, full, argued, bring around, allured, argues, depraving, bamboozling, befooled, seduce, bait, integral, entice away, beguiles, bring home, carrying away, intact, seduces, carry away, enticed, total.

Entices zıt anlamlı kelimeler, Entices kelime anlamı

Fractional : Cüzi. Çok ufak. Küçücük. Azıcık. Kesirlere ait. Kademeli. Kesirli. Önemsiz. Kesri. Çok küçük.