Equalities türkçesi Equalities nedir

Equalities ingilizcede ne demek, Equalities nerede nasıl kullanılır?

Inequalities : Farklılık. Değişkenlik. Sapma. Eşitsizlik. Düzensizlik.

System of inequalities : Eşitsizlikler sistemi.

Equalitarian : Eşitlikçi. Eşitlik yanlısı. Eşitlik yanlısı kimse.

Equalitarianism : Eşitlikçilik. Eşitçilik. İnsanların doğal olarak eşit olduklarını ileri süren toplumbilim görüşü. insanların özellikle hukuk, siyasa ve ekonomi bakımından eşitliğini isteyen öğreti.

Equality : Müsavat. Eşitlik. Seviye. Denklik. Üzerinde aynı işlemi uygulama. Aynılık. Akranlık. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Eşlik. İnsanların iktisadi, toplumsal, hukuksal vb. bakımlardan eşit olmaları gerektiğini ileri süren öğretiler.

Equality of scale units : Ölçek birimlerinin eşitliği. Bir ölçeği oluşturan ardıl birimler arasında ölçüm ayrımlarını karşılaştırmaya elverecek biçimde eşit aralıkların bulunması.

Equality of rights : Önceliklerin eşitliği. Hakların eşitliği. Ayrıcalıkların eşitliği. Herkes için aynı haklar.

Equality relation : Eşitlik bağıntısı.

Equality constraint : Eşitlik kısıtı.

Equality before the law : Kanun önünde eşitlik. Hukuk önünde eşitlik. Hukukta eşitlik. Yasalar önünde eşitlik. Yasa önünde eşitlik. Kanunlar önünde eşitlik.

 

İngilizce Equalities Türkçe anlamı, Equalities eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Equalities ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attendance : Hizmet. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Katılım. İzleyici sayısı. Devam etme. Bulunan kişilerin sayısı. Gitme. Düzenli olarak gitme. İlgilenme. Bakım.

Peering : Trafik değiş tokuşu. Üreten tüketicilerce gerçekleştirilen üretim. Dikkatle bakmak. Katılıma açık üretim. Çok sayıda insan tarafından gerçekleştirilen üretim. Kolektif üretim. Belli belirsiz görünmek. Bir parça görünmek.

Company : Arkadaşlık. Belli sayıda oyuncu, tasarımcı, uygulayımcı ve uzmandan kurulu yerleşik ya da gezici tiyatro topluluğu. Dost. Misafir. Şirket. Ortaklık. Arkadaş. Tayfa. Grup. Arkadaşlar.

Equivalence : Eşdeğer. Karşılığı olma. Eşdeğerlik. Bir atom kümesi ya da kökün göreceli olarak birleşme gücü. Tekabül.

Identities : Kimlikler. Kimlik. Kişilik. Benzerlik. Özdeşlik. Hüviyet.

Consociation : Yoldaşlık. Dost birliği. Arkadaşlık. İttifak.

Companies : Misafir. Ortaklık. Şirket. Tayfa. Birlik. Topluluk. Toplantı. Bölük. Şirketler.

Companionship : Dostluk. Arkadaş sevgisi. Refakat. Yoldaşlık. Arkadaşlık.

Waitings : Hizmet. Bekleme. Bekleyiş. Bekleniyor. Bekliyor. Temkinli. İhtiyatlı. Refakat.

Concomitance : Eşlik etme. Konkomitans. Beraberinde olma. Birlik.

Equalities synonyms : leveled, uniformness, equivalency, homologies, sameness, equation, balances, equivalences, evenness, plane, egalites, convoy, grade, equivalent, egalitarianism, attendances, standards, parity, liquid, equity, balance, equilibrium, level, egalite, equalization, equivalents, waiting, planes, equations, equalisation, uniformity, convoys, uniformities.