Equate türkçesi Equate nedir

  • Müsavi kılmak.
  • Eşit olmak.
  • Eşit tutmak.
  • Eşitlemek.
  • Kıyaslamak.
  • Eşit saymak.
  • Denklem kurmak.
  • Aynı kefeye koymak.
  • Denklem ile göstermek.
  • Dengelemek.
  • Eşit yapmak.
  • İle eşit saymak.

Equate ile ilgili cümleler

English: His vocabulary is inadequate.
Turkish: Onun kelime dağarcığı yetersiz.

English: Everyone has the right to a standard of living adequate for the health and well-being of himself and of his family, including food, clothing, housing and medical care and necessary social services, and the right to security in the event of unemployment, sickness, disability, widowhood, old age or other lack of livelihood in circumstances beyond his control.
Turkish: Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.

English: Do you have adequate money for the trip?
Turkish: Gezi için yeterince paran var mı?

English: He took adequate clothes for a weekend trip.
Turkish: Hafta sonu gezisi için yeterince kıyafet aldı.

English: You can't equate nationalism with fascism.
Turkish: Milliyetçilikle faşizmi bir tutamazsın.

 

Equate ingilizcede ne demek, Equate nerede nasıl kullanılır?

Equated : Ortalama.

Equates : Aynı kefeye koymak. Müsavi kılmak. Eşitlemek. Dengelemek. Denklem ile göstermek. Eşit olmak. Eşit tutmak. İle eşit saymak. Kıyaslamak. Denklem kurmak.

Adequate : Münasip. Ehven. Elverişli. Yeter. Kifayetli. Kafi. Yeterli. Uygun.

Adequate compensation : Uygun zarar bedeli. Uygun geri ödeme. Yeterli tazminat. Yeterli mükafat.

Adequate consideration : Yeterli oranda düşünme. Yeterli derecede düşünme. Yeterli oranda karşılığını vermek. Yeterli tazminat. Yeterli ivaz veya bedel.

Inadequate instrument : Yetersiz araç. Ölçüye vurulan konuda bireyler ya da nesneler arasındaki gerçek ayrımların yanı sıra içerdiği sınarların niteliğine bağlı değişkenliği de yansıtan ya da güvenilir ve geçerli ölçümler yapamayan ölçme aracı.

Adequate remedy : Uygun çözüm yolu. Yapılmış zarar için yeterli tazminat.

Inadequate : Yeterli değil. Liyakatsiz. Kıt. Noksan. Yetersiz. Kifayetsiz. Eksik. Elverişsiz.

Exequateur : Konsolos beratı.

Be adequate : İhtiyacı karşılamak.

İngilizce Equate Türkçe anlamı, Equate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Equate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be : Bulunmak. Var olmak. Durmak. -dır. Mal olmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Berylliumb (berilyum). Olmak. -di. Kalmak.

Cancel : Feshetmek. Bulgu ya da markanın, yasalarda gösterilen koşullara uygun olarak kaydını silmek. Nötrleştirmek. Üstünü çizmek. Silme. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Vazgeçmek. Kaldırmak. Kaydını silmek.

 

Counterpoised : Denkleşmiş. Karşılamak. Eşit kuvvetle karşı koymak. Denkleştirilmiş.

Counterpoise : Denge ağırlığı. Karşı etki yapmak. Denge. Tay. Karşı ağırlık. Eş ağırlık. Karşılamak. Eşit kuvvetle karşı koymak. Denk.

Class with : Karşılaştırmak. Benzetme yapmak.

Equalize : Tesviye etmek. Denkleştirmek. Eşitlik sağlamak. Eşit kılmak. Balans ayarını yapmak. Beraberliği sağlamak. Egale etmek.

Compensate : Yerini tutmak. Tazminat ödemek. Telafi etmek. Denkleşmek. Acısını telafi etmek. Denklemek. Karşılamak. Ödünlemek.

Equalise : Balans ayarını yapmak. Beraberliği sağlamak. Egale etmek. Eşit kılmak. Eşit duruma gelmek (ayrıca equalize). Özdeş yapmak. Eşitlik sağlamak. Tesviye etmek.

Consider : Gözü ile bakmak. Durumu değerlendirmek. Göz önünde bulundurmak. Üzerine düşünmek. İyice düşünüp taşınmak. Hesaba katmak. Bilmek. Saygı göstermek. Addetmek. Düşünmek.

Compensated : Tazmin etmek. Telafi edilmiş. Telafi etmek. Yerini tutmak. Telafi edilen. Denkleşmek. Karşılamak. Denklemek. Tazmin edilir. Kompanse.

Equate synonyms : amount, compensates, counterpoises, compares, answer, equating, equalising, liken, equalized, amounted, countervailed, be on a par with, balance out, compare, balance the budget, check against, contain, equalises, cancel out, parallels, parallelled, be tantamount to, paralleling, amounting, be equal, paralleled, come up to, equal, equalised, countervails, equates, analogise, parallel.

Equate zıt anlamlı kelimeler, Equate kelime anlamı

Differ : Ters düşmek. Ayrılmak. Benzememek. Farlı düşünmek. Ayrıcalık göstermek. Farklı düşünmek. Farklı olmak. Değişiklik göstermek. Anlaşamamak. Aynı fikirde olmamak.

Equate ingilizce tanımı, definition of Equate

Equate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make such an allowance or correction in as will reduce to a common standard of comparison. As, to equate payments. To reduce to an average. To equate lines of railroad for grades or curves. Equated distances. To reduce to mean time or motion. To make equal.