Erupt türkçesi Erupt nedir

Erupt ile ilgili cümleler

English: The volcano may erupt at any moment.
Turkish: Volkan her an patlayabilir.

English: I have a skin eruption.
Turkish: Deri döküntüm var.

English: OMG, the volcanic eruption was HUGE!
Turkish: Aman tanrım, volkan patlaması devasaydı.

English: In 1918, revolts due to the price of rice erupted all around the country.
Turkish: 1918 yılında, pirinç fiyatından kaynaklanan ayaklanmalar tüm dünyada patlak verdi.

English: Famine followed upon the eruption of the volcano.
Turkish: Yanardağ patlamasını kıtlık izledi.

Erupt ingilizcede ne demek, Erupt nerede nasıl kullanılır?

Erupted : Patlamış. Patlak vermek. Patlayıp çıkmış. Fışkırmak. Püskürmüş. İndifa etmiş. Patlamak. Çıkagelmek. Püskürmek. Çıkmak.

Erupting : Püskürmek. Patlak vermek. Patlama. Patlama (yanardağ vb). Çıkagelmek. Çıkmak. Patlamak. Fışkırmak.

Eruption : Püskürme (yanardağ). Püskürme. Magmanın, az ya da çok miktarda gazlarla yeryüzüne çıkması. Tezahür, kızartı, kabarık. patlama, patlak verme. diş çürümesi. Döküntü. Erüpsiyon. Patlak verme. Patlama. Kızamık vb dökme. Kabarma.

 

Eruption center : Püskürme merkezi. Püskürme özeği. Yeryüzünde, yanardağ püskürmelerinin ya da patlamalarının olduğu nokta.

Eruption channel : Yanardağlarda gazların çıkması ve patlamasıyle oluşmuş, magma haznesini yanardağın ağzına bağlayan kanal. Yanardağ bacası.

Eruptives : Püsküren. Patlayan. Patlayıcı. Püskürük. İndifai.

Eruptively : Püskürerek. Patlayarak. Patlayıcı bir şekilde. Fırlayarak. İndifa ederek. Kahkahayı veya yaygarayı basma eğilimi ile. Patlayan veya püsküren bir tarzda.

Erupts : Patlak vermek. Patlamak. Fışkırmak. Püskürmek. Çıkmak (yangın). Çıkmak. Püskürmek (yanardağ veya volkan). Erüpt. Ateş almak. Çıkagelmek.

Eruption of rage : Öfke patlaması. Şiddet patlaması. Öfke nöbeti.

Eruptive rock : Erüptif kayaç. Püskürük kayaç.

İngilizce Erupt Türkçe anlamı, Erupt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Erupt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Detonated : İnfilak etmek. Patlatmak.

Kindles : Yanmak. Canlanmak. Tutuşturmak. Alevlendirmek. Parlamak. Yakmak. Uyanmak. Uyandırmak. Tutuşmak.

Burst into flames : Çabucak alev almış. Tutuşmuş. Tutuşan. Alev almak. Tutuşmak.

Blow out : Püflemek. Üfleyip söndürmek (mum). Üfleyerek söndürmek. Üfleyip söndürmek. Atmak (sigorta). Üflemek. Sönmek. Dinmek (fırtına). Kaçak.

Climbs : Sarılarak tırmanmak. Güçlükle çıkmak. Aşama kaydetmek. Tırmanmak. Yükselmek. Tırmanma. Tırmanış. Yokuş.

Catch fire : Alev almak. Yanmak. Tutuşmak. Alevler içinde kalmak.

Explodes : Yanlış olduğunu göstermek. Köpürmek. Bozmak. Yıkmak. Havaya uçurmak. Patlatmak. Çürütmek. Patlama yapmak.

 

Belch out : Kusmak. İstifra etmek.

Ejaculates : Bağırmak. Dışarı atmak. Boşalmak. Boşaltmak. Birdenbire yüksek bir sesle söylemek. Haykırmak. Fışkırtmak. Beli gelmek. Fırlatmak.

Fires : İşten kovmak. Soruvermek. Yangınlar. Kovmak. Çalışmak (motor vb.). İşten çıkarmak. Ateşlemek. Isıtmak. Soru yağmuruna tutmak.

Erupt synonyms : blows, ascended, break open, ascends, absent oneself, outcrop, misfire, roll up, blow up, kindled, shown up, spewed, ejaculating, spewing, ejaculated, bursts, eructates, go off, erupting, irrupt, turn up, burst out, breaking out, start, ejaculate, deepen, belches, outcrops, spew, intensify, broken through, erupts, come about.

Erupt zıt anlamlı kelimeler, Erupt kelime anlamı

End : Sonuca ulaşmak. Amaç. İzmarit. Bitim. Kalkmak. Uç çekit. Sona ermek. Son kısım. Sonuç. Akıbet.

Disappear : Gözden kaybolmak. Ortadan kaybolmak. Kaybolmak. Ortalıktan kaybolmak. Yok olmak. Aniden kaybolmak. Yitmek. Görünmez olmak. Unutulup gitmek.

Erupt ingilizce tanımı, definition of Erupt

Erupt kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cause to burst forth. To eject. As, to erupt lava. To eject something, esp. lava, water, etc., as a volcano or geyser.