Exasperate türkçesi Exasperate nedir
- Sinirlendirmek.
- Öfkeden çıldırtmak.
- Patlatmak.
- Öfkelendirmek.
- Çileden çıkarmak.
- Deli etmek.
- Damarına basmak.
- Canını sıkmak.
- Çok kızdırmak.
- Kızdırmak.
- Şiddetlendirmek.
Exasperate ile ilgili cümleler
English: Ali is getting exasperated.
Turkish: Ali bıkkın oluyor.
English: The nineties generation in tennis has been utterly useless so far, exasperated fans say.
Turkish: Teniste doksanlı nesil şimdiye kadar son derece başarısız oldu, kızgın hayranlar söylüyor.
English: To have more than one problem before him at one time makes him irritable, upset and exasperated.
Turkish: Onun önünde aynı anda birden fazla soruna sahip olmak onu sinirlendirir,üzer ve çileden çıkarır.
English: Ali looks exasperated.
Turkish: Ali usanmış görünüyor.
Exasperate ingilizcede ne demek, Exasperate nerede nasıl kullanılır?
Exasperated : Usanmış. Çileden çıkmış. Endişeli. Kızgın. Darılmış. Bıkmış. Bezgin. Kızdırılmış. Öfkeli. Tedirgin.
Exasperated him : Onu son derece kızdıran. Onu çileden çıkartan.
Exasperatedly : Kızdırılmış şekilde.
Exasperater : Sinirlendiren. Şiddetlendiren. Kızdıran. Çileden çıkartan. Öfkelendiren.
Exasperates : Sinirlendirmek. Şiddetlendirmek. Patlatmak. Damarına basmak. Kızdırmak. Deli etmek. Öfkeden çıldırtmak. Çileden çıkarmak. Canını sıkmak. Çok kızdırmak.
Exasperation : Öfke. Dargınlık. Kızgınlık. Çileden çıkma. Bıkkınlık. Hiddet.
Was exasperated : Hafakanlar basmıştı. Bezgindi. Bezmişti. Bıkmıştı.
Exasperatingly : Çileden çıkartacak şekilde. Mızmız bir şekilde. Öfkelendirecek şekilde. Kızdıracak şekilde. Sinirlendirecek şekilde. Tedirgin ederek. Şiddetlendirecek şekilde. Son derece asab bozucu bir şekilde. İrrite ederek. Sırnaşarak.
Exasperating : Kızdırma. Çileden çıkaran. Öfkelendiren. Rahatsız edici.
İngilizce Exasperate Türkçe anlamı, Exasperate eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Exasperate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Alter : Başkalaşmak. Başkalaştırmak. Değişim geçirmek. Hadım etmek (hayvan). Hadım etmek. Evirmek. Değişmek. Başka türlü olmak. Kısırlaştırmak.
Exacerbating : Daha beter etme. Azdırmak. Kötüleştirmek. Kızıştırma. Kızdırma. Sinirlendirme. Şiddetlendirme.
Drive crazy : Çıldırtmak. Delirtmek.
Draw blood : Kan almak. Bir kimseyi duygusal veya fiziksel olarak incitmek. Bir kimsenin damarlarından kan almak (şırınga ile). Kan çekmek. Canını yakmak. Kan akıtmak. Kanatmak. Kanamasına neden olmak (silah yumruk vs ile).
Deal : Davranmak. İlgilenmek. Vermek. İş. Değinmek. Vurmak. Kağıt dağıtmak. İş yapmak. Anlaşma.
Deviling : Çizgileme. Bir avukata vekalet verme. Avukat stajeri olarak çalışmak. Yazar çırağı olarak çalışmak. Rahatsız etmek. Baharatlı ve acılı pişirmek. Makinede parçalamak (bez, kagit).
Clout : Nüfuz. Prestij. Çakmak. Vurmak. Güç. Paçavra. Darbe. İndirmek. İndirmek (argo terim).
Busted : Yakalanmış (suçlu). Tartışmak. Sona ermek. Tutuklanan. Kırılmış. Becerememek. İflas etmek. İflas ettirmek. Rütbe indirmek. Bozulmak.
Worsen : Daha kötü olmak. Kötüleştirmek. Daha da kötüleşmek. Daha da kötüleştirmek. Kötüleşmek. Daha kötü bir hale getirmek. Daha da kötü olmak. Fenalaşmak. Gerilemek. Kötüleşmek (hasta).
Bug : Arıza. Mikrop. Başının etini yemek. Dinleme cihazı. Tutku. Yanlış. Tahtakurusu. Virüs. Gizli dinleme aygıtı yerleştirmek. Böcek.
Exasperate synonyms : craze, clouts, bugger, inflame, rekindles, depresses, angers, annoys, exacerbate, drive somebody wild, enraging, disgruntles, maddened, impassion, egg, drive somebody round the bend, drive somebody up the wall, feeder, acerbate, burn, drive mad, impassioning, antagonises, touch a sore spot, clouted, blows, bothering, burns, rekindle, degrade, detonated, make fiercer, cast down.
Exasperate zıt anlamlı kelimeler, Exasperate kelime anlamı
Better : İyisimi. Geliştirmek. İyileştirmek. Gelişmek. İlerletmek. Daha iyi şekilde. Yakşırak. Daha iyi yapmak. Islah etmek. Daha iyi bir hale gelmek.
Soothe : Rahatlatmak. Hafifletmek. Avutmak. Yatıştırmak. Yumuşatmak. Teselli etmek. Sakinleştirmek. Teskin etmek. Dindirmek. Azaltmak.
Exasperate ingilizce tanımı, definition of Exasperate
Exasperate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To irritate in a high degree. Imbittered. Exasperated. To provoke. To enrage. To excite or to inflame the anger of. As, to exasperate a person or his feelings.

Bu kısımda Exasperate kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Exasperate ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Exasperate anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Exasperate ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.