Exclaimer türkçesi Exclaimer nedir

  • Haykıran.
  • Hayretini ifade eden.
  • Hiddetle söyleyen.
  • Ansızın bağırıp çağıran.

Exclaimer ingilizcede ne demek, Exclaimer nerede nasıl kullanılır?

Exclaimers : Haykıran kimse. Ansızın bağırıp çağıran. Hayretini ifade eden. Bağıran kimse. Haykıran. Çığlıklar atan kimse. Hiddetle söyleyen.

Exclaimed : Haykırmak. Bağırmak. Bağırıp çağırmak. Çığlık atmak. Feryat etmek. Çığlık koparmak. Diye bağırmak.

Exclaim : Diye bağırmak. Bağırıp çağırmak. Feryat etmek. Bağırmak. Haykırmak. Çığlık koparmak. Çığlık atmak.

Exclaiming : Hiddetle söyleme. Hayretini ifade etme. Haykırmak. Bağırmak. Haykırma. Ansızın bağırıp çağırma. Bağırıp çağırmak.

Exclaims : Çığlık atmak. Diye bağırmak. Bağırmak. Çığlık koparmak. Feryat etmek. Haykırmak. Bağırıp çağırmak.

Exclamative sentence : Ünlem cümlesi. Ünlem işareti ile biten cümle (gramer). İçinde ünlem bulunan veya ünlem kavramı veren cümle: || — ne görüyorum! ne görüyorum! ne süfli, ne iğrenç, ne dar, ne basık ve ne kasvetli bir alem! (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 53). ey dost, meğer ne kadar gafil ve safderun imişiz! (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., s. 52). onunki doğrudur, be orhan, inan buna!... (p. safa, biz insanlar, s. 53). hayır, ne mümkün! senin için burası bir kasvetli mahpes ise, orası elim bir menfadır. burada sıkılıyorsun, fakat orada utanacaksın! (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından: diğer nesirler, s. 102). gözlerim yaşardı. garson pilakiyi getirmişti. fasulyelere kinle, nefretle bakarak: || — ben artık yemek yiyemem ki! dedim (t. buğra, yarım diye bir şey yoktur, s. 20). ya! işte o, iş başına geldiği, meram ettiği zaman etrafındakilere böyle tahakküm ederdi! (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 59). ah, bu büyük hanım! nevnihal kalfa onu tevekkeli mi affetmiyordu (r. n. güntekin, göst. e., s. 95) vb.

 

Exclamatory sentence : Ünlem tümcesi.

Exclamations : Uyarı. Nida. Ünlem. Bağırış. Bağırma. Haykırış.

Exclamative : Ünlemlik. Ünleme ilişkin. Ünlem niteliğinde olan. Haykırışla alakalı. Ünlemle alakalı.

Exclave : Eksklav. Çevreleyen ülke. Bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası.

İngilizce Exclaimer Türkçe anlamı, Exclaimer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exclaimer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Utter : Basmak (çığlık). Buyurmak. Su katılmadık. Mutlak. Kesin. Tüm. Sapına kadar. Basmak. Söylemek. Telaffuz etmek.

Shouters : Sesini yükselten kimse. Bağıran kimse. Bağıran. Çığlık atan kimse.

Call out : Çağırmak. Yardıma çağırmak. Greve çağırmak. Seslenmek. Devreye sokmak. Göreve çağırmak. Çağırılmak. (dikkat çekmek için) bağırmak. Bağırarak söylemek. Yüksek sesle okumak.

Cry : Haykırış. Seslenmek. Bağırmak (hayvan). Ağlama. Haykırmak. Bağırmak. Ağlamak. Feryat. Haykırma. Çığlık atmak.

 

Cry out : Bağırmak. Feryat etmek. Haykırmak. Davet etmek. Şikayet etmek. Çığlık atmak. Çağırmak.

Yeller : Bağıran. Çığlık atan. Çığıran.

Hollo : Bağırmak. Bağırma.

Outcry : Bağrışma. İtiraz. Daha sesli bağırmak. Halk protestosu. Protesto. Velvele. Haykırış. Haykırma. Bağırma. Protesto (büyük çapta).

Screechers : Çığlık atan kimse. Çığlık atan. Bağıran. Feryat eden kimse. Feryad eden. Bağıran kimse. Haykıran kimse.

Call : Uyandırmak. Demek. Adamla getirtme. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Çağırmak. İddia etmek. Çağrıda bulunmak. Adlandırılmak. Telefon etmek. Ziyaret etmek.

Exclaimer synonyms : give tongue to, yellers, holler, verbalize, screecher, shout, aah, clarion, gee, scream, exclaimers, verbalise, express, yell, proclaim, screaming, promulgate, trumpet, ooh, squall, declare, shout out.

Exclaimer ingilizce tanımı, definition of Exclaimer

Exclaimer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who exclaims.