Exclave türkçesi Exclave nedir

  • Bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası.
  • Uluslararası ilişkiler alanında kullanılır.
  • Çevreleyen ülke.
  • Eksklav.

Exclave ingilizcede ne demek, Exclave nerede nasıl kullanılır?

Exclaves : Bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası. Eksklav. Başka bir ülkenin toprakları ile çevrilmiş kültürel açıdan farklı varlık veya bölge.

Exclaim : Haykırmak. Feryat etmek. Çığlık koparmak. Diye bağırmak. Bağırıp çağırmak. Çığlık atmak. Bağırmak.

Exclaimed : Bağırıp çağırmak. Bağırmak. Çığlık koparmak. Feryat etmek. Çığlık atmak. Haykırmak. Diye bağırmak.

Exclaimer : Haykıran. Ansızın bağırıp çağıran. Hayretini ifade eden. Hiddetle söyleyen.

Exclaimers : Ansızın bağırıp çağıran. Haykıran. Bağıran kimse. Çığlıklar atan kimse. Hiddetle söyleyen. Haykıran kimse. Hayretini ifade eden.

Exclamation : Uyarı. Bağırış. Ünlem. Bağırma. Nida. Haykırış.

Exclamative : Ünlem niteliğinde olan. Ünleme ilişkin. Ünlemle alakalı. Haykırışla alakalı. Ünlemlik.

Exclamation mark : Ünlem işareti. Nida işareti.

Exclaims : Diye bağırmak. Çığlık atmak. Bağırmak. Çığlık koparmak. Feryat etmek. Bağırıp çağırmak. Haykırmak.

Exclamative sentence : Ünlem işareti ile biten cümle (gramer). İçinde ünlem bulunan veya ünlem kavramı veren cümle: || — ne görüyorum! ne görüyorum! ne süfli, ne iğrenç, ne dar, ne basık ve ne kasvetli bir alem! (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 53). ey dost, meğer ne kadar gafil ve safderun imişiz! (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., s. 52). onunki doğrudur, be orhan, inan buna!... (p. safa, biz insanlar, s. 53). hayır, ne mümkün! senin için burası bir kasvetli mahpes ise, orası elim bir menfadır. burada sıkılıyorsun, fakat orada utanacaksın! (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından: diğer nesirler, s. 102). gözlerim yaşardı. garson pilakiyi getirmişti. fasulyelere kinle, nefretle bakarak: || — ben artık yemek yiyemem ki! dedim (t. buğra, yarım diye bir şey yoktur, s. 20). ya! işte o, iş başına geldiği, meram ettiği zaman etrafındakilere böyle tahakküm ederdi! (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 59). ah, bu büyük hanım! nevnihal kalfa onu tevekkeli mi affetmiyordu (r. n. güntekin, göst. e., s. 95) vb. Ünlem cümlesi.

 

İngilizce Exclave Türkçe anlamı, Exclave eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exclave ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Express : Hızlı. Açık etmek. Ekspresle göndermek (mektup). Sarih. Kesin. Açık. Süratli. Düşüncelerini belirtmek. Ekspres. Belli.

Do away with : Durdurmak. Defterini dürmek. Kaldırmak. Son vermek. Bitirmek. Feshetmek. İşini bitirmek. Öldürmek. İcabına bakmak. Ortadan kaldırmak.

Cry out : Bağırmak. Feryat etmek. Çağırmak. Haykırmak. Çığlık atmak. Şikayet etmek. Davet etmek.

Leave off : Giymemek. Abosa etmek. Bitmek. Bırakmak. Salıvermek. Takmamak. Sona ermek. Vazgeçmek. Hariç tutmak. Sonuçlandırmak.

 

Utter : Ses çıkarmak. Su katılmadık. Tam. Dile getirmek. Bütün. İfade etmek. Basmak. Telaffuz etmek. Sapına kadar. Mutlak.

Call out : Devreye sokmak. Seslenmek. Çağırılmak. Çağırmak. Yüksek sesle bildirmek. Yardıma çağırmak. Düelloya davet etmek. (dikkat çekmek için) bağırmak. Bağırmak. Bağırarak söylemek.

Leave out : Dışında tutmak. Karıştırmamak. Atlamak. Çıkarmak. Üzerinde durmamak. Unutmak. Atmak. Hariç bırakmak. Eklemeyi unutmak. Geçmek.

Gee : Allah allah. Gee sistemi. Kuku. At. Ya. Am. Vajina. Vay be.

Squall : Yaygara koparmak. Cırlamak. Cıyaklamak. Fırtına patlamak. Feryat. Fırtına çıkmak. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Feryat etmek. Ciyak ciyak bağırmak. Cıyak cıyak bağırmak.

Ooh : Sürpriz veya şaşkınlık ifade eden bağırış.

Exclave synonyms : give tongue to, elide, take out, cry, exclaves, holler, aah, shout out, hollo, yell, outcry, omit, verbalize, shout, except, verbalise, extinguish, scream, get rid of, eliminate, call.

Exclave zıt anlamlı kelimeler, Exclave kelime anlamı

Include : Kapsamak. Dahil etmek. Katmak. Yer vermek. İçermek. Kapsamına almak. Kaplamak. İçine almak.

Communicate : İçini dökmek. Geçirmek. Bağlantılı olmak. İletişime geçmek. Bitişik olmak. İblağ etmek. Bildirmek. Haberleşmek. Nakletmek. Birbirine açılmak (odalar).

Admit : İtiraf etmek. İçeriye almak. Olanak tanımak. İçeri almak. Kabul etmek. İçeriye bırakmak. Almak. Girmesine izin vermek. Teslim etmek. İzin vermek.

Exclave antonyms : let.

Exclave ingilizce tanımı, definition of Exclave

Exclave kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A portion of a country which is separated from the main part and surrounded by politically alien territory.