Leave out türkçesi Leave out nedir

  • Hariç bırakmak.
  • Unutmak.
  • Dışında tutmak.
  • -i atlamak.
  • Çıkarmak.
  • Karıştırmamak.
  • Dahil etmemek.
  • Geçmek.
  • Üzerinde durmamak.
  • Hariç tutmak.
  • Eklemeyi unutmak.
  • İhmal etmek.
  • Atlamak.
  • Atmak.

Leave out ile ilgili cümleler

English: Leave out anything that is useless.
Turkish: İşe yaramaz şeyi atın.

English: You should leave out these two lines.
Turkish: Bu iki satırı çıkarmalısın.

English: Don't leave out a single detail.
Turkish: Bir tek ayrıntıyı unutmayın.

English: You may leave out the details.
Turkish: Ayrıntıları atlayabilirsiniz.

English: I had to leave out this problem for lack of space.
Turkish: Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım.

Leave out ingilizcede ne demek, Leave out nerede nasıl kullanılır?

Leave : Terk etmek. Terketmek. Veda. Sorumluluğuna bırakmak. Ruhsat. Vazgeçmek. Bakımına bırakmak. Ayrılmak (sevgileden vb). Bırakmak. İzin.

Out : Ortaya çıkmak. Nakavt etmek. Bayılmak. Dışarı. Çıkarmak. Çıkış. Dışarıda. Dışarı atmak. Dışarı çıkarmak. Kendini belli etmek.

Leave out in the cold : Yoksaymak. Dışlamak. İlgisiz kalmak. Boş vermek. Aldırış etmemek.

Leave out of account : Hesaba katmamak. Dikkate almamak. Saymamak.

Leave a margin : Pay bırakmak. Açık kapı bırakmak. Açık kapı bırakma. Bir iş ya da işlemin gelecekte sürüp gidebilmesi için bir olanak bırakma.

 

Leave behind : Arkasında bırakmak. Unutmak (eşya). Arkada bırakmak. Terk etmek. Ardında bırakmak. Unutmak. Geride bırakmak. Geçmek. İz bırakmak.

İngilizce Leave out Türkçe anlamı, Leave out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leave out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Default on : Temerrüde düşmek. Mali acze düşmek. Acze düşmek.

Neglects : Sermek. İhmal. Asmak. Boşlamak. Aldırmamak. Savsaklamak. Bakmamak. Laçka etmek. Yapmamak.

Eliding : Kesilme. Yutmak. Yuvarlamak. Çıkartma. Telaffuz ederken atlama (harf veya hece). Kısaltma.

Bared : Açmak. Soymak. Yalın. Açılmak.

Cashiered : Kasadar. Kasa. Kovmak. Kasiyer. Veznedar. Vezneci (bankada). (özellikle ordudan) ihraç etmek. İşine son vermek.

Dispensing : Bağışlamak. Dağıtma. İlaç hazırlamak. Tarifine göre ilaç hazırlama. Dağıtmak. Uygulamak.

Disregarded : Hiçe saymak. Aldırmamak. Takmamak. İhmal edilen. Saygısızlık etmek. Önemsememek. İhmal edilmiş. Saymamak.

Forgets : Hatırından çıkarmak. Unut. Aklından çıkmak. Akıldan çıkmak. Hatırından çıkmak.

Beat : Vurmak. Vuru. Açmak (yol). Çalmak (davul). Çarpma. Dövmek. Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Vuruş. Volta vurmak. Pataklamak.

Jump : Atlatmak. Üçüncü sıçrama. Yerinden sıçramak. Fırlamak. Zıplama. Eğlenceli olmak. Ürkmek. Zonklamak. İlişkiye girmek.

Leave out synonyms : cashier, take out, doves, blanking, slubber, cast out, grasp at, betters, excludes, neglect, beats, leave off, bung, elided, bypasses, dove, chuck, leave behind, elide, omit, catapults, besting, excepts, elides, keep out, bruit about, dive, cast offs, be unaware of, exempt, forgot, bettering, slide over.