Unutmak nedir, Unutmak ne demek

  • Aklında kalmamak, hatırlamamak.
  • Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak.
  • Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak.
  • Bir şeyi yapamaz duruma gelmek.
  • Bağışlamak.
  • Hatırdan, gönülden çıkarmak

"Unutmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Onun yersiz davranışlarını çoktan unuttum."
  • "Biz şimdi Evliya'nın hayalhanesinden aktardığı tatları unutmadan gerçeklere dönelim." - A. Boysan
  • "İyiliğini de ölünceye kadar unutmam." - M. Ş. Esendal
  • "Onu da bilirdim eskiden memleketteyken amma sonradan unuttum." - O. C. Kaygılı
  • "İçinde kabaran sevinçten vücudunun berelerini unutarak uyudu." - H. E. Adıvar

Unutmak tanımı, anlamı:

Unutmabeni : İki çeneklilerden, küçük mavi çiçekler açan bir bitki (Myosotis palustris).

Unutma : Unutmak durumu.

Yüzünü unutmak : Uzun süre görmemek, varlığına hasret kalmak.

Hatırlama : Anımsama.

Dalgınlık : Derin uyku durumu. Dalgınca davranış. Dalgın olma durumu.

Bırakmak : Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Ayrılmak, terk etmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Sahiplik hakkını başkasına vermek. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Boşamak. Engel olmamak. Koymak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Kötü bir durumda terk etmek. Saklamak, artırmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Unutmak. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Bıyık veya sakal uzatmak. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Sarkıtmak. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak.

 

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi.

Bağışlamak : Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Hoşgörmek. Görevden çekmek, almak.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Bir kez. Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Sadece. Beraber. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

Gelmek : İzlemek, takip etmek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Düşmek, rast gelmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Uymak. Katılmak, eklenmek. Görünmek, sanılmak. Mal olmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Dayanmak, tahammül etmek. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Olmak, -e uğramak. İsabet etmek. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Belli bir süre dolmak. Kadar olmak. Ulaşmak, varmak. Getirmek. Türemek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Uygun düşmek. Biriyle birlikte gitmek. Çıkmak, yönelmek. Belli bir zamana ulaşmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Ortaya çıkmak, doğmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Oturmaya, ziyarete gitmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Sonuç çıkmak.

 

Çıkarmak : Söylemek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Yayımlamak. Yollamak, göndermek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Resim yapmak. Sunmak. Hatırlamak. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Boşaltmak. Yapmak, üretmek. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Sağlamak, elde etmek. Sonunu getirmek. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Bulmak, ortaya koymak. Gidermek. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Fotoğraf çektirmek.

Unutmak ile ilgili Cümleler

  • Tom, Meryem'i unutmak için ne kadar çabalasa da yapamadı.
  • Size tavsiyem olanları unutmak.
  • Seni unutmak mümkün değil.
  • Unutmak istemiyorum.
  • Unutmak özgürlük müdür baba?
  • Sorunlarımı unutmak için içmiyorum.
  • Çalışanların alışkanlıklarından biri sarhoş olmak ve ertesi güne kadar sefil hayatlarını unutmak için iş gününün sonunda bir barda ya da restoranda toplanmaktır.
  • Ölüm çok güzel olmalı. Kafanın üzerinde sallanan yeşil otları olan yumuşak kahverengi toprakta uzanmak ve sessizliği dinlemek. Dünü ve yarını olmamak. Zamanı unutmak, hayatı bağışlamak, barışık olmak.
  • Bu anı unutmak istemiyorum.

Diğer dillerde Unutmak anlamı nedir?

İngilizce'de Unutmak ne demek? : v. forget, be unmindful of, neglect, leave out, be oblivious of, omit, loose sight of, unlearn

Fransızca'da Unutmak : oublier, omettre, perdre de vue

Almanca'da Unutmak : v. entfallen, liegen lassen, stecken lassen, stehen lassen, überblättern, verabsäumen, verbumfiedeln, verdösen, vergessen, verschusseln, verschwitzen, versieben

Rusça'da Unutmak : v. забывать, разучиться, забыть