Exigences türkçesi Exigences nedir

Exigences ingilizcede ne demek, Exigences nerede nasıl kullanılır?

Exigence : Gereklilik. İhtiyaç. Acil durum. Zorunluluk. Gerek. Mecburiyet.

Exigencies : Gereklilik. Aciliyet. İhtiyaç. Gerek. Ani hareket gerektiren durum. Acil durum. Mübremlik. Zaruret. Mecburiyet. Zorunluluk.

Exigency : Gereklilik. Mübremlik. Gerek. Acil durum. İhtiyaç. Mecburiyet. Aciliyet. Ani hareket gerektiren durum. Zaruret. Zorunluluk.

Exigent : Müşkülpesent. Acil. İvedi. Zorlayıcı. Titiz.

Anorexigenic : Anoreksijenik. Anoreksijen.

Orexigenic : Oreksijenik. Oreksijen. İştah açıcılar.

İngilizce Exigences Türkçe anlamı, Exigences eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exigences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Compulsions : Zorlanma. Zorlama. İcbar. Cebir. Yükümlülük. Dürtü. Baskı. Güç kullanma.

Pinch : Aşırmak. Kıvrandırmak. Kıstırmak. Acıtmak. Çimdiklemek. Tutam. Kaldırmak. Vurmak (ayakkabı). Sıkıp acıtmak. Kısmak.

Essentiality : Esas olan şey. Asıl gereklilik.

Imperative : Buyurucu. Emir kipi. Emir. Emir belirten. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Zorunlu şey. Gerekli. Tasarlanan, yapılması istenen işi emir veya dilek biçiminde ifade eden, zaman ve şahıs kavramının aynı ekle verildiği tasarlama kipi. bugün, tt.’nde bu kip daha çok ve şahıslarda kullanılır. şahıslarda emir ve istek kipleri iç içe girmiştir; eki -(y)ayım -(y)alım’dır. teklik şahısta emir doğrudan fiil kök veya gövdesinin söylenmesiyle oluşturulur. çokluk şahıs için -ın/-un, -ınız/-unuz, teklik şahıs için -sın/-sun, çokluk şahıs için -sınlar/-sunlar ekleri kullanılır: gel-eyim, otur-alım; gel, gelin (geliniz); gelsin, gelsinler gibi. kendi kendime gidip şu işi yapayım dedim. kalk gidelim artık. gel bakayım, ne oldu parmağına? (m.ş. esendal, ev ona yakıştı, s. 122). asla örtülü şeylere meyletme (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 99). ey güneş! siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocukların yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bize doğru yolu göster! (a.h. müftüoğlu. çoğlayanlar, s. 16). pencereleri açın! kapıları açın! hava girsin! (a.h. müftüoğlu, göst. e. s. 129). delikanlı, nafile yere gözlerin arkada kalmasın! (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 98). şimdiye kadar yapılanları unutsunlar (göst. e.) aldanma ki sen bir susamış ruh, o bir aç; || sen bir susamış ruh, o bütün ten ve biraz saç; || ummana çıkar burda bugün beklediğin yol, || at kalbini girdaba, açıl engine, ruh ol (y.k. beyatlı, deniz, kendi gök kubbemiz, s. 128). || «ver allahım ver! ver ki şenelsin dünya. çayır çimen, kurt kuş da allah diye çağırıyor. ver! sellice ver!» (y. kemal, ortadirek, s. 386). vb. Zorunlu.

 

Occasioning : Durum. Sebep olmak. Vesile. Ortam. Gereklik. Sebebi olmak. Şatafatlı kutlama. -e yol açmak. Fırsat.

 

Emergencies : Acil vaka. Tehlike. Acil durumlar.

Indispensability : Vazgeçilmezlik. Bir durum ya da olayın oluşturucu öğelerinin onsuz olamaması. Kaçınılmazlık.

Bd : Mukavele. Borç sözleşmesi. Bond (teminat). Borç senedi. Teminat.

Penuries : Yokluk. Kıtlık. Yoksulluk. Aşırı yoksulluk. Para sıkıntısı. Kifayetsizlik. Cimrilik. Fukaralık. Sıkıntı.

Penury : Fukaralık. Yoksulluk. Para sıkıntısı. Yokluk. Kifayetsizlik. Cimrilik. Aşırı yoksulluk. Kıtlık. Sıkıntı.

Exigences synonyms : exaction, desideratum, indispensabilities, obligations, requisite, determination, imperativeness, necessities, neither, exigency, deprivation, materiality, imperiousness, essentialness, desiderata, occasion, exigencies, necessity, poverties, poverty, compulsion, state of emergency, offer, crisis, emergency case, materialities, requirement, imperatives, necessariness, imper, entailments, exigence, exactions.