Expectance türkçesi Expectance nedir

Expectance ingilizcede ne demek, Expectance nerede nasıl kullanılır?

Expectancies : Beklenti. İntizar. Umut. Beklenen şey. Ümit. Bekleme. Bekleyiş.

Expectanct : Bekleyen.

Expectancy : Ümit. İntizar. Beklenti. Bireyin belli koşul ve durumların alacağı biçimler ya da kendisinden beklenenler konusundaki öngörüşü. Umut. Bekleme. Beklenen şey. Bekleyiş.

Expectancy theory : Beklenti teorisi. Beklenti kuramı.

Effective life expectancy : Aktif yaşam beklentisi. Ortalama bir insanın yaşayabilmeyi bekleyeceği zaman miktarı.

Cession of expectant right : Beklenen hakkı aktarma. Beklenen hakkı, karşılıkla ya da karşılıksız olarak başkasına bırakma.

Overexpectant : Çok fazla ümit eden. Aşırı beklentisi olan. Çok fazla beklenti içinde olan.

Expectant : Umutlu. Ümitle bekleyen. Sabırsızlanan. Bebek bekleyen. Beklentisi olan. Miras beklentisi olan kimse. Ümitli. Hamile. Uman. Gebe.

Inexpectant : Beklemeyen.

Life expectancy : Beklenimli yaşam süresi. Beklenen yaşam süresi. Umulan yaşam süresi. Tahmini ömür. Ortalama yaşam süresi. Yaşam beklentisi. Belli bir yaştaki insanların belli bir zaman noktasında, ortalama daha kaç yıl yaşıyacağını gösteren ve sayılama yoluyla saptanan sayı. Ortalama ömür. Ortalama ömür uzunluğu.

 

İngilizce Expectance Türkçe anlamı, Expectance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expectance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Waiting : Refakat. Bekleniyor. Eşlik. Bekleyen. Hizmet. Bekliyor. İhtiyatlı. Temkinli.

Prospects : Olasılık. Başarı şansı. İhtimal. Gelecekteki beklentiler. Maden damarı belirtisi. Görünüm. Manzara. Muhtemel müşteri.

Dwell : Oturmak. Durmak. Yaşamak. Bir yerde oturmak. İkamet etmek. Hayat sürmek. Bir yerde yaşamak. Durma. Kalmak.

Life expectancy : Ortalama yaşam beklentisi. Beklenen yaşama süresi. Ortalama ömür uzunluğu. Belli bir yaştaki insanların belli bir zaman noktasında, ortalama daha kaç yıl yaşıyacağını gösteren ve sayılama yoluyla saptanan sayı. Ortalama yaşama süresi. Ortalama ömür. Yaşama beklentisi. Ortalama yaşam süresi. Belli bir yaştaki çoğanın geri kalan ortalama yaşam süresini gösteren sayıltı.

Trust : Bakım. Koruma. İnanma. Kredi vermek. Birine güveni olmak. Güvenilir kişi. Sorumluluk. Kredi. Birtakım tecimevi ya da tüzel kişiliği olan ortaklıkların yapım, üretim evi ve yerlerin satağı elde tutmak amacıyla aralarında yaptıkları anlaşma. güvenceye dayanan işleri inalcının bir kişi ya da kuruluş adına yönettiği mallar. Veresiye vermek.

Promise : Temin etmek. Vadetmek. Vaat. Vaat etmek. Belirli bir duruma işaret etmek. Söz vermek. Umutlu olmak. Taahhüt etmek. Belirtisi olmak.

Expectancies : Beklenen şey. İntizar.

Awaiting : Muntaziran. Belli bir zaman veya etkinlik için bir yerde bekleme.

Biding : İkamet. Barınak. Yaşanılan yer. Konut. Oturulan yer.

 

Lookouts : Gözetleme. Sakınmak. Kollama. Gözetleme yeri. Gözcü. Manzara. Nöbetçi. Gözleme.

Expectance synonyms : dwells, anticipations, anticipation, lookout, expectation, waitings, forestallment, prospect, anticipant, hopeful, holding, jam tomorrow, cooling, contemplations, hope, trusts, prediction, anticipative, esperance, contemplation, expectations, expectancy, wait, outlook.

Expectance zıt anlamlı kelimeler, Expectance kelime anlamı

Hopeless : Yeteneksiz. Meyus. İşe yaramaz. Umut vermeyen. Boşuna. Beceriksiz. Adam olmaz. Yararsız. Devasız. Kötü.

Unexpected : Beklenilmedik. Ummadık. Umulmadık. Davetsiz. Beklenilmeyen. Beklenmeyen. Ümit edilmeyen. Beklenmez. Beklenmedik.

Expectance ingilizce tanımı, definition of Expectance

Expectance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of expecting. Expectation.