Umut nedir, Umut ne demek
- Ummaktan doğan duygu, ümit

- Olması beklenilen veya olacağı düşünülen şey, ümit.
- Bu duyguyu veren kimse veya şey, ümit.
"Umut" ile ilgili cümleler
- "Kızı onun tek umuduydu."
- "Bu umudum şimdi yavaş yavaş ölüyor." - H. E. Adıvar
Umut isminin anlamı, Umut ne demek:
Kız ismi olarak; Ummaktan doğan güven duygusu, ümit. Erkek ismi olarak; Ummaktan doğan güven duygusu, ümit.
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Van kenti, Güzelsu bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa şehrinde, Çamlıdere bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Umut hakkında bilgiler
Umut veya ümit bir kimsenin kişisel yaşamındaki olay ve durumlarla ilgili olumlu sonuçlar çıkabileceği ihtimaline dair duygusal inancı olarak tanımlanabilir. Türk Dil Kurumu ise umut sözcüğünü "Ummaktan doğan güven duygusu, ümit" veya "Bu duyguyu veren kimse veya şey" olarak tanımlamakta. Ummak ise aynı TDK sözlüğünce "Bir şeyin olmasını istemek, beklemek" veya "Sanmak, tahmin etmek" olarak tanımlanmıştır. Buna göre umut genellikle iyi bir sanıdan doğan güven veya iyi bir sanıya olan inanç duygusu olarak tanımlanabilir. Umut genellikle belirli bir oranda sebat içerir yani tersi yönde belli kanıtlar dahi olsa bir şeyin muhtemel olduğuna inanmayı içerebilir.
Umut farklı yönlerden farklı kullanımlara sahip olabilir. Örneğin bazı dinlerde umut bir erdemdir ve tersi yani umutsuzluk Tanrı'ya (veya tanrılara) karşı bir isyan olarak tanımlanabilir. Bu dinlere Hristiyanlık örnek olarak verilebilir. Bu dinlerde inanç ile umut birliktedir ve her zaman ahirete dair umut edilmesi gerekir. Kişi hiçbir zaman Tanrı'dan umudunu kesmemelidir.
Mitolojilerde umut kavramı farklı hikâyelerle açıklanmıştır. Çoğu mitolojide umut belirli bir tanrı veya tanrıça ile özdeşleştirilmiştir. Örneğin, Yunan mitolojisinde umut kavramı Elpis olarak vücut bulmuştur yani Elpis umudun tecessümüdür. Pandora, Pandora'nın Kutusunu açtığında tüm kötülükler uçup gitmiştir - bir şey dışında: Umut. Mitte insanlığın umutsuzluk içinde sonsuza kadar kalmaması Pandora'nın kutudaki umudu bir süre sonra çıkarması ile başarılmıştır. Roma mitolojisinde ise umut son tanrıça olan Spes'tir; ultima dea. derler.
Umut ile ilgili Cümleler
- Sevgi kızgınlıktan iyidir. Umut korkudan iyidir.
- Yakında soruna bir çözüm bulmayı umut ediyoruz.
- Belki umut vardır.
- Ben herkesin mutlu olduğunu umut ediyorum.
- Umutları söndü.
- Umut var.
- Ali kilo vermek için umutsuzdu.
- Umutlu olmak için çok sayıda sebep var.
- Umutlarım tazelendi.
- Şampiyonluğu kazanmayı umut ediyoruz.
- Umutsuz adamlar umutsuz şeyler yapar.
- Durum umutsuz oldu.
- Umut verici görünen her şeyi takip edin.
- Umutlanmanı istemiyorum.
Umut kısaca anlamı, tanımı:
Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).
Duygu : Duyularla algılama, his. Önsezi. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim.
Ümit : Umut.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Umut bağlanmak : Olmasını, olacağını ummak.
Umut beslemek : Bir şeyin olabileceğini beklemek, ummak.
Umut bırakmak : Bir kimsede umut uyandırmak, umut vermek.
Umut etmek : Ummak, beklemek.
Umut kesmek : Bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak. umudunu kesmek.
Umut serpmek : Umutlandırmak.
Umut uyanmak : Umut doğmak, umut belirmek.
Umut vermek : Bir kimsede umut uyandırmak, bir kimseye güven vermek.
Umuda düşmek : Gerçekleşeceğine inanmak, umut etmek.
Umuda kapılmak : Olacağını düşünmek, hayal etmek.
Umudu kırılmak : Bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak.
Umudu boşa çıkmak : Beklentisi, umudu gerçekleşmemek, hayal kırıklığına uğramak.
Umudu sönmek : Umudu kalmamak.
Umudu üzmek : Umudu kesmek.
Umudunu kesmek : Artık olacağını beklememek.
Umudunu kırmak : Umut kesmesine yol açmak.
Umut dünyası : Gerçekleşmesi çok zor olan şeyleri ummanın hoş görülmesi gerektiğini belirten bir söz, ümit dünyası.
Umut ışığı : Umutlandırıcı belirti.
Umut kapısı : İstenilen, arzu edilen bir şeyin gerçekleşmesi beklentisiyle özlenen durum, ümit kapısı.
Umut kırıklığı : Bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancı, ümit kırıklığı.
Umut taciri : Gerçekleştirmeyeceği vaatlerle insanları kandırarak çıkar sağlayan kimse.
Umutlandırma : Umutlandırmak işi, ümitlendirme.
Umutlandırmak : Umut vermek, umutlanmasına yol açmak, ümitlendirmek.
Umutlanma : Umutlanmak durumu, ümitlenme.
Umutlanmak : Bir şeyin olmasını inançla beklemek, ümitlenmek.
Umutlu : Umudu olan, umut besleyen, ümitli, ümitvar.
Umutsuz : Düzeleceği veya iyileşeceği sanılmayan, ümitsiz. Umudu olmayan, hiç umudu kalmayan, ümitsiz, nevmit.
Umutsuzluğa düşmek : Umudu kalmamak, güveni sarsılmak, olumsuzluğa sürüklenmek.
Umutsuzluk : Umutsuz olma durumu, ümitsizlik, meyusiyet.
Çıkmadık canda umut var : "elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse gereken çabayı harcayarak onun elimizde kalmasını sağlayabileceğimizi umabiliriz" anlamında kullanılan bir söz.
Ummak : Sanmak, tahmin etmek. Bir şeyin olmasını istemek, beklemek.
Düşün : Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.
Kişisel : Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi, zatî.
Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.
Olay : Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka. Önemli tarihsel olgu, fenomen.
Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.
Olumlu : Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı, müspet, pozitif. Yapıcı. Davranışları beğenilen, yapıcı düşünceleri olan, yararlı. Olumsuzluk anlatmayan (kelime, cümle). Onaylayan, kabul eden, lehte olan. Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan, müspet, pozitif.
Umut gapısı : Umut bağlanan varlık, kişi.
Umut vermek : bir kimsede umut uyandırmak, bir kimseye güven vermek. İlgili cümle: "Bana umut vermeye çalışıyor ama asıl onun teskin edilmeye ihtiyacı var." A. Ümit.
Umutkaya : Elâzığ ili, Palu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Umutlanabilme : Umutlanabilmek durumu, ümitlenebilme.
Umutlanabilmek : Umutlanma imkânı veya olasılığı bulunmak, ümitlenebilmek.
Umutlanış : Umutlanma iş, ümitleniş.
Umutluh : Umut bağlanan (nesne, yer vb.).
Umutluluk : Umutlu olma durumu, ümitlilik. İlgili cümle: "Günlük yaşamımıza şöyle bir baksak her edimimizin altında umutluluk bulunmadığını görürüz." M. C. Anday.
Umutsuz kalmak : Üreme organında üremeyi önleyen aksaklık olmak.
Umutsuzca : Umutsuz bir biçimde, ümitsizce. İlgili cümle: "Garsona umutsuzca bir göz attıktan sonra eldiveninin sol tekini çıkardı." R. Ilgaz.
Diğer dillerde Umut anlamı nedir?
İngilizce'de Umut ne demek? : [Umut] n. hope, expectation, expectance, expectancy, wish, prospect, promise
Fransızca'da Umut : espoir [le], espérance [la]
Almanca'da Umut : Ausblick m; Aussicht f
Rusça'da Umut : n. надежда (F), ожидание (N)

Bu kısımda Umut nedir? Umut ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Umut tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Umut hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.