Expr türkçesi Expr nedir

Expr ile ilgili cümleler

English: "Have to" is used to express obligation.
Turkish: "Have to" zorunluluk ifade etmek için kullanılır.

English: A frown may express anger or displeasure.
Turkish: Kaş çatma öfke ya da hoşnutsuzluk ifade edebilir.

English: "Can" is the right word to express ability and "May" to ask for permission.
Turkish: "Can" yetenek ifade etmek için ve "May" izin istemek için doğru kelimedir.

English: Ali didn't know how to express himself well.
Turkish: Ali kendini nasıl iyi ifade edeceğini bilmiyordu.

English: Ali called on Mary to express his sympathy.
Turkish: Ali sempatisini ifade etmek için Mary'yi aradı.

Expr ingilizcede ne demek, Expr nerede nasıl kullanılır?

Express : Süratli. Özel. Ekspresle göndermek (mektup). İfade etmek. Hızlı. Belli etmek. Ekspres. Düşüncelerini belirtmek. Kesin. Açık etmek.

Express anger : Kızgınlığını ifade eden. Ne kadar kızgın olduğunu gösteren.

Express company : Taşıyıcılık şirketi. Taşımacılık şirketi. Nakliye ambarı. Nakliye şirketi.

Express concern : Endişe veya kaygı ifade etmek. Kaygılarını ifade etmek. Endişeli olmak. İlgi göstermek. Alaka göstermek. Kelimeler veya fiillerle biri ile ilgilenildiğini göstermek.

Express delivery : Nakliye şirketi ile gönderme. Acele posta. Özel ulakla gönderme. Acele teslim. Hızlı teslim. Ekspresle gönderme.

 

Express highway : Ekspres karayolu.

Express oneself : Kendini ifade etmek. Maksadını anlatmak. Meramını anlatmak. Meramını ifade etmek. Kendisi veya fikri ile ilgili bir şey hakkında olmak. Kendisini açıklamak.

Express messenger : Özel kurye. Özel ulak.

Express regret : Vicdan azabını dile getiren. Hayalkırıklığını belirten. Üzüntüsünü bildirmek. Pişmanlık ifade eden. Tövbe ettiğini söyleyen. Üzüntüsünü ifade etmek. Üzüntüsünü sergileyen. Esefini bildirmek. Pişmanlık gösteren.

Express letter : Acele mektup. Ekspres posta ile gönderilen mektup. Acil mektup. Ekspres mektup.

İngilizce Expr Türkçe anlamı, Expr eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expr ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Parlance : Jargon. Tabir. Dil (özel). Dil. Konuşma tarzı. Deyiş.

Locution : Terim. Düz söz. İfade tarzı. İfade. Düzsöz. Anlatış tarzı. Tabir. Loküsyon.

Fair : Sergili satak. Belli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşim birimlerinde kurulan, sergi özelliği de taşıyan yerel nitelikteki pazar. Sergi. Dürüst. Panayır. Fuar. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Lunapark (gezici). Kermes. Festival.

 

Verb phrase : Eylem dizilimi. Eylem öbeği.

Assemblage : Bir araya toplanma. Toplantı. Küme. Kalabalık. Toplama. Topluluk. Bir araya toplama. Birleştirme. Toplanma. Montaj.

Collection : Bir alacak veya borcun ödenmesiyle hesabın kapatılması. (collection) mali ve ticari belgelerin, alınan talimat uyarınca ödenmesinin ve/veya kabulünün sağlanması, ödeme ve/veya kabul karşılığında veya diğer koşullara bağlı olarak belgelerin teslimi için bankalarca işlem yapılması. Tecimsel bir belgitte, bir arıtma belgitinde ya da bir başka ödeme belgitinde yazılı paranın alınması, para alma. Bir bilgi erişim dizgesinde, derlenmiş ve kullanıcının araştırmasına sunulmuş belge tutanaklarının tümü. derlem kitaplar, bilimsel ve teknik bildiriler, tezler, teknik notlar gibi türlü yayınlanmış belgeler ya da sözleşmeler, antlaşmalar, yönetmelikler, tüzükler, yasalar, mahkeme kararları, üst mahkemelerin görüş birleştirme kararları vb. belgeleri ya da bunlardan belli bir ana konuyla ilgili olanları kapsayabilir. Toplanma. Toplanan para. Toplama. İane. Biriktirme. Para alımı. Para toplama.

Idioms : Şive. Lehçe. Deyimler. Deyiş.

Sutras : (sanskritçe) vecize(ler). Sanskritçe'nin grametik kuralları. Özlü söz (hinduizm). Atasözü. Buda tarafından verilen öğütler ve öğretiler (budizm).

Rede : Tefsir. Nasihat. Öğüt. Masal. Tertip. Kıssa. Atasözü. Tavsiye. Hikaye.

Sutra : Sanskritçe'nin grametik kuralları. Buda tarafından verilen öğütler ve öğretiler (budizm). Atasözü. Özlü söz (hinduizm). (sanskritçe) vecize(ler).

Expr synonyms : art exhibition, exhibition, expression, the vernacular, expressions, locutions, redes, exposition, parlances, accumulation, raree show, aggregation, idiom, peepshow, form of expression.