Faint türkçesi Faint nedir
- Belli belirsiz.
- Soluk.
- Hali kalmamak.
- Güçsüz.
- Zayıf.
- Cesaretsiz.
- Çekingen.
- Çok küçük.
- Güçsüzleşmek.
- Baygın.
- Baygınlık.
- Bayılmak üzere.
- Donuk.
- Veterinerlik alanında kullanılır.
- Düşüp bayılmak.
- Silik.
- Halsiz.
- Bayılmak.
- Bitkin.
- Korkak.
- Sönük.
- Bayılma.
- Bitkin düşmek.
- Bilincini yitirmek üzere.
- Kendinden geçmek.
- Kalp yemezliği ve damar anormallikleri nedeniyle beyin kan akımının yetersizliği sonucu bilincin ani ve geçici kaybı, sinkop, senkop.
- İçi geçmek.
- Bir parça.
- Uçuk.
- Ürkek.
- Zayıflamak.
Faint ile ilgili cümleler
English: Ali began to feel faint.
Turkish: Ali baygınlık hissetmeye başladı.
English: Ali fainted on the school playground.
Turkish: Ali okul bahçesinde bayıldı.
English: Ali almost fainted.
Turkish: Ali neredeyse bayılacaktı.
English: She felt faint at the sight of blood.
Turkish: Kanı görünce bayılacak gibi hissetti.
English: A passenger fainted, but the stewardess brought him around.
Turkish: Bir yolcu bayıldı ama ev sahibi onu canlandırdı.
Faint ingilizcede ne demek, Faint nerede nasıl kullanılır?
Faint heart never won fair lady : Korkaklar asla hedefine ulaşamaz anlamında atasözü.
Faint hearted : Ödlek. Korkak. Zayıf kalpli. Korkakça. Korku dolu. Cesaretsiz.
Faint heartedly : Cesaretsizce. Korkakça. Korka korka.
Faint heartedness : Cesaretsizlik. Ürkeklik. Korkaklık. Çekingenlik.
Faint hope : Uzak umut. Bir parça umut.
Damn with faint praise : Över gibi yapıp eleştirmek. (birine) isteksizce alkış tutmak. (birini) isteksizce övmek.
Becoming faint : Zayıf olma. Zayıf düşme. Zayıf hale gelme.
I feel faint : Baygınlık hissediyorum.
Question with faint phrase : Tuzaklı soru. Seçenek sunar görünürken kimilerine örtük biçimde olumlu, kimilerine olumsuz yük yükleyen, kısacası seçenekler arasında yan tutan soru.
Faint light : Kısık ışık.
İngilizce Faint Türkçe anlamı, Faint eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Faint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dosed : Cinsel hastalık kapma. Belirli bir dozda ilaç. Dozlamak. Miktar. Doz. Düze. Belli ölçüde ilaç vermek. Şaraba alkol katmak. Dozunu ayarlamak.
Pastel : Pastel renk. Pastel resim. Pastel boya kalemi. Soluk renk. Pastel kalemi. Pastele ait. Pastel boya.
Blacking out : Hafızanın bilinç onayını bastırmak. Geçici olarak hafızasını kaybetmek. Elektrikleri kesmek. Karartma. Bilgi saklamak. Elektrik kesintisine neden olmak. Geçici olarak bilincini kaybetmek. Bilincini kaybetmek. Bilgiyi gizlemek.
Forceless : Kuvvetsiz.
Abattoir : Mezbaha. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Kesimevi. Salhane.
Dimmed : Mat. Kısık. Karartılmış. Cilasız. Koyulaşmış. Daha az temiz hale getirilmiş. Kararmış.
Flabbier : Gevşek (adale veya doku). Gevşemiş. Sarkık. Lapacı. (karakter) zayıf. İradesiz. Yumuşak. Cansız. Gevşek.
Ashy : Solgun. Külle kaplı. Kül gibi. Küllü. Kül rengi.
Meeker : Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Oklahoma eyaletinde şehir. Ezik. Yumuşak başlı. Alçakgönüllü. Kolorado eyaletinde şehir. Mütevazi. Uysal.
Feel faint : Fena olmak. Kendini bitkin hissetmek. Fenalaşmak. Bitkin hissetmek. Fenalık geçirmek. Baygınlık gelmek. Fenalık gelmek. Baygınlık geçirmek. Bayılacak gibi olmak.
Faint synonyms : atomic, drooping, become bony, dosages, lilliputian, blearing, abdominal distention, boniest, flabbiest, become thin, coy, hangdog, paler, a bar of, worn, abdominal pain, dreamy, a piece of, dozed off, drowse off, deliquium, be fond of, indistinctly, blain, nervier, craven, hardly visible, heelings, ebb, fading, nebulously, indistinct, bashful.
Faint zıt anlamlı kelimeler, Faint kelime anlamı
Distinct : Seçik. Muhakkak. Farklı. Açık. Belirgin. Başka. Bariz. Ayrı. Bağımsız. Aşikar.
Imperceptible : Duyulmaz. Seçilmez. Farkedilemez. Görülemez. Algılanamaz. Hissedilmez. Hissedilemez. Belli belirsiz. Farkedilmez. Sezilemez.
Faint ingilizce tanımı, definition of Faint
Faint kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To become weak or wanting in vigor. A swoon. [R.] [Bakınız: Fainting]. As, faint with fatigue, hunger, or thirst. The act of fainting, or the state of one who has fainted. Sometimes with away. [Bakınız: Fainting]. Weak. To cause to faint or become dispirited. Languid. To grow feeble. Lacking strength. To weaken. Inclined to swoon. To depress. To swoon. To lose strength and color, and the control of the bodily or mental functions.

Bu kısımda Faint kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Faint ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Faint anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Faint ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.