Fan the flame türkçesi Fan the flame nedir

Fan the flame ingilizcede ne demek, Fan the flame nerede nasıl kullanılır?

Fan : Sinema delisi. Hava vermek. Üfleç. Soğutucuda hava akımı sağlayan döner kanatlı aygıt. Hiçbir sanat kaygısı beslemeksizin sinemaya yalnız yıldızlar açısından bağlı olan ve bu açıdan sinemaya tutkunluk derecesinde düşkün olan kimse. Yelpaze. Tahıl savurmak. Körük. Pervane (gemi). Serinletmek.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Flame : Hiddet. Alev alev yanmak. Sevgili. Kıpkırmızı olmak. Yanmak. Alev almak. Öfkelenmek. Göz ağrısı. Ateş. Tutuşmak.

Fan the flames : Körüklemek. Kızgınlığını körüklemek. Kışkırtmak. Yangına körükle gitmek. Ateşi körüklemek.

Fan the breezes : Laflamak. Dedikodu yapmak. Çene çalmak. Havadan sudan konuşmak. Laklak etmek. Çene yarıştırmak.

Add fuel to the flame : Bir sorunu daha büyük yapmak. Kötü bir durumu daha kötü yapmak. Yangına körükle gitmek.

Add fuel to the flames : Kızgınlığını körüklemek. Sorunu daha kötü bir duruma sokmak. Bir sorunu daha kötü yapmak. Yangına körükle gitmek.

 

Feed the flame : Ateşe yakıt veya yanacak ilave etmek. Güçlü duyguları cesaretlendirmek (öfke, tutku, vb.). Ateşi beslemek.

Adding fuel to the flames : Kötü bir durumu daha kötü yapmak. Yangına körükle gitmek. Bir sorunu daha büyük hale getirmek.

Added fuel to the flames : İşleri kötüleştirdi. Durumu daha da kontrol dışı hale getirdi. Yangına körükle gitti.

İngilizce Fan the flame Türkçe anlamı, Fan the flame eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fan the flame ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abets : Yoldan çıkarmak. Yardakçılık etmek. Tahrik etmek. Kızıştırmak. Yardım etmek. Özendirmek (suç). Suç ortaklığı yapmak. Cesaret vermek. Yardımda bulunmak.

Adding fuel to the flames : Bir sorunu daha büyük hale getirmek. Kötü bir durumu daha kötü yapmak.

Agitates : Sallamak. Çalkalamak. Sarsmak. Dalgalandırmak. Galeyana getirmek. Üzmek. Altüst etmek. Telaşlandırmak. Tahrik etmek. Çalkalanmak.

Aggravate : Provoke etmek. Zorlaştırmak. Azdırmak. Azıştırmak. Ağırlaştırmak. Kötüleştirmek. Sinir etmek. Sinirlendirmek. Çileden çıkarmak.

Antagonises : Aleyhine çevirmek. Düşman etmek. Önlemek (ayrıca antagonize). Husumeti tahrik etmek. Karşı çıkmak. Düşmanlığa sebep olmak. Kızdırmak. Karşı koymak. Husumete sebep olmak.

Antagonised : Kızdırmak. Aleyhine çevirmek. Karşı çıkmak. Önlemek (ayrıca antagonize). Husumete sebep olmak. Karşı koymak. Husumeti tahrik etmek. Düşman etmek. Düşmanlığa sebep olmak.

Antagonise : Karşı çıkmak. Düşmanlığa sebep olmak. Karşı koymak. Önlemek (ayrıca antagonize). Kızdırmak. Düşman etmek. Husumeti tahrik etmek. Aleyhine çevirmek. Husumete sebep olmak.

 

Add fuel to the flame : Kötü bir durumu daha kötü yapmak. Bir sorunu daha büyük yapmak.

Antagonize : Düşman etmek. Karşı çıkmak. Kızdırmak. Aleyhine çevirmek.

Abet : Suç ortaklığı yapmak. Fitlemek. Tahrik etmek. Yardımda bulunmak. Kızıştırmak. Sevk etmek. Yüz vermek. Özendirmek (suç). Yardakçılık etmek.

Fan the flame synonyms : antagonized, antagonizing, exacerbate, agitate, exacerbates, antagonising, antagonizes, abetted, add fuel to the fire, agitating, aggravates, fan the flames, add fuel to the flames.