Fasten türkçesi Fasten nedir

Fasten ile ilgili cümleler

English: Please fasten your seat belts and prepare for departure.
Turkish: Lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayın ve kalkış için hazırlanın.

English: Please fasten your seat belt.
Turkish: Lütfen emniyet kemerinizi bağlayın.

English: In North America it is against the law to fail to fasten your seatbelt.
Turkish: Kuzey Amerika'da emniyet kemerinizi bağlamamanız yasaya aykırıdır.

English: Please fasten your seat belts, and kindly refrain from smoking.
Turkish: Lütfen emniyet kemerinizi takınız ve sigara içmekten uzak durunuz.

English: After that, Mike tells Hiroshi to fasten his seat belt.
Turkish: Bundan sonra, Mike Hiroshi'ye emniyet kemerini bağlamasını söyler.

Fasten ingilizcede ne demek, Fasten nerede nasıl kullanılır?

Fasten down : Sağlamlaştırmak.

Fasten on : -e saplanmak. Tutunmak. Kapmak. Kavramak. -i kafasına takmak. Dikmek (gözü). Hedef almak. Kullanmak. Saplanmak. Üzerine atmak.

Fasten onto : Tutunmak.

Fasten seat belts : Emniyet kemeri takmak. Kemerlerinizi bağlayın.

 

Fasten the blame on someone : Suçu birine yüklemek. Suçu birinin üstüne atmak.

Fastener : Fermuar. Çıtçıt. Ataş. Tutturucu. Mandal. Bağlayıcı. Toka. Kilit. Bağlayıcı şey. Raptiye.

Fasten with pins : İğneyle tutturmak. İğneyle bağlamak.

Fasten with a rivet : Perçinlemek.

Fasten up : Sürgülemek. Sabitlemek. Bağlamak. Kilitlemek.

Fasten upon : Kapmak. Üstünde durmak. Kavramak. Saplanmak. -e takılmak. Kafasına takmak. Kullanmak.

İngilizce Fasten Türkçe anlamı, Fasten eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fasten ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clasp : Sarılmak. Kopça. El ele tutuşmak. Kavramak. Tutmak. Kucaklamak. Toka. Tokalamak. Toka ile tutturmak.

Appose : Yakına koymak. Yan yana koymak.

Cockbilled : Dikey olarak durmak. Dikey tutmak.

Toggle : Çöğünmek. Kasa çeliği. Dirsek. Tahta düğme. Eklemli kol. Kasa çeliği (gemi). Bir tahta parçasını başka bir tahta parçasına sağlamca eklemede kullanılan demir kelepçe. Gitar, tiyatro alanlarında kullanılır. Kasa çeliği ile bağlamak. Kolcuk.

Cockler : Vana. Zırva. Tüfek horozunu çekmek. Tabanca horozu. Kurmak. Rüzgargülü. Hazır duruma getirmek. Horoz. Kaldırmak.

Fixate : Gözlerini dikmek. Katılaştırmak. Sabitleştirmek. Tesbit etmek.

Drop anchor : Demirlemek. Demir atmak.

Erect : Dik. Kalkık. Kurmak. Diken diken. Dikmek (heykel veya direk vb'ni). Yükseltmek. Kalkmış. İnşa etmek. Tesis etmek. Kaldırmak.

Adhere : Bağlı kalmak. Katılmak. Üyesi olmak. Yapışmak. İltihak etmek. Bitiştirmek. Bağlı olmak. Girmek.

Stapling : Liflerine göre ayırmak. Zımbalamak. Zımbalama. Çatal çivi ile tutturmak. Sınıflamak (yün vb.).

 

Fasten synonyms : coapt, rope up, sew together, crop, gaze, stake, astrict, garter, crank, charge, engraft, wedge, hasps, buckle up, zip, locates, accessing, clasps, affiliates, chain, assigns, lodge, anchoring, brad, looping, pored, bar, downloaded, identify, buckles, accreted, adhere to, immobilise.

Fasten zıt anlamlı kelimeler, Fasten kelime anlamı

Unbar : Sürgüyü açmak. Kilidi açmak. Sürgüsünü açmak.

Unzip : Direncini kırmak (amerikan ingilizcesi). Halletmek (amerikan ingilizcesi). Açmak. Fermuarını açmak. Direncini kırmak. Bir şeyin fermuarını açmak. Açmak (fermuarı). Femuarı açmak. Fermuarla açmak.

Unbutton : Çözmek. Düğmesini çözmek. Düğmelerini çözmek. Düğmelerini açmak.

Fasten antonyms : unstaple, unwire, unpin, unlock, dislodge, unhook, unbelt, untie, unbuckle, detach, unfasten, unchain.

Fasten ingilizce tanımı, definition of Fasten

Fasten kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To fix firmly. As, to fasten a chain to the feet. To fasten a door or window. To clinch. To take firm hold. To fix one`s self. To make fast. To secure, as by a knot, lock, bolt, etc. To cling.