Appose türkçesi Appose nedir

Appose ingilizcede ne demek, Appose nerede nasıl kullanılır?

Apposed : Yakına koyulmuş. Yan yana koymak. Yakına koymak. Yakınlarda duran.

Apposes : Yapıştırmak. Yakına koymak. Yan yana koymak.

Apposable : Yakınlarda durabilen. Yakına konulabilen. Yan yana konulabilen.

Apposing : Yan yana koymak. Yakına koymak. Yapıştırmak.

Apposite : Uygun. Yerinde. Münasip.

Appositives : Ondan hemen önce gelen kelime veya ifadeyi niteleyen ve tamlayan ifade (gramer). Eşlemeli.

Appositive : Eşlemeli. Açıklayacı özne. Bir cümlede özneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, vasıflandırmak veya pekiştirmek için kullanılan ve yine özne durumunda olan kelime veya kelime grubu: bu genç kız için ismail tayfur, o kumral saçlı, uzun boylu, yeşil gözlü genç adam, herkesin her şeyden başka bir şey olmuştu (h.z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s.37). azize, o kelebek ruhlu çocuk, sefir karısı olmak ve hayatını avrupa’nın kibar dünyasında geçirmek hülyasını kuran süslü kız, şimdi hasan beyi, yani parasız ve mevkii, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini seviyordu (h.e. adıvar, kalp ağrısı, s. 34). bir sarıklı hoca, sait molla, ingiliz karargahı kapılarında curnal verme nöbeti bekliyordu (f.r. atay, atatürkçülük nedir, s. 16). kasabanın gazete bayiliğini de yapan fotoğrafçı, yavuz ata’nın oğlu serdar’ın arkadaşı hilmi, bir önceki günün tarihini taşıyan cumhuriyet’i getirmişti (tarık bugra, yağmuru beklerken, s. 37) vb. Ondan hemen önce gelen kelime veya ifadeyi niteleyen ve tamlayan ifade (gramer). Açıklayıcı. Bir cümlede asıl tümleçten sonra gelerek onu açıklayan ve aynı ad çekimi ekini almış olan kelime veya kelime grupları: mümtaz, yukarıya, annesinin yanına çıktığı zaman, demin gelen kadının on sekiz, yirmi yaşlarında bir kız olduğunu anlamıştı (a.h. tanpınar, huzur, s. 21). bu köşk, dostlarına, barışık dostlarına karşı şerefli yuvası (…) tutumluluğunun abidesi değil miydi? (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 228). her yaz içinde saatlerce vakit geçirdiğimiz, çiçeklerini ve ağaçlarını suladığımız bahçemizden, gönül meskenimizden bir türlü ayrılamadık. okumaktan bitip tükenmez zevk aldığı kitaplarına, varlığının hayat kaynağına yeniden kavuşmuştu. üçüncü gün, talat da aramızda bulunduğu halde ona abdest aldırtarak ve kitaba -evde mushaf bulunmadığı için mesnevi’ye- el bastırarak büyük bir yemin ettirdik ve mesele kapandı. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 173). vb. Açıklayıcı nesne. Açıklayıcı dolaylı tümleç. Bir cümlede asıl nesneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için kullanılan ve yine nesne durumanda olan kelime veya kelime grubu. bu davayı, bu mukaddes vatanın itila-yı kat’isini temin edecek olan bu davayı bugün bu mertebeye kadar getirdik. (m.k. atatürk, nutuk, s. 872). azize, o kelebek ruhlu çocuk, sefir karısı olmak ve hayatını avrupa’nın kibar dünyasında geçirmek hülyasını kuran süslü kız, şimdi hasan beyi, yani parasız ve mevkii, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini seviyordu.(h.e. adıvar, kalp ağrısı, s. 34). o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h.z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 197). bunu düşünürken firdevs hanımın çehresini bütün boyları ile sahte gençlikler ile, gizlenen fersudelikleriyle o çehreyi görüyordu, bu çehre o eski evin ölmüş ruhu üstünde yükselen yeni ev, yabancı evdi. (h.z. uşaklıgil, aşk-ı memnu, s. 189). kafamdaki şeytanın varlığına indirdiği darbeyi, manevi iflasını asla duymuyor. (ö. seyfettin, gizli mabet, s. 70). bu konuda kendisini, gençliğini ortaya koyan bay hidayet koryürek, çok güzel konuşuyordu (s. kocagöz, izmir’in içinde, s. 16) vb.

 

Apposite remark : Uygun yorum. Uygun uyarı. Uygun düşünce.

 

Appositional growth : Kıkırdak dokusunda perikondriyumun alt kısmındaki fibroblastların matriks maddelerini sentezlemesi ve salgılamasıyla hücrelerin birbirinden uzaklaşması sonucu oluşan büyüme. Apozisyonal büyüme.

Appositively : Uygun bir şekilde. Eşleme olarak (gramer).

İngilizce Appose Türkçe anlamı, Appose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Appose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attach : Eklemek. Takmak. İliştirmek. Bağlamak. Tutturmak. İlişkin kılmak. El koymak. Bağlanmak. Haczetmek.

Adhere to : Bir şeyi saplantı gibi benimsemek. Sadık kalmak. Sıkıca yapışmak. Sıkıca yapıştırmak. -e yapışmak. Bağlı kalmak. Bağlı olmak. -e sadık kalmak.

Agglutinate : Yapışan. Bitiştirmek. Bileştirmek. Bitişken. Yapışkan. Birleştirmek. Tutkallamak. Bitişimli.

Collocated : Yan yana yerleştirilmiş. Sıralamak. Yan yana yerleştirilen. Düzenlemek. Eş konumlu.

Put : Yatırım yapmak. Atış. Yatırma. Sormak. Neşretmek. Söylemek. Fırlatma. Hamle. Bırakmak. Para koyma.

Juxtaposing : Sıralamak. Yanyana koyma. Sıralama. Dizmek.

Juxtapose : Karşılaştırmak için yan yana koymak. Sıralamak. Dizmek. Birbirine yakın koymak. Yanyana koymak.

Place : Hane. Yerleştirmek. Sorumluluk. İş. Mahal. Yazdırmak. Koymak. Yerleşim yeri. Kim olduğunu çıkarmak.

Agglutinating : Tutkallamak. Bileştirmek. Bitiştirmek.

Bond : Tahvil. İlişki. Bir özdecik oluşumunda iki öğeciğin kimi dış eksiciklerinin ortaklaşa kullanımı ile ya da eksicik alışverişi ile sağlanan bağlanım. Yazılı anlaşma ya da söz. Birbirine yapışma. Senet. Belirli miktar paranın, belirli bir vade sonunda ödeneceğini gösteren, üzerinde düzenleme yeri veya ödeme yeri ifadelerinden en az birinin bulunduğu bir yıldan kısa vadeli borç senedi. krş. adi senet, tahvil. Bağlanma. Fizik, kimya, gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Atom ya da yükünlerin, bağımsız moleküller oluşturmasını sağlayan kuvvetlerden doğan etkileşim türü. (durgun elektriksel etkileşimlerin oluşturduğu yükünsel bağ, elektron ortaklaşmasından doğan ortaklaşma bağı gibi türleri vardır.).

Appose synonyms : apposed, set, attaches, adjoins, cement, adhibit, apposes, apposing, collocate, bind, collocating, agglutinated, juxtaposes, affix, pose, adjoin, collocates, bonding, lay, position, agglutinates.

Appose ingilizce tanımı, definition of Appose

Appose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To try. [Obs.] [Bakınız: Pose]. To place opposite or before. To examine. To put or apply (one thing to another). To put questions to.