Juxtapose türkçesi Juxtapose nedir

  • Dizmek.
  • Yanyana koymak.
  • Birbirine yakın koymak.
  • Karşılaştırmak için yan yana koymak.
  • Yan yana koymak.
  • Sıralamak.

Juxtapose ingilizcede ne demek, Juxtapose nerede nasıl kullanılır?

Juxtaposed : Yan yana konmuş. Yan yana. Yanyana. Sıralanmış. Yan yana yerleştirilmiş (özellikle karşılaştırma yapmak için).

Juxtaposes : Dizmek. Yan yana koymak. Sıralamak. Birbirine yakın koymak. Yanyana koymak. Karşılaştırmak için yan yana koymak.

Juxtaposing : Sıralama. Yanyana koyma. Yan yana koymak. Dizmek. Sıralamak.

Juxtaposition : Birbirine yakın bulundurma. Dizme. Yan yana koyma. Bitişik olma. Karşıtlık yaratma amacıyla bir araya getirme. Aralarında kimyasal bir kaynaşma olmaksızın, bilinen öğelerin yanyana konulması (bu durumda belge verilmez, çünkü bir bulgu söz konusu değildir). Yanyana koyma. Yanyana bulunma. Birbirine yakın koyma. Birbirine yakın bulunma.

Juxtapositional assimilation : Yakın benzeşim. Yakın benzeşme. Kelimede iç seste yanyana duran iki ünsüzden birinin kendisine yakın boğumlanma niteliği taşıyan öteki tarafından büsbütün ya da kımen benzeştirilmesi olayı: penbe > pembe, anbar > ambar, künbet> kümbet, kanbur > kambur, inbik > imbik, yalnız > yannız, eczacı > ezzacı, bunlar > bunnar, karanlık > garannıv, gitdi > gitti, saçdı > saçtı, seçgin > seçkin, zenginlik > zenginnik, yatsı > yassı, olmazsa > olmassa, mehmet > memmet, iğne > inne vb.

 

Complexus juxtaglomerularis : Böbrekte getirici arteryol, götürücü arteryol, makula densa ve ekstraglomeruler mezangiyumdan oluşan miyogen, humoral ve sinirsel mekanizmaların etkili olduğu yapı. Jukstaglomerülar kompleks.

Juxtamedullary : Jukstamedullar. Böbrek medullasına yakın veya onun kenarında olan. Jukstamedüller.

Juxtaglomerular : Göbrek glomerulusuna yakın olan. Jukstaglomerüler. Jukstaglomeruler.

Juxtaglomerular cells : Böbrekte, bowman kapsülüne giren arteriyolün duvarında bulunan düz kas hücrelerinin farklılaşması ile oluşan, yassı çekirdekli, sitoplazmaları pas pozitif olan granüllerle dolu, renin salgılayarak kan basıncının ayarlanmasında etkili olan hücreler. Jukstaglomerular hücreler.

Be in juxtaposition : Birbirine yakın bulunmak. Yanyana bulunmak.

İngilizce Juxtapose Türkçe anlamı, Juxtapose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Juxtapose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Draw up : Dik tutmak. Durdurmak. Dikleştirmek. Kontrat imzalamak. Belge hazırlamak. Yığılmak. Durdurmak (araba, at vb.). Düzenlemek. Yetişmek.

Dispose : Alt etmek. İkna etmek. Dağıtmak. Atmak. Kurtulmak. Başından atmak. Kullanmak. Anıklamak. İsteklendirmek.

Alines : Hizalamak. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Oklahoma eyaletinde şehir. Dizilmek. Sıralanmak.

Arrays : Sıraya dizmek. Süslemek. Diziler. Giydirmek. Çeki düzen vermek.

Pose : Poz verdirmek. Yerleşmek. Soru sorarak şaşırtmak. Poz vermek. Poz yapmak. Hayret ettirmek. Tavır koymak. Taslamak. Sormak. Frikik vermek.

 

Collocate : Düzenlemek. Yerleştirmek. Sıraya koymak. Yan yana yerleştirmek. Birlikte bulunmak. Dizimlemek.

Drawn up : Durmak. Ayarlamak. Düzenlemek. Yazmak. Yetişmek. Dikleştirmek. Dik tutmak. Yığılmak. Hazırlanmış.

Echelon : Diziliş. Abd. Kanada. Kademe. Paralel dizilme. İzgeölçümde çok büyük çözüm gücü gerektiğinde bayağı ağ yerine kullanılan ve tam eşit kalınlıkta cam yaprak takımından oluşan kırınım ağı. Paralel olarak dizmek. Basamaklı ağ. Aşama.

Apposing : Yakına koymak. Yapıştırmak.

Apposes : Yakına koymak. Yapıştırmak.

Juxtapose synonyms : array, drawing up, alined, appose, juxtaposing, adjoins, juxtaposes, apposed, lay, collocated, echeloning, adjoin, compiled, place, compile, collocating, arranges, arrange, collocates, collate, alining, aligns, compiles, put, arraying, set, arrange in a row, collates, position.

Juxtapose ingilizce tanımı, definition of Juxtapose

Juxtapose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To place in juxtaposition.