Pose türkçesi Pose nedir

  • Frikik vermek.
  • Yerleşmek.
  • Sormak.
  • Soru sorarak şaşırtmak.
  • Şaşkınlık uyandırmak.
  • Poz verdirmek.
  • Doğurmak (sorun).
  • Poz.
  • Tavır koymak.
  • Ortaya çıkarmak.
  • Tavır takınmak.
  • Taslamak.
  • Şaşırtmak.
  • Poz yapmak.
  • Poz vermek.
  • Hayret ettirmek.

Pose ile ilgili cümleler

English: When you pose a question, you expect an answer.
Turkish: Bir soru sorduğun zaman bir cevap beklersin.

English: I have a question to pose you.
Turkish: Seni şaşırtacak bir sorum var.

English: I didn't pose for any pictures.
Turkish: Herhangi bir resim için poz vermedim.

English: Ali and Mary posed for a picture together.
Turkish: Ali ve Mary bir resim için birlikte poz verdi.

English: Don't pose for your picture until the contest is over.
Turkish: Yarışma bitene kadar resim için poz vermeyin.

Pose ingilizcede ne demek, Pose nerede nasıl kullanılır?

Pose as : Kendine ... süsü vermek. Poz yapmak. Süsü vermek. Numara yapmak. Kılığına girmek.

Classical pose : Bir sirkte göze güzel görünen poz. birçok kişinin bir arada, uyumlu bir biçimde poz almasıyla göz okşayan tablo. Klasik poz.

Posed : Poz vermek. Poz verdirmek. Sormak. Soru sorarak şaşırtmak. Taslamak. Tavır takınmak.

Poseidon : Deniz tanrısı. Poseydon. Tanrılar kronos ve rhea'nın oğlu (yunan mitolojisi). Bir tür güdümlü deniz altı torpili. Bir çeşit deniz altı füzesi.

 

Poser : Poz veren kişi. Şaşırtıcı soru. Model. Subje. Poz veren kimse. Zor soru. Numaracı.

Adipose eyelid : Bazı balıklarda gözlerin ön ve arka bölgelerinde bulunan şeffaf zarımsı yapı, adipöz göz kapağı. Adipoz göz kapağı. Yağımsı göz kapağı.

Posers : Poz veren kişi. Şaşırtıcı soru. Subje. Numaracı. Zor soru. Model. Poz veren kimse.

Ill posed : Kötü konumlanmış.

Poseur : Pozcu. Sahte tavırlı kimse. Yapmacık tavırlı tip. Numaracı. Poz veren.

Poseurs : Yapmacık tavırlı tip. Pozcu. Numaracı. Poz veren.

İngilizce Pose Türkçe anlamı, Pose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attitudinizing : Havalara girmek. Yapmacık davranmak. Kasılmak. Pozuna girme.

Come to light : Keşfedilmek. Gün yüzüne çıkmak. Açığa çıkmak. Netlik kazanmak. Su yüzüne çıkmak. Gözler önüne serilmek. Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Gün ışığına çıkmak.

Bring about : Doğurmak. Gerçekleştirmek. İleri sürmek. Meydana getirmek. Sebep olmak. Yol açmak. Beraberinde getirmek. Orsa alabanda etmek (gemi). Neden olmak.

Feign : Gibi yapmak. Rol yapmak. Davranışta göstermek. Vurmak. Uydurmak. Taklit etmek. Yalandan yapmak. Numarası yapmak. Gibi görünmek (yapar).

Astonishes : Hayrete düşürmek. Hayret etmek. Şaşkına çevirmek. Dudak ısırtmak. Afallatmak. Hayret uyandırmak. Hayrete düşmek.

Indwells : Yerleştirmek. İkamet etmek. İşlemek. Oturmak. Oturtmak. Nüfuz etmek.

Flummoxed : Kafasını karıştırmak. Allak bullak olmuş. Kafası karışmış. Afallatmak. Hayret uyandırmak. Sersemlemiş (argo terim). Şaşkına dönmüş.

 

Firm up : Sağlamlaştırmak. Sabit kılmak. Aydınlatmak. Sertleştirmek. Egzersiz yolu ile güçlendirmek veya şekillendirmek (ör. bir kas veya vücudun bir parçası). Pekiştirmek. Katılaştırmak. Daha sağlam ve sıkı olmasına sebep olmak. Daha sıkı olmak. Kesinleştirmek.

Amaze : Hayran bırakmak. Afallatmak. Hayrette bırakmak. Hayrete düşürmek. Hayret uyandırmak. Şaşkına çevirmek.

Inquired : Tahkik etmek. Araştırmak. Soruşturmak. Soru sormak. Aramak. Sorgulama yapmak. Bilgi almak. Akıl sormak.

Pose synonyms : comprise, dig in, display, mystify, consternating, iteming, relaying, mystifies, bring out, assume, time exposure, dissimulates, domiciling, inquires, flummoxing, exposures, exposal, put on an act, demanded, indwelling, attitudinized, ball up, flummox, constitute, dissimulating, nonplus, astound, brought out, sit, represent, assumes, present, asks.

Pose zıt anlamlı kelimeler, Pose kelime anlamı

Undeceive : Bilgi vermek. Uyandırmak. Gözünü açmak. Aklını başına getirmek. Uyarmak.

Pose antonyms : unaffectedness.

Pose ingilizce tanımı, definition of Pose

Pose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To assume and maintain a studied attitude, with studied arrangement of drapery. As, she poses as a prude. To place in an attitude or fixed position, for the sake of effect. Figuratively, to assume or affect a certain character. Catarrh. To strike an attitude. To attitudinize. As, the pose of an actor. The pose of an artist`s model or of a statue. As, to pose a model for a picture. To interrogate. To question. The attitude or position of a person. The position of the body or of any member of the body. An artificial position. A cold in the head. To pose a sitter for a portrait. To arrange the posture and drapery of (a person) in a studied manner. Especially, a position formally assumed for the sake of effect.