Bring about türkçesi Bring about nedir
- İleri sürmek.
- Orsa alabanda etmek (gemi).
- Husule getirmek.
- Meydana getirmek.
- Neden olmak.
- Beraberinde getirmek.
- Doğurmak.
- Ortaya çıkarmak.
- Gerçekleştirmek.
- Yol açmak.
- Sebep olmak.
Bring about ile ilgili cümleler
English: If you do that, it will only bring about a contrary effect.
Turkish: Eğer bunu yaparsan,bu sadece aksi sonuçlar doğuracak.
English: Typhoons bring about damage every year.
Turkish: Tayfunlar her yıl zarara yol açar.
Bring about ingilizcede ne demek, Bring about nerede nasıl kullanılır?
Bring : Doğurmak. Belirtmek. Kazandırmak. İkna etmek. Kandırmak. Razı etmek. Getirmek. Neden olmak. Ayıltmak. Vermek (ceza).
About : Muhiten. Üzerine. Ötede beride. Hakkında. Geriye. İlgili. Üstünde. Baresinde. Şuraya buraya. Çevresinde.
Bring into the world : Babası olmak. Yaratmak. Üretmek. Doğurmak. Dünyaya getirmek.
Bring a lawsuit : Mahkeme açmak. Dava açmak.
Bring a unit up to strength : Bir grubun mevcudunu tamamlamak.
Bring along : Sebep olmak. Beraberinde getirmek. Gelişmesini hızlandırmak. Neden olmak. Yanında getirmek. Getirmek.
İngilizce Bring about Türkçe anlamı, Bring about eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Bring about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Begot : Yaratmak. Babası olmak. Baba olmak.
Blaze a trail : Çığır açmak. Baş çekmek. Yol yapmak (yol olmayan bir yerde). Başı çekmek. Öncülük etmek. (yol olmayan bir yerde) yol yapmak. Ağaçların gövdelerinde çentikler açarak yeni bir yolun geçiş yerini işaretlemek. Bir ilke imza atmak. İz sürmek.
Incline : Yatkın olmak. Bayır. Yatırmak. Yönlendirmek. Sürüklemek. Yatmak. Sapmak. Eğim yapmak.
Carry into effect : Hayata geçirmek. Yürürlüğe sokmak. Yapmak. Fiiliyata geçirmek. Uygulamaya koymak. Uygulamak.
Attend : Dinlemek. Dikkatini vermek. Kulak vermek. Eşlik etmek. Bulunmak. Beklemek. Devam etmek. İştirak etmek. Hizmet etmek.
Argues : -e belirti olmak. İtiraz etmek. İkna etmek. Tartışmak. Çekişmek. Karşı gelmek. Belli etmek. İspatı olmak. Göstergesi olmak.
Bears : Yönelmek. Memeliler (mammalia) sınıfının, etçiller (carnivora) takımının, köpeğimsiler (arctoidea) üst familyasından, büyük ve tıknaz yapılı, tüylü, beş parmakları olan ve tabanlarına basarak yürüyen, kuyrukları körelmiş, hantal görünmelerine karşın kolay hareket eden, ağaçlara tırmanan türleri içeren bir familya. Dönmek. Değmek. Götürmek. Dişini sıkmak. Üstlenmek. Vermek. Ayıgiller. Spekülasyon yapmak.
Bring into being : Var etmek. Oluşturmak. Hayata geçirmek. Kurmak. Hayat vermek. Yaratmak. Vücuda getirmek.
Created : Yapmak. Oluşturan. Oluşturma tarihi. Yaratılma. Atamak. Yaratmak. Yetki vermek. Yaratılan.
Bring about synonyms : beat a path, compose, asserting, bear children, bring into the world, actualise, bring to light, come to light, detected, alleges, do, asserted, assert, allege, deducing, achieves, achieved, bring forth, conduces, effectuate, bring into the world, brings, caused, effecting, deduce, achieving, asserts, bear, bring along, begets, call forth, cause to, cause.

Bu kısımda Bring about kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Bring about ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Bring about anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Bring about ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.