Blaze a trail türkçesi Blaze a trail nedir

  • Başı çekmek.
  • (yol olmayan bir yerde) yol yapmak.
  • Öncülük etmek.
  • Ağaçların gövdelerinde çentikler açarak yeni bir yolun geçiş yerini işaretlemek.
  • Bir ilke imza atmak.
  • Baş çekmek.
  • Yol açmak.
  • İz sürmek.
  • Yol yapmak (yol olmayan bir yerde).
  • Çığır açmak.

Blaze a trail ingilizcede ne demek, Blaze a trail nerede nasıl kullanılır?

Blaze : Parlamak. Alevlendirmek. Atlarda burun üzerinde görülen beyaz kılların burun üstünün her iki tarafına yayılması durumu. Ağaçlara işaret koymak. Öfkeyle parlamak. Tutuşmak. Akıtma. Atlarda burun üzerinde görülen beyaz kılların bütün burun üstüne uzanması durumu. Alevlenmek.

A : Belirli bir tür veya nitelikteki. En yüksek not. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Argonun simgesi. Miktar belirtir. Amperin simgesi. Atom ağırlığı. Bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Herhangi bir.

Trail : Kuyruk (elbise vb.). Patika. Keçiyolu. Gerisine düşmek. Koku. Takip etmek. İz sürmek. İz. İzini sürmek.

Blaze abroad : İlan etmek.

Blaze away : Ateş etmeye devam etmek. Ateşin tutuşması. Hararetli bir biçimde konuşmak. Sürekli ateş etmek.

Blaze away at : Ateşe tutmak. Ateş etmek. Hararetle yapmak.

İngilizce Blaze a trail Türkçe anlamı, Blaze a trail eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blaze a trail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Lead : İletme teli. Baş rol. Başını çekmek. Yol göstermek. Kurşundan yapılmış. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel. Başoyuncu. Bir oyunda birinci derecedeki rol. Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi.

Scents : Kokusunu alma. İz kokusu. Koklama duyusu (hayvanın). Güzel koku. Koku. Güzel koku saçmak. Koklayarak bulmak. Kokusunu almak. Sezmek. Sezi.

Take the lead : Önayak olmak. Öncülüğünü yapmak. Rehber olmak. Liderlik etmek. Önderlik etmek. Yönetimi ele almak. Başa geçmek. Liderlik yapmak. Liderliği veya önderliği almak.

Trail : Keçiyolu. Gelişigüzel uzanıp gitmek. Gerisine düşmek. Gerisinde olmak (başkalarının). İzini sürmek. İzlemek. Patika. İz. Deneme.

Conduce : Yardım etmek. Katkıda bulunmak. Gerektirmek. Götürmek. Neden olmak.

Spearheads : Harekete lider olmak. Mızrak ucu. Öncü. Mızrakbaşı. Önayak olmak. Mızrak başı.

Spoored : Vahşi hayvanın izi. Hayvan ayak izi.

Spearheading : Başı çeken. Önayak olma. Öncülük eden. Başı çekme. Öncülük etme. Önayak olmak.

Blaze a trail synonyms : pioneers, pioneer, pioneering, pioneered, break fresh ground, blaze the trail, set the wheels in motions, conduces, spearheaded, guides, fashion, scenting, begets, fashions, begot, leave the beaten path, begin singing, begetting, scent out, mark an era, break ground, lead the way, sleuthed, causes, conduced, spoors, begotten, spoor, sleuth, guide, hounding, beget, trace.