Apposed türkçesi Apposed nedir

  • Yakına koymak.
  • Yakınlarda duran.
  • Yakına koyulmuş.
  • Yan yana koymak.

Apposed ingilizcede ne demek, Apposed nerede nasıl kullanılır?

Appose : Yakına koymak. Yan yana koymak. Yapıştırmak.

Apposes : Yakına koymak. Yapıştırmak. Yan yana koymak.

Apposable : Yakına konulabilen. Yan yana konulabilen. Yakınlarda durabilen.

Apposing : Yapıştırmak. Yan yana koymak. Yakına koymak.

Apposite : Uygun. Yerinde. Münasip.

Appositional growth : Kıkırdak dokusunda perikondriyumun alt kısmındaki fibroblastların matriks maddelerini sentezlemesi ve salgılamasıyla hücrelerin birbirinden uzaklaşması sonucu oluşan büyüme. Apozisyonal büyüme.

Apposition : Appozisyon (dilbilgisi terimi). İlave etme. Biyoloji, gramer alanlarında kullanılır. Bir araya koyma. Apozisyon. Unvan. Kemik büyümesinde olduğu gibi, daha önce oluşmuş bir yüzeye materyal eklenmesi. Ekleme. Koşuntu. Biraraya koyma.

Appositive : Bir cümlede asıl nesneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için kullanılan ve yine nesne durumanda olan kelime veya kelime grubu. bu davayı, bu mukaddes vatanın itila-yı kat’isini temin edecek olan bu davayı bugün bu mertebeye kadar getirdik. (m.k. atatürk, nutuk, s. 872). azize, o kelebek ruhlu çocuk, sefir karısı olmak ve hayatını avrupa’nın kibar dünyasında geçirmek hülyasını kuran süslü kız, şimdi hasan beyi, yani parasız ve mevkii, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini seviyordu.(h.e. adıvar, kalp ağrısı, s. 34). o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h.z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 197). bunu düşünürken firdevs hanımın çehresini bütün boyları ile sahte gençlikler ile, gizlenen fersudelikleriyle o çehreyi görüyordu, bu çehre o eski evin ölmüş ruhu üstünde yükselen yeni ev, yabancı evdi. (h.z. uşaklıgil, aşk-ı memnu, s. 189). kafamdaki şeytanın varlığına indirdiği darbeyi, manevi iflasını asla duymuyor. (ö. seyfettin, gizli mabet, s. 70). bu konuda kendisini, gençliğini ortaya koyan bay hidayet koryürek, çok güzel konuşuyordu (s. kocagöz, izmir’in içinde, s. 16) vb. Bir cümlede özneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, vasıflandırmak veya pekiştirmek için kullanılan ve yine özne durumunda olan kelime veya kelime grubu: bu genç kız için ismail tayfur, o kumral saçlı, uzun boylu, yeşil gözlü genç adam, herkesin her şeyden başka bir şey olmuştu (h.z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s.37). azize, o kelebek ruhlu çocuk, sefir karısı olmak ve hayatını avrupa’nın kibar dünyasında geçirmek hülyasını kuran süslü kız, şimdi hasan beyi, yani parasız ve mevkii, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini seviyordu (h.e. adıvar, kalp ağrısı, s. 34). bir sarıklı hoca, sait molla, ingiliz karargahı kapılarında curnal verme nöbeti bekliyordu (f.r. atay, atatürkçülük nedir, s. 16). kasabanın gazete bayiliğini de yapan fotoğrafçı, yavuz ata’nın oğlu serdar’ın arkadaşı hilmi, bir önceki günün tarihini taşıyan cumhuriyet’i getirmişti (tarık bugra, yağmuru beklerken, s. 37) vb. Açıklayacı özne. Açıklayıcı. Açıklayıcı dolaylı tümleç. Ondan hemen önce gelen kelime veya ifadeyi niteleyen ve tamlayan ifade (gramer). Bir cümlede asıl tümleçten sonra gelerek onu açıklayan ve aynı ad çekimi ekini almış olan kelime veya kelime grupları: mümtaz, yukarıya, annesinin yanına çıktığı zaman, demin gelen kadının on sekiz, yirmi yaşlarında bir kız olduğunu anlamıştı (a.h. tanpınar, huzur, s. 21). bu köşk, dostlarına, barışık dostlarına karşı şerefli yuvası (…) tutumluluğunun abidesi değil miydi? (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 228). her yaz içinde saatlerce vakit geçirdiğimiz, çiçeklerini ve ağaçlarını suladığımız bahçemizden, gönül meskenimizden bir türlü ayrılamadık. okumaktan bitip tükenmez zevk aldığı kitaplarına, varlığının hayat kaynağına yeniden kavuşmuştu. üçüncü gün, talat da aramızda bulunduğu halde ona abdest aldırtarak ve kitaba -evde mushaf bulunmadığı için mesnevi’ye- el bastırarak büyük bir yemin ettirdik ve mesele kapandı. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 173). vb. Kendisinden önce gelen kelime veya kelime gruplarını daha açık ifade etmek ve anlamı güçlendirmek için kullanılan kelimeler veya kelime grupları: atatürk’ün büyük nutuk’u, siyasi ve milli tarihimizin birinci elden kaynak eseri, türk hitabet san’atının da doruğa yükselmiş bir şaheseridir. (m. k. atatürk, nutuk, ön söz). sonra acayip bir değişiklikle ellerine geçirdikleri bu insan malzemesinin, bu küçücük ve canlı şeyin yerini almaya çalışıyorlardı. (a. h. tanpınar, huzur, s. 285). sonunda yorgun, bitkin ve içi kapkaranlık, kendisini uykuya, kalbinin vurşunu hızlandıran kabusların arasında, zaman zaman aranan noktaların büyük müjdeler gibi uyuşturduğu uykuya bıraktı. (t. buğra, yalnızlar, s. 51). açıklayıcı özne, açıklayıcı nesne, açıklayıcı dolaylı tümleç ve açıklayıcı zarf tümleci durumunda olan kelime veya kelime grupları da vardır. bunlara bk. Açıklayıcı nesne.

 

Apposite remark : Uygun uyarı. Uygun yorum. Uygun düşünce.

 

Appositely : Uygun olarak. Uygun bir şekilde. Doğru olarak. Doğru dürüst.

İngilizce Apposed Türkçe anlamı, Apposed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Apposed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stand : Ayağa kalkmak. Ayakta durmak. Ayaklık. İhtiyaç duymak. Desteklemek. Sineye çekmek. Kalmak. Gitar sehpası. Dayanmak. Üçayak.

Juxtapose : Sıralamak. Karşılaştırmak için yan yana koymak. Yanyana koymak. Birbirine yakın koymak. Dizmek.

Adjoin : Katmak. Yan yana olmak. Bitişik olmak. Bitiştirmek. Eklemek.

Juxtaposes : Karşılaştırmak için yan yana koymak. Sıralamak. Birbirine yakın koymak. Dizmek. Yanyana koymak.

Argue : Kandırmak. -e alamet olmak. İleri sürmek. Çekişmek. Becelleşmek. İtiraz etmek. Göstergesi olmak. İkna etmek. Savunmak. -e belirti olmak.

Defend : Saklamak. Himaye etmek. Kanat açmak. Reddetmek. Arkasında olmak. Savunmak. Korumak. Müdafaa etmek.

Apposes : Yapıştırmak.

Collocate : Yan yana yerleştirmek. Sıraya koymak. Yanyana koymak. Dizimlemek. Düzenlemek. Sıralamak. Birlikte bulunmak. Yerleştirmek.

Fend : Atlatmak. Kendini -den korumak. Karşı koymak. Uzaklaştırmak. Kendini korumak.

Apposing : Yapıştırmak.

Apposed synonyms : repugn, fight down, collocates, adjoins, resist, juxtaposing, recalcitrate, contest, drive back, repel, debate, fence, struggle, repulse, stand firm, contend, collocated, fight, rebuff, fight off, fight back, collocating, appose, hold out, withstand.

Apposed zıt anlamlı kelimeler, Apposed kelime anlamı

Surrender : Feragat etmek. Kapılmak. Feragat. Pes etmek. Bırakmak. Vermek. Teslim olmak. Hakkından vazgeçmek. Boyun eğmek. Vazgeçme.

Protected : Korunmuş. Himaye edilen. Korunan. Korumalı. Mahfuz. Mahfuzdur. Korunmalı. Muhafazalı. Muhafaza edilmiş.

Apposed ingilizce tanımı, definition of Apposed

Apposed kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Placed in apposition. Mutually fitting, as the mandibles of a bird`s beak.