Fauces türkçesi Fauces nedir

  • Boğaz, dar geçit.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Boğaz.
  • Favses.

Fauces ingilizcede ne demek, Fauces nerede nasıl kullanılır?

Faucet : Vana. Kullanma yerinde suyu açıp kapamakta kullanılan araç. Musluk. Fıçı musluğu. Bidon musluğu. Batarya.

Faucets : Fıçı musluğu. Bidon musluğu. Musluk. Musluklar.

Lavatory faucet : Lavaboya gelen soğuk ya da sıcak suyu açıp kapayan musluk. Lavabo musluğu.

Long faucet : Uzun musluk. Döşeme bağlandığı uç ile akma ucu arası uzun olan musluk.

Short faucet : Boyun kısmı öteki muslaklara göre daha kısa olan musluklara verilen genel ad. Kısa musluk.

Faubourgs : Kenar mahalle. Bir fransız şehrinin merkezinin dışındaki bölge. Varoş. Banliyö.

Faugh : Tiksinme veya nefret ünlemi. Berbat!. Püf!. ãƒå“f be!.

Isthmus faucium : Yutak geçiti darlığı. İstmus fasyum.

Faulkner : 1949 nobel edebiyat ödülü sahibi. Amerikalı romancı. William faulkner (1897-1962). Soyadı.

Wall type combination faucet : Soğuk ve sıcak suyu ılıştırıp akıtabilir biçimde alınması için duvara konan su alma yeri. Duvar musluk takımı.

İngilizce Fauces Türkçe anlamı, Fauces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fauces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Constrictor : Sıkıcı adele. Konstriktör. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıkıcı adale. Büzücü. Konstriktor. Büzücü, sıkıcı. Çekici ya da kısaltıcı olan. Boa yılanı.

 

Defiles : Pisletmek. Bozmak. Kirletmek. Bulaştırmak. Tek sıra halinde yürümek. Kutsal birşeye saygısızlık etmek. Dar geçit. Kötüye kullanmak. Lekelemek.

Defile : Tek sıra halinde yürümek. Bulaştırmak. Pisletmek. Bozmak. Dar geçit. Kirletmek. Kötüye kullanmak. Dar boğaz. Coğrafya, tarih alanlarında kullanılır.

Abamectin : Abamektin. Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç.

Constrict : Sıkıştırmak. Kısmak. Baskı yapmak. Büzmek. Büzme. Kısıtlamak. Daraltmak. Sıkıştırmak (elbise vb). Sıkmak.

Constriction : Sıkışma, büzülme, daralma. Daraltı. Dar geçit. Daraltma. Büzme. Kısıtlama. Konstriksiyon. Kesit daralması.

Passage : Deniz yolculuğu. Kültür mikroorganizmalarının taze bir besi yeri ortamına aktarma işlemi. Seyircilerin yerlerine gitmeleri için seyir yerinde bulunan geçiş yeri. Bölüm. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dar yol. Yolculuk (uçak, gemi). Yol. Akış. Alt kültür.

Esophagus : Özofagus. Yutakla mide arasındaki kassıl ve zarsıl boru biçimindeki organ, özofagus. Yutak. Özefagus. Sindirim kanalının, yutakla mide arasında kalan kısmı, özefagus, ösefagus, özofagus. Yutak ile mide arasında kalan, içi çok tabakalı yassı epitelle astarlanmış, bağ dokusu, çizgili kas ve düz kaslarla çevrelenmiş, çok sayıda bez içeren, insanlarda yaklaşık 25 cm kadar olan sindirim kanalı kısmı. özofagus. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bkz.oesophagus. Ösefagus.

 

Gate : Patika. Bilgisayar, bilişim, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kapak. Geçit. Filmin alıcı ve göstericide pencere önünden düzgün geçmesini sağlamak için yapılmış, film enine uygun dar geçit. Bilet hasılatı. Kapı. Parçacık sayaçlarında birçok atım girdilerinden yalnız belirli bir erkesi olan öbeğe çıktı verecek biçimde düzenlenmiş çevrim. Kanal kapağı.

Abdominal distention : Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Karın gerginliği. Abdominal gerginlik.

Fauces synonyms : a dna, a clay, abdomen, gorges, esophagi, constricts, bosporus, a crochordon, bosphorus, a amplitude mod, constrictions, abaxial, abdominal fat necrosis, abdominal ovariectomy, a c deformity, abdominal pain, abdominal palpation, abattoir, a band, a c syndrom, constrictors, passageway, gorge.

Fauces ingilizce tanımı, definition of Fauces

Fauces kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Called also the isthmus of the fauces. On either side of the passage two membranous folds, called the pillars of the fauces, inclose the tonsils. The narrow passage from the mouth to the pharynx, situated between the soft palate and the base of the tongue.