Passage türkçesi Passage nedir
- Yol.
- Bağırsakların çalışması.
- Deniz yolculuğu.
- Koridor (ingiliz ingilizcesi).
- Seyircilerin yerlerine gitmeleri için seyir yerinde bulunan geçiş yeri.
- Kanal.
- Örtülü geçit.
- Hücrelerin belli bir yoğunlukta hücre içeren kültürlerde çoğalmalarını ve devamlılıklarını sağlamak amacıyla başka bir besi yerine aktarılması işlemi. bitki doku ya da aşısının birbirini takip eden bölünmelerinden sonra besi yerinin belirli aralıklarla değiştirilmesi. pasaj.
- Geçiş.
- Parça.
- Akış.
- Bölüm.
- Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Koridor.
- Dehliz.
- Mürur.
- Geçme.
- Dar yol.
- Bent.
- Yolculuk (uçak, gemi).
- Bilet ücreti.
- Geçit.
- Paragraf.
- Pasaj.
- Alt kültür.
- Kültür mikroorganizmalarının taze bir besi yeri ortamına aktarma işlemi.
- Bağırsakların boşalması. bir yerden diğer bir yere hareket etme. katater, prop gibi bir aletin bir kanalın içinden geçmesi.
Passage ile ilgili cümleler
English: He read a passage from Shakespeare.
Turkish: Shakespeare'den bir pasaj okudu.
English: I copied a passage from the book into my notebook.
Turkish: Kitaptan bir pasajı defterime kopyaladım.
English: He quoted a passage from the Bible.
Turkish: O, İncil'den bir pasaj alıntıladı.
English: Read the passage on page 22, please.
Turkish: Sayfa 22 deki pasajı okuyun.
English: I am fascinated by clouds and clocks on old photographs - perhaps because they can be understood as symbols of the transience and continuous passage of time.
Turkish: Belki onlar geçicilik ve sürekli zaman geçidi olarak olarak anlaşılabileceği için eski fotoğraflardaki bulutlardan ve saatlerden etkilendim.
Passage ingilizcede ne demek, Passage nerede nasıl kullanılır?
Passage boat : Araba vapuru. Feribot.
Passage money : Yolcu taşıma ücreti. Yol parası. Gemi yolcusundan alınan ücret. Yolculuk ücreti.
Passage of lines : Üzerinden aşarak değiştirme. Üzerinden aşma.
Passage on bottles : Şişe geçidi. Fillerin şişeler üzerinde dengelenmesi.
Passage point : Geçiş noktası.
No passage this way : Çıkmaz sokak. İçinden geçilen güzergah değil. Bu yönde geçiş yoktur.
Nasal passage : Geniz. Geniz yolu.
Passage way : Koridor. Geçit.
Bird of passage : Göçebe kimse. Göçmen kişi. Geçici olarak kalan kimse. Gezgin kişi. Göçmen kuş. Oradan oraya göçen kişi.
Birds of passage : Mevsimlerle birlikte yer değiştiren kuşlar. Gezgin kuşlar. Gezici kuşlar. Göçmen kuşlar.
İngilizce Passage Türkçe anlamı, Passage eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Passage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Joggle : Hafifçe sarsılmak. Diş yapmak. Hafifçe sarsmak. Hafifçe sallanmak. Birleştirmek. Çentik. Geçme parçası. Sarsıntı. Sallamak.
Text : Bilişimsel dilbilim ve bilgi erişimde, doğal dil sözdiziminin bir yazı oluşturacak biçimde, biçim, anlatış ve noktalama imleriyle kullanıldığı, bir uzunluk kısıtlaması öngörülmeksizin, gereken boyda damga dizgisi. İncil'den kısa bölüm. Mesaj atmak (cepten). İncilden kısa bölüm. Yazının aslı. Metin. Konu. Kitap ya da yazının aslı. ä°ncil'de ayet.
Barraging : Engelleme ateşi. Engel. Nehir barajı. Yağmur. Yaylım ateşi. Yoğun yaylım ateşi. Soru yağmuruna tutmak. Baraj.
Halls : Yemekhane. Hol. Yurt. Konak. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri. Antre. Kabul salonu. Salon.
Device : Alıcıyı satış konusuna yaklaştıracak, onda ilgi uyandıracak nitelikteki sözler. Resim. Cihaz. İşaret. Donanım. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Nisan. Aparat. Eğilim. Makine.
Compartment : Kısım. Bölüntü. Kompartman. Bölme. Göz. Hücre. Bölge. Alan. Kompartıman.
Overtaking : Yetişen tekne. Sollamak. Yetişip geçmek. Yetişmek. Yakalamak. Sollama. Bastırmak (yağmur vb). Atak yapma.
Catwalk : Dar bir yaya yolu. Geçit kalası. İki bina arasındaki köprü. Dar köprü. İskele. Kediyolu. Podyum. İki binayı birbirine bağlayan köprü.
Act : Davranmak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Edim. Etki etmek. Hareket etmek. Numara yapmak. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Görevini yapmak. Çeşitli güdülerden kaynaklanan ve tanısal bir içeriği olan amaçlı davranış. Numarası yapmak.
Canallers : Ark. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. Yapay suyolu. Ocak oluğu. İçinden sıvı geçen yol. Oyuk. İçinden damar geçen yol. Suyolu. İçinden sinir geçen yol.
Passage synonyms : locus classicus, lapsing, passage way, bunds, department, detournement, passages, gateway, excerption, section, alley, encroachments, causey, passings, barraged, flights, carriageways, pass, canal, chares, extract, bits, changeovers, passing, change of state, cloistering, fare, vista, voyaged, construction, fitting, lobbied, modulations.
Passage ingilizce tanımı, definition of Passage
Passage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A going by, over, across, or through. As, the passage of a man or a carriage. Movement from point to point. The passage of light. Transit from one place to another. The act of passing. The passage of a ship or a bird. The passage of fluids through the pores or channels of the body.

Bu kısımda Passage kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Passage ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Passage anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Passage ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.