Faulting türkçesi Faulting nedir

Faulting ingilizcede ne demek, Faulting nerede nasıl kullanılır?

Faulting component : Aksayan bileşen.

Defaulting : Görevi yapmakta kusur işlemek. Karşılaşmaya katılmamak. Mahkemeye gelmemek. Yükümlülüğünü yerine getirmemek. Gıyabi. Gıyabında hüküm vermek. Hükmen yenik sayılmak.

Faultiness : Kusurlu olma. Bozukluk. Hatalı olma. Kusurluluk. Hatalılık.

Faultier : Hatalı. Kusurlu. Arızalı. Daha hatalı. Bozuk.

Faultiest : Kusurlu. En hatalı. Bozuk. Arızalı. Hatalı.

Fault block : Karşılıklı iki sınırında, kırık düzlemleri bulunan dağ ya da kayaç kütlesi. Fay bloğu. Kırıklı kaya kütlesi. Kırıklı tomruk.

Fault finder : Hata bulucu aygıt.

Fault diagnosis : Arıza arama. Kusur tanısı. Arıza tanısı. Bozukluk tanısı.

Fault finding : Kusur. Arıza bulma.

Fault caption : Uygulayımsal aksaklık resmi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Teknik arıza diyası. Ty. uygulayımsal aksaklığı izleyicilere duyurmak için kullanılan saydam resim.

İngilizce Faulting Türkçe anlamı, Faulting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Faulting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Criticize : Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek. Kritik etmek. Kritiğini yapmak. Eleştirmek. Yermek. Eleştiri getirmek. Eleştiri yöneltmek. Tenkit etmek.

 

Cavilled : Bahane aramak. Şikayetçi olmak.

Criticizes : Kritiğini yapmak. Yermek. Tenkit etmek. Eleştiri yöneltmek. Eleştirmek. Eleştiri getirmek. Kritik etmek. Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek.

Arraigned : Mahkemeye vermek. Suçlamak.

Chides : Fırça atmak. Söylenmek. Fırça çekmek. Paylamak. Azarlamak. Çıkışmak.

Assailing : Hücum etmek. Dil uzatmak. Saldırmak.

Crevice : Krevas. Fisür. Çatlak. Kaya yarığı. Yarık. Şifre güvenliğini delici. Krevis. Gedik. Rahne.

Censure : Tektir etmek. Suçlamak. Azar. Tekdir. Sertçe eleştirmek. Kınama. Eleştirmek. Cezalandırmak. Tenkit etmek.

Anathematizes : Afaroz etmek. Kiliseden aforoz etmek. Aforoz etmek. Yasaklamak. Lanetlemek.

Faulting synonyms : inclined fault, strike slip fault, geological fault, cast reflection on somebody, cavils, faults, assails, cavil, carp, anathematizing, faulted, arraigns, caviled, denunciate, blames, condemns, carped, anathematized, carps, castigated, fissure, anathematize, dispraise, condemn, break, anathematise, be at fault, cleft, chidden, cavilling, be in the wrong, castigating, caviling.

Faulting ingilizce tanımı, definition of Faulting

Faulting kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The process by which a fault is produced. The state or condition of being faulted.