Favorless türkçesi Favorless nedir

  • Müsait olmayan.
  • Sakıncalı.
  • Elverişli olmayan.
  • Tercih edilmeyen.
  • Favori olmayan.
  • Olumsuz.
  • Avantajlı olmayan.
  • Müsait olmayan (ayrıca favourless).
  • Elverişsiz.

Favorless ingilizcede ne demek, Favorless nerede nasıl kullanılır?

Favor the parties in power : Mevcut yönetimi desteklemek veya tercih etmek.

Ask a favor of : Ricada bulunmak.

Curry favor with : Yaltaklanarak birinin gözüne girmeye çalışmak. Gözüne girmeye çalışmak.

Curry favor with somebody : Yaranmaya çalışmak. Yaltaklanmak.

Discriminate favor of somebody : Ayrıcalık yapmak. Lehinde taraflı davrnamak.

Ask a favor : Ricada bulunmak. İyilik istemek. Yardım için rica etmek.

Did a favor : Bir iyilikte bulundu. İyi bir şey yaptı. Bir iyilik yaptı. Bir lütufta bulundu.

As a favor : Hatır için. Hatıra binaen.

In favor of : Tarafında olarak. Adına. Emrine. -in lehinde. -in lehine. -in taraftarı. -den yana. Lehine. Lehinde.

Ask for a favor : Bir iyilik istemek.

İngilizce Favorless Türkçe anlamı, Favorless eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Favorless ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unqualifiable : Düzeltilmez. Değiştirilemez. Uygun olmayan. Uyarlanamaz.

Inexpedient : Uygunsuz. Amaca uymayan. Akılsızca. Akılsız. Yararsız. Yersiz. Münasebetsiz. Amaca uygun düşmeyen. Uymaz.

 

Unfavorable : Aksi. Kötü. Karşı. Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi, ona ters düşen tutum ya da görüş. Uygun olmayan. Açık veren (hesap). Ters.

Flavorless : Lezzetsiz. Tatsız.

Damaging : Zarar veren. Negatif. Kötü etkisi olan. Zarar görmüş. Zarar verici. Zararlı.

Bland : Yavan. Tatsız. Yumuşakbaşlı. Mülayim. Fazla tatlı olmayan. Uysal. Kibar. Tadı bebek maması gibi ve hazmı kolay olan (yemek). İnce. Şahsiyetsiz.

Objectionable : Mahzurlu. İtiraz edilebilir. İtirazı kabil görme. Münasebetsiz. Mide bulandırıcı. Tatsız. Uygunsuz. Hoş olmayan. Nahoş.

Negative : Çürütmek. Zıt. Bir imlemede artı doğrultunun tersine yönelmiş sayılara verilen im. yalnız iki eşlemi bulunan nesneler den birine verilen im; eksi yük gibi. sayıların sıfırdan küçük olanlarına verilen im. iki sayıdan, iki nicelikten birini ötekinden çıkarma işlemini belirleyen im. Etkisiz hale getirmek. Menetmek. Olumsuz söz. Negatif görüntü elde etmek için alıcıda kullanılan boş film. bu yolda kullanılmış fakat henüz işlemelikte işlenmemiş dolu film. işlemelikte işlenerek üzerinde negatif görüntü belirmiş olan film. negatif görüntü. (genellikle) doğadakinin ters renk tonunda görüntü veren duyarkatları ve bu görüntüleri anlatır. tv. uç değiştirme yoluyla almaçta oluşturulan ve doğadakinin ters renk tonunda olan görüntü. Reddetmek. Bilgisayar, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Flavourless : Tatsız. Lezzetsiz.

Privative : Olumsuzluk belirten sözcük. Olumsuz şekle çeviren. Olumsuzluk eki. Menfi. Yoksun bırakan. Mahrum eden.

 

Favorless synonyms : ineligible, incapable, prejudicial, negatived, inconvenient, undesirables, exact opposite, tasteless, impractical, ineligibles, savourless, favourless, cumbersome, insipid, adverse, unpracticable, impracticable, inadequate, unfavourable, negativing, poorly, unfairable, savorless, undesirable, unadvantageous, insusceptible, disadvantageous, clunky, disabled, deprecating, flat, vapid, negatory.

Favorless zıt anlamlı kelimeler, Favorless kelime anlamı

Tasty : Tadına doyulmayan. Çekici veya fıstık veya yavru. Yiyimli. Tadı yerinde. Tadı güzel. Lezzetli. Tatlı. Çeşnili. Zevkli.

Favorless ingilizce tanımı, definition of Favorless

Favorless kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Unfavored. Having no countenance or support. Not regarded with favor.