Feel faint türkçesi Feel faint nedir

  • Bitkin hissetmek.
  • Fenalık geçirmek.
  • Bayılacak gibi olmak.
  • Kendini bitkin hissetmek.
  • Fenalık gelmek.
  • Baygınlık geçirmek.
  • Fena olmak.
  • Baygınlık gelmek.
  • Fenalaşmak.
  • Hali kalmamak.

Feel faint ile ilgili cümleler

English: I feel faint.
Turkish: Baygın hissediyorum.

English: Ali began to feel faint.
Turkish: Ali baygınlık hissetmeye başladı.

Feel faint ingilizcede ne demek, Feel faint nerede nasıl kullanılır?

Feel : Dokunma hissi. Kendini...hissetmek. Sezinlemek. Yoklamak. Hissetme. Hissetmek. Acımak. Sezgi. Görünmek. Duygu.

Faint : Bilincini yitirmek üzere. Baygın. Baygınlık. Korkak. Belli belirsiz. Zayıf. Çok küçük. Bayılma. İçi geçmek.

I feel faint : Baygınlık hissediyorum.

Feel all right : İyi hissetmek. Tamam olmak. İyi olmak.

Feel an affinity for : Birini çok çekici bulmak. Çok çekici bulmak.

Feel angry : Delirmek. Kızgınlık hissetmek. Kızgın olmak. Öfkelenmek.

İngilizce Feel faint Türkçe anlamı, Feel faint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feel faint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fainters : Zayıflamak. Bitkin düşmek. Güçsüzleşmek. Bayılma. Bayılmak. Bayılmaya meyilli olan. Şuurunu kaybetme eğiliminde olan. Kendinden geçmek. Düşüp bayılmak.

Fall ill : Rahatsızlanmak. Şifayı kapmak. Hasta düşmek. Hastalığa yakalanmak. Yatağa düşmek. Hasta olmak. Kötüleşmek. Hastalanmak.

 

Deteriorate : Kötüye gitmek. Alçalmak. Bozulmak. Kötüleşmek. Durumu kötüye gitmek. Kötüleştirmek. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Gerilemek. Bozmak.

Sink : Dolin. Eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerde, kimyasal aşınma ile ya da yeraltı inlerinin çökmesiyle oluşan çanak biçiminde basıklıklar ya da dik kenarlı çukurlar. (tava, koyak, kokurdan, düden, obruç olarak da adlandırılır.). Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır. Durumu bozulmak. Yerleştirmek. İşlemek. Yatırmak. Kazmak. Açmak. Örtbas etmek.

Faints : Bayılmak. İçi geçmek. Kendinden geçmek. Bitkin düşmek. Zayıflamak. Bayılma. Düşüp bayılmak. Güçsüzleşmek.

Swooning : Bayılmak. Bayılma.

Go bad : Yiyecek bozulmak. Kötü gitmek. Kokmak. Ekşimek. Bozulmak. Kokuşmak. Diş çürümek. Yolunda olmamak. Çürümek.

Worsens : Beter etmek. Daha kötü bir hale getirmek. Kötüleşmek. Kötüleşmek (hasta). Daha da kötüleştirmek. Kötüye gitmek. Kötüleştirmek. Daha kötü olmak. Gerilemek.

Deteriorating : Kötüleşmek. Bozulmak. Bozulan (sağlık, durum vb). Bozucu. Bozmak. Gerilemek.

Have a fit : Deli olmak (öfkeden). Çılgına dönmek. Neredeyse zil takıp oynamak. Mest olmak. Zıvanadan çıkmak. Babaları tutmak. Çok sevinmek. Küplere binmek. Deli olmak.

Feel faint synonyms : fainter, swoon, swooned, droop, sank, be aggravated, droops, swoons, languishes, languished, worsen, get worse, drooped, deteriorates, feel sick, deteriorated, fall away, be exhausted, become worse, faint, sinks, languish, feel bad.