Go bad türkçesi Go bad nedir

  • Yolunda olmamak.
  • Kötü gitmek.
  • Bozulmak.
  • Çürümek.
  • Kokmak.
  • Fenalaşmak.
  • Diş çürümek.
  • Kokuşmak.
  • Yemek çürümek.
  • Yiyecek bozulmak.
  • Ekşimek.

Go bad ile ilgili cümleler

English: In the summer, eggs go bad quickly.
Turkish: Yazın yumurtalar çok çabuk bozulur.

English: Eggs go bad quickly in the summer.
Turkish: Yumurtalar yazın çabuk bozulur.

English: In the summer, eggs soon go bad.
Turkish: Yazın, yumurtalar çabuk bozulur.

English: In summer, eggs soon go bad.
Turkish: Yazın, yumurta çabuk bozulur.

English: Hey, has this been sitting out on the dinner table all day? It has to go in the refrigerator or it'll go bad.
Turkish: Hey, bu bütün gün yemek masasında mı duruyordu? O, buzdolabına gitmeli yoksa bozulacak.

Go bad ingilizcede ne demek, Go bad nerede nasıl kullanılır?

Go : Sonuçlanmak. Devrolunmak. Olmak. Geçmek. Kaybolmak. Enerji. Hareket etmek. Söylenmek. İş görmek. Canlılık.

Bad : Küfürlü. Yıkım. Çürük. Aynasız. Kokmuş. Fena. Perişanlık. Batak. Kem. Kokuşmuş.

Go a long way : Çok dayanmak. Çok iş görmek. Bir yere kadar yeterli veya yararlı olmak. Etkisi uzun sürmek.

Go a long way towards : Bir şey çok katkıda bulunmak. Çok yararlı olmak.

Go aboard : Tekneye çıkmak. Tekneye binmek. Güvertede gitmek. Gemiye binmek veya çıkmak. Binmek.

 

Go about a task : Bir işe başlamak. Bir işi ele almak.

Go about : Birlikte olmak. Kolları sıvayıp işe başlamak. Ele almak. Dolaşmak. Gezmek. Tiramola etmek. Yön değiştirmek. Salgın olmak. Başlamak. Orsalamak.

İngilizce Go bad Türkçe anlamı, Go bad eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Go bad ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Become depraved : Azmak.

Break down : Ruhen yıkılmak. Baskıya dayanamamak. Kırmak. Kendinden geçmek. Arıza meydana gelmek. Yıkmak. Çökmek. Bozmak. Yıkılmak. Bölmek.

Acetifies : Asetikleştirmek. Ekşitmek. Ekşit. Asetik asit veya sirkeye dönüştürmek.

Deteriorated : Yatkın. Kötüleşmek. Bozmak. Ağırlaşan (durum). Gerilemek. Durumu kötüleşmiş.

Reeking : Kokutma (pis). Pis kokmak. Tütmek. Buğulanmak.

Doty : Saçmalamak. Terbiyesi bozulmak. Benekli. Çürümeden etkilenmiş. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Çürümüş. Çürüklü. Alay etmek.

Deteriorate : Bozmak. Kötüleşmek. Kötüye gitmek. Durumu kötüye gitmek. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Gerilemek. Kötüleştirmek. Alçalmak.

Canker : Yozlaştıran etmen. Pamukçuk. Aft. Çürütmek. Buğdaypası. Pamukçuk oluşturmak. Mahvetmek. Bozucu etken. Mahvolmak.

Be destroyed : Yok edilmek. Mahvolmak. Mahvedilmek. Tahribata uğramak. Yıktırılmak. Ortadan kalkmak. Tahrip görmek. Yok olmak. Telef olmak.

Go bad synonyms : become unsound, acetify, corrode, be embarrassed, acetifying, smell, taint, cankers, reeked, sourer, sinks, be aggravated, go sour, be corrupted, went off, taints, addles, festers, worsens, putrefied, worsen, blights, soured, blighting, busted, sourest, decay, rotted, addlings, be disconcerted, fall down, go west, do badly.