Deteriorating türkçesi Deteriorating nedir

Deteriorating ile ilgili cümleler

English: Tom's health has been deteriorating for some time.
Turkish: Tom'un sağlığı bir süredir kötüye gidiyor.

English: His memory is deteriorating with age.
Turkish: Onun belleği yaş nedeniyle kötüleşiyor.

English: Tom's eyesight is deteriorating.
Turkish: Tom'un görme yeteneği kötüleşiyor.

English: Tom's condition is deteriorating rapidly.
Turkish: Tom'un durumu hızla kötüleşiyor.

Deteriorating ingilizcede ne demek, Deteriorating nerede nasıl kullanılır?

Deterioration : Gerileme. Bozulma. Çürüklük. Kalite kaybı. Bozunum. Kötüleşme. Parçalanma. Fenalaşma. Kötüye gitme.

Deterioration in his condition : Belirli bir durumdaki bozulma (genellikle tıbbi bir durumla ilgili olarak). Onun durumundaki kötüleşme.

Deteriorations : Kötüleşme. Gerileme. Parçalanma. Bozulma. Kötüye gitme. Bozunum. Fenalaşma. Çürüklük.

Deteriorative : Bozulan. Bozan. Bozulmaya neden olan. Bozucu. Bozuklukla ilgili. Kötüleşen. Kötüleştirici. Kötüleştiren.

Area of deterioration : Konutların ve öbür toplumsal hizmetlerin düşük nitelikli olduğu, insanları arasında da hırsızlık, saldırı, cinsel sapma ve sapıtmalar gibi türlü toplumsal bozuklukların yaygın bulunduğu yerleşme (genellikle kent) bölgesi. Bozulma bölgesi.

 

Deteriorated : Kötüleşmek. Bozulmak. Ağırlaşan (durum). Bozmak. Gerilemek. Durumu kötüleşmiş. Fenalaşmak. Yatkın.

Deteriorate : Fenalaşmak. Gerilemek. Kötüleşmek. Alçalmak. Bozulmak. Kötüye gitmek. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Kötüleştirmek. Durumu kötüye gitmek. Bozmak.

Deteriorated rapidly : Hızlıca kötüleşti. Çabucak bozuldu.

Mental deterioration : Yaşlılıkta ya da erken bunamada zihnin görevini yavaş yavaş yerine getirememesi durumu. Zihin çöküşü.

Deteriorates : Fenalaşmak. Alçalmak. Kötüleşmek. Bozulmak. Durumu kötüye gitmek. Kötüye gitmek. Bozmak. Gerilemek. Kötüleştirmek. Bozulmak (sağlık veya durum vb).

İngilizce Deteriorating Türkçe anlamı, Deteriorating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deteriorating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adulterates : Yabancı madde katmak. Karışık. Seyreltmek. İçine yabancı madde katmak. Saflığını bozmak. Hile katmak. Hileli. Yabancı madde karıştırarak. Karıştırmak.

Falloff : Düşüş.

Drop behind : Geride kalmak. Geri kalmak. Gerisine düşmek.

Detractive : Azaltıcı. Uzaklaştırıcı. Küçültücü.

Alloy : Alaşım hazırlamak. Metal alaşımı. Ayar. İki ya da daha çok metalden, kimi durumda da metallerle c,p, te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım. Karışım yapmak. İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım. Halita yapmak. Birbirine karıştırmak. Birden çok ergimiş metalin karıştırılarak soğutulmasından sonra elde edilen özdek.

 

Deteriorate : Bozulmak (sağlık veya durum vb). Kötüye gitmek. Alçalmak. Durumu kötüye gitmek. Kötüleştirmek.

Impairment : Bozulma. Özürlülük. Bozma. Azalma. Eksilme. Noksan. Zarar. Bozukluk. Zayıflatma.

Disruptive : İşleri aksatan. Aksatan. Yıkıcı. Rahatsız edici. Karışıklığa sebebiyet veren. Kargaşaya yol açan. Birliği bozan. Bölücü. Parçalayıcı.

Disturbing : Rahatsız edici. İzaç. Karışıklık çıkaran. Tedirgin edici. Taciz. Rahatsızlık veren. Karıştırıcı. Huzur bozucu. Rahatsız etme.

Fall back : Saatleri geri almak. Geri çekilmek. Geride kalma. Geri çekilme.

Deteriorating synonyms : decline in quality, abash, be corrupted, drop back, destructive, alloyed, devolving, abashing, degrade, go down, go from bad to worse, addles, change for the worse, drop off, sinks, dilapidation, degrades, addling, abolishes, corruptive, get worse, addle, desolation, fallen back, diminution, sink, be aggravated, worsens, sank, fall ill, adulterate, fall away, break.