Feelings türkçesi Feelings nedir

  • İç alemi.
  • His dünyası.
  • Gönül.
  • Hissiyat.
  • Duygular.

Feelings ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't put his feelings into words.
Turkish: Ali duygularını kelimelere koyamadı.

English: Ali couldn't hide his feelings from Mary.
Turkish: Ali hislerini Mary'den saklayamadı.

English: Ali didn't consider Mary's feelings at all.
Turkish: Ali Mary'nin hislerini hiç dikkate almadı.

English: Ali doesn't have to hide his feelings from Mary.
Turkish: Ali hislerini Mary'den saklamak zorunda değildir.

English: Ali can't find the right words to describe his feelings for Mary.
Turkish: Ali Mary'ye olan hislerini anlatmak için doğru sözleri bulamıyor.

Feelings ingilizcede ne demek, Feelings nerede nasıl kullanılır?

Feelings of guilt : Yanlış birşeyler yaptığını bilmenin veya hissetmenin verdiği duygular. Vicdan azabı. Suçluluk hissi.

Did not let his feelings show : Duygularını belli etmedi. Hislerini sakladı.

Deep feelings : Derin duygular. Güçlü duygular. İçten duygular.

Devoid of feelings : Hissiz. Duygusuz.

Fellow feelings : Yoldaşlık. Aynı duyguları paylaşma. Kardeşlik duygusu. Halden anlama. Arkadaşlık. Ortak his.

Hard feelings : Kötü duygular. Garez. Acı duygular. Kin.

Have hard feelings : Sinir olmak. Kızgın olmak. Kırgın olmak. Düşmanlık beslemek.

 

Have no hard feelings : Kin beslemek. Düşmanlık beslememek. Hınç duymamak. Bağışlamak ve unutmak. Birine dargın olmamak. Birine kızgın olmamak. Birisine darılmamak. Birisine kızgın olmamak.

Feeling heart : Empatik. Hassas. Sempatik. Duyarlı (bir insana ilişkin).

Uncork feelings : Duygularını açığa vurmak. Hissettiklerini söylemek. Hislerini göstermek.

İngilizce Feelings Türkçe anlamı, Feelings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feelings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Breast : İç. Bağır. Göğüslemek. Sine. Göğüs. Meme. Koyun. Yürek.

Heart : Vicdan. Kararlılık. Yürek. Azim. Can. Orta. Göbek. Merkez. Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. kalp.

Sensitivity : Bir duyarkatın ışıktan etkilenme, ışık etkisiyle gizli görüntü oluşturma yeteneğini anlatan genel terim. Bir ölçme aracının ölçüm konusuna ilişkin ayrımcıkları saptama yeteneği, bk. duygunluk. Bilgisayar, fizik, uzay, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kararsızlık. İçlilik. Hassaslık. Sensitivite. Duyarlılık, hassaslık. bir serolojik testin aranan antikorların varlığını saptamada gerçek pozitifliği tespit etme oranı. Bir uyarıma. karşılık, alınabilen tepkinin uyarıma oranı ile ölçülen nitelik. bir telsiz alıcısının, alınan dalgalara karşılık verebilme ölçüsü. Alınganlık.

Emotions : Duygulanma. His. Heyecan. Duygu.

Sensitiveness : Duyarlılık. Alınganlık. Duyarlık. Hassaslık. Duygululuk. Hassasiyet.

Soul : Kişi. Canlılık. Öz. Tin. Zencilere ait. Kimse. Can.

Hearting : Merkez. Orta. Yürek. Kalp. Can. Verimlilik. Cücük.

Hearts : Can. Orta kısım. Vicdan. Kalp. Kupa. Yürek. Cesaret. Kalpler. Göbek.

Souls : Timsal. Kişi. Kimse. Öz. Ruh. Can.