Fesl nedir, Fesl ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Fasıl.

Arapça kökenli fasl: fasl.

Fesl ile ilgili Atasözü veya Deyim

ayağında donu yok, fesleğen ister (veya takar) başına : “yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister” anlamında kullanılan bir söz.

Fesl kısaca anlamı, tanımı

Duvar fesligeni : Parietaria officianalis, urticaceae

Feslan : Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen.

Fesleğenli : Fesleğeni olan.

Fesleğensiz : Fesleğeni olmayan.

Feslek : Bir çeşit bezelye. Nohut. Üzerine kiriş atılacak direkleri birbirine bağlayan ince uzun tahta. Ağaç parçası, yonga. Aydın şehrinde, Buharkent belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Feslek bulguru : Feslek denilen bir çeşit bezelye ile buğday haşlaması.

Fesliğan üzümü : Fesleğen gibi kokan bir çeşit üzüm.

Fesliğen : Mardin ilinde, Şenyurt bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla şehrinde, Milâs ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Feslihan : Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen.

Feslikan : Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen.

Fesliken : Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen. Fesleğen gibi kokan bir çeşit üzüm. [Bakınız: feslan]. [Bakınız: fesliğan üzümü].

 

Fesliken üzümü : Fesleğen gibi kokan bir çeşit üzüm.

Fesleğen : Ballıbabagillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları güzel kokulu, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık ve otsu bir süs bitkisi, reyhan (Ocimum basilicum).

Yaban fesleğeni : Yer fesleğeni.

Yer fesleğeni : Sütleğengillerden, otsu veya odunsu sürüngen gövdeli bitki, yaban fesleğeni (Mercurialis).

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

Fasıl : Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.

Köke : Su içinde çökerek taş haline gelmiş kireç ya da kum. Silisli, kumlu taş. [Bakınız: köfeke]. Çok sert, yeşile yakın renkteki toprak tabakası. Toprak tencere, güveç. Denizli ili, Acıpayam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Isparta ili, Gelendost ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Fery yüksekısıölçeri anlamı nedir?

İngilizce'de Fery yüksekısıölçeri ne demek ? : féry pyrometer