Festinate türkçesi Festinate nedir

Festinate ingilizcede ne demek, Festinate nerede nasıl kullanılır?

Festination : Festinasyon. Belirli bir sinir hastalığının sebep olduğu istemsizce yapılan hızlı yürüme veya koşma. Sinirlenerek hızlı yürüme.

Infesting : Kaplamak. Etrafı sarmak. Sarmak. İstila etmek. Doldurmak. (fare vb) istila etmek. İstila etmek (bit veya kurt veya fare). Zarar vermek. İstila etmek (fare). Bürümek.

Manifesting : Beyan etmek. Ortaya koymak. Açığa çıkmak. Dışarı vurmak. Göstermek. Manifesto. Belli etmek. Belirtmek. Açıkça göstermek. Dışavurmak.

Festival : Yortu. Şenlik. Çeşitli oyunların ve sanat ürünlerinin halk önünde belli bir düzen ve sıra içinde topluca değerlendirilmesi ve sonunda ödül verilmesi ile ortaya çıkan gösteriler kümesi. bazı şenlikler ödülsüzdür. Festival. Bir toplumun kendini her tür kötü dış ve iç etkenlerden korumak, bol ürün elde etmek, barış ve güvence içinde yaşamak amacıyla bir mevsimden ötekine, bir yaşam çağından sonrakine ve toplumsal bir yaşantıdan başka bir yaşantıya geçme ya da tarihsel, dinsel, söylensel olay, kişi, varlık ve yüce varlıkları anma sırasında topluca yemek yiyerek, oynayarak, bağırarak, iş görerek yaptığı geleneksel eğlenim türü. krş. büyü, din, söylen. Festival ile ilgili. Tiyatro şenliği. Eğlence. Bayram.

 

Festival of drama : Tiyatro şenliği. Çoğu kez yaz aylarında düzenlenen, geniş yığınlara yönelik olmak üzere seçilmiş örnek oyunların gösterilerini kapsayan şenlik.

Festival of sweets : Şeker bayramı.

Festive attire : Bayramlıklar. Parti elbisesi. Festival olaylarında giyilen kıyafetler.

Festival theatre : Şenliklerin yapılması için uygun sahnesi ve seyir yeri olan gösteri salonu. Şenlik salonu.

Festivals : Şenlik. Festival. Yortu. Festivaller. Bayram.

Festival of sacrifices : Kurban bayramı.

İngilizce Festinate Türkçe anlamı, Festinate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Festinate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discomposedly : Telaşlı. Sinirli.

Bustling : Hareketli. Canlı. Telaşlı.

Hasten : Hemen söylemek. Aceleci davranmak. Telaşlandırmak. İvdirmek. Sıkıştırmak. İki ayağını bir pabuca sokmak. Acele ettirmek. Hız vermek. Acele etmek. Hızlandırmak.

Hurried : Telaşla yapılmış. İvedi. Aceleye gelen. Telaşlı. Aceleyle yapılan. Acele içinde olan. Aceleyle yapılmış.

Abruptness : Kısa ve ters oluş. Terslik. Diklik. Sertlik. Tutarsızlık. Anilik. Sarplık. Kabalık.

Dispatch : Göndermek. Telgraf çekmek. Göndermek (kurye veya mektup). Sevk. Mesaj. Gönderme. Yalayıp yutmak. Bitirivermek. Öldürmek.

Hastier : Düşüncesizce yapılmış. Tez. Çabuk. Telaşçı. Çabuk sinirlenen. Daha süratli. İvedi. Hızlı. Süratli.

Act : Numara yapmak. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. Oynamak (rol). Yasa. Eylem. Numarası yapmak. Yapmak. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. -e etkimek.

 

Expeditions : Sevk. Hız. Sefer. Çabukluk.

Expedition : Gönderme. Sevk. Hız. Sefer. Keşif heyeti. Uzun yolculuk (özel bir amaçla yapılan). Çabukluk. Yolculuk.

Festinate synonyms : hastes, bustle, haste, bustles, scudded, cursory, galloping, rush, hurry, look sharp, bustled, move, precipitated, extemporaneous, flying, brusque.

Festinate zıt anlamlı kelimeler, Festinate kelime anlamı

Refrain : Kendini tutmak. Nakarat. Sakınmak. Frenlemek. Kaçınmak. Çekinmek. Alıkoymak. Geri durmak.

Festinate ingilizce tanımı, definition of Festinate

Festinate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hurried. Hasty.