Hasten türkçesi Hasten nedir

Hasten ile ilgili cümleler

English: She hastened to deny the story.
Turkish: O, hikayeyi yalanlamak için acele etti.

English: The medicine hastened the process of growth.
Turkish: İlaçlar büyümeyi hızlandırdı.

English: The mistake hastened his retirement.
Turkish: Hata onun emekliliğini hızlandırdı.

Hasten ingilizcede ne demek, Hasten nerede nasıl kullanılır?

Hasten death : Ölümün daha erken gerçekleşmesini sağlamak. Ölümü hızlandırmak.

Hastened : Acele etmek. Hızlandırmak. İki ayağını bir pabuca sokmak. Acele ettirmek. Telaşlandırmak.

Hastener : Hareketlendirici. Hızlandırıcı. Hızlandıran kişi veya şey.

Hasteners : Hareketlendirici. Hızlandırıcı. Hızlandıran kişi veya şey.

Hastening : Hızlandırmak. Telaşlandırmak. Acele ettirme. İki ayağını bir pabuca sokmak. Hızlandırma. Acele ettirmek. Acele etmek.

Chastened : Sitem edilen. Azarlanmış. Azarlanan. Paylanan. Kulağı çekilmiş. Cezalandırılmış. İhtar edilmiş.

Chasteners : Disiplini sağlayan kimse. Eleştirici. Arıtıcı. Cezalandırıcı.

Chastener : Disiplini sağlayan kimse. Eleştirici. Arıtıcı. Cezalandırıcı.

 

Hastens : Aceleleştirmek. Aceleci davranmak. Hız vermek. İvdirmek. Sıkıştırmak. İki ayağını bir pabuca koymak. Acele etmek. Hızlandırmak. Telaşlandırmak. Acele ettirmek.

Unchastened : Yola gelmemiş. İflah olmamış. Saflaştırılmamış. Arındırılmamış. Islah olmamış.

İngilizce Hasten Türkçe anlamı, Hasten eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hasten ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Move : Tahrik etmek. Taşınmak. Taşımak. Kımıldamak. Kıpırdatmak. Kımıldatmak. Kıpırdanmak. Oynamak. Veriyi ana bellekte bir yerden başka bir yere aktarma. Oynatmak.

Astringes : Sıkmak. Kabız. Büzmek.

Bear against : Karşı koymak. Bastırmak. Baskı yapmak.

Hustled : Koşuşturmak. Hile ile satmak. İtmek. Dürtmek. Fahişelik yapmak. Yaltaklanmak. Gözünü dört açıp çok çalışmak. Çabuk olmak.

Force the pace : Sürati artırmak. Çabuklaştırmak.

Dash : Fırlatmak. Savrulmak. Hızla ilerlemek. Vurma. Saldırmak. Kısa çizgi. Savurmak. Fırlamak. Parçalamak. Darbe.

Belt along : Acele ile gitmek. Boyunca hızla gitmek. Hızla katetmek.

Alarm : Tehlikeden haberdar etmek. Korkutmak. Kızıl ötesi bir vericiyle hedeflere yoğunlaşarak üzerlerine ısı yayan füze. Tehlike işareti. Alarm vermek. Bilgisayar, tiyatro alanlarında kullanılır. Uyarmak. Yangın gibi tehlike anında tiyatro yapısı içinde bulunan kişileri uyaran araç. Telaşa düşürmek. Tehlikeyi bildirmek.

Go it : Sabırsız davranmak. İdare etmek. Hızlı davranmak.

Hasten synonyms : cannonball along, thrust ahead, locomote, rush along, add wings to, bottle up, bustles, excite, be quick, hustles, fly off, rushing, rush, agitate, bundling, come along, accelerates, hustle up, disconcert, bundle, hastened, gingered, travel, beset, hie, confuse, pelt along, hotfoot, bustled, jazz, astringe, besieging, gingers.

 

Hasten zıt anlamlı kelimeler, Hasten kelime anlamı

Refrain : Sakınmak. Kaçınmak. Kendini tutmak. Frenlemek. Nakarat. Alıkoymak. Çekinmek. Geri durmak.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Linger : Gitmemek. Oyalanmak. Durmak. Geçmişte kalmak. Can çekişmek. Kalmak (gitmesi gerekirken). Uzamak. Geçmek bilmemek. Gecikmek. Ayrılamamak.

Hasten ingilizce tanımı, definition of Hasten

Hasten kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To move with celerity. To hurry. To go quickly. To push on. To expedite. To be rapid in motion. To act speedily or quickly. To precipitate. To accelerate the movement of. To drive or urge forward. To press.