Force the pace türkçesi Force the pace nedir

Force the pace ingilizcede ne demek, Force the pace nerede nasıl kullanılır?

Force : Cebir. Turfanda yetiştirmek. Sıkıştırmak. İcbar etmek. Mecbur etmek. Zorlamak. Serada yetiştirmek. Güç. Zorlama. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (sı birimi newton'dur).

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Pace : Gezinmek. Adımlamak. Düzene sokmak. Ağır ya da düzgün adımlarla yürümek. Adımla ölçmek. Tempo. Hız. Adım. Koşu ya da yürüyüş hızını belirlemek.

Force the door : Kapıyı zorlamak.

Accelerate the pace : Hızlı gitmek. Hızı çabuklaştırmak. Tempoyu hızlandırmak.

Set the pace for : Bir grup sporcunun temposunu ayarlamak.

Accelerating the pace : Hızı veya oranı hızlandırma. Tempoyu hızlandırma.

Set the pace : Yarışta hızı ayarlamak. Standart veya referans oluşturmak. Tempoyu veya hızı belirlemek. Örnek teşkil etmek. Örnek olmak.

İngilizce Force the pace Türkçe anlamı, Force the pace eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Force the pace ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Expedite : Tacil etmek. Sürat vermek. Süratlendirmek. Süratini artırmak. Göndermek. Kolaylaştırmak. Yollamak.

Gingers : Dürtü. Kızıl saç. Zencefil katmak. Teşvik etmek. Kışkırtmak. Kızıl renk. Canlandırmak. Dürtmek.

Expedites : Tacil etmek. Süratlendirmek. Göndermek. Kolaylaştırmak. Yollamak. Süratini artırmak. Sürat vermek.

Speeded up : Hızlandırılmış devinim. Hız yapmak. Tezleştirmek. Aceleci davranmak. Hızlanmak. Acele etmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının olağan hız altında çalıştırılıp, elde edilen filmin olağan gösterici hızıyla oynatılması sonucu, bir filmin herhangi bir görünçlüğündeki devinimin, gerçektekinden daha hızlı görünmesi durumu. yavaşlatılmış devinimin karşıtı.

Jazz : Kafa şişiren. Caz yapmak. Ruh. Hareketlendirmek. Caz çalmak. Caz. Zırva. Ahenksiz. Cinsel ilişkiye girmek. Canlandırmak.

Press : Bastırmak. Sıkıştırmak. Sıkmak (limon vb.). Topluca ilerlemek. Acil olmak. Basım. Preslemek (çelik veya cam veya tuğla vb'ni). Baskı yapmak. Preslemek.

Quicken : Neşelenmek. Canlanmak. Hızlanmak. Hayat bulmak. Süratlendirmek. Dirilmek. Çabuklaşmak. Uyandırmak. Neşelendirmek.

Gingered : Dürtmek. Canlandırmak. Kışkırtmak. Teşvik etmek. Zencefil katmak.

Expediting : Yollamak. Göndermek. Hızlandırma. Kolaylaştırmak.

Jazz up : Canlandırmak. Ortamı canlandırmak. Ortama renk katmak. Hareket katmak. Coşturmak. Ortamı renklendirmek. Ruh katmak.

Force the pace synonyms : hasten, hastened, accelerates, add wings to, ginger, quickened, force, ginger up, quickening, hastens, accelerate, expedited, gingering up, facilitate, quickens, speed up, hurries, hurry, gingering, push on.