Fetation türkçesi Fetation nedir

Fetation ingilizcede ne demek, Fetation nerede nasıl kullanılır?

Exfetation : Eksfetasyon.

Superfetation : Gebe hayvanın tekrar gebe kalması. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Süperfetasyon. Adi tavşanlarda görüldüğü gibi aynı uterusta üst üste gebelik durumu. uterusta gelişmiş yavrular varken çiftleşme ile yeni döllenmiş yumurtaların da gelişmeye başlaması. birden fazla çeşitteki polenle döllenme. Süperfötasyon. Gebe bir hayvanın gebelikte kızgınlık göstermesi ve çiftleşmesi sonucu yeni bir gebeliğin daha oluşması. teorik olarak fizyolojileri gereği kısrak, anatomileri gereği tavşanlarda biçimlenmesi olasıdır.

Thygesens fetatome : Fetomide kullanılan iki çelik tüpü, kesici tel testeresi ve tutacakları bulunan aygıt. Tigesenin fetotomu.

Feta cheese : Koyun sütünden yapılan beyaz tuzlu ufalanan geleneksel yunan peyniri (keçi veya inek sütünden de yapılabilen). Feta peyniri. Feta. Çoğunlukla koyun veya keçi sütünden yapılan, salamurada olgunlaştırılan, beyaz, keskin lezzette geleneksel yunanistan peyniri. Yunan peyniri. Beyaz peynir.

Feta : Koyun sütünden yapılan beyaz tuzlu ufalanan geleneksel yunan peyniri (keçi veya inek sütünden de yapılabilen).

Fetal development : Embriyogenezisin tamamlanmasından doğuma kadar geçen yavru gelişim aşaması. Fetüs gelişimi. Fetal gelişim.

 

Fetal hepatitis : Dölüt enfeksiyonlarında, bakteriyel veya viral etkilerle oluşan odaklar halinde veya yaygın karaciğer yangısı. Dölüt hepatitisi.

Fetal dystocia : Yavruya bağlı güç doğum. Fetal güç doğum. Yavruya bağlı nedenlerle oluşan güç doğumlar, fetal güç doğum.

Fetal extractor : Fetal ekstraktör. Doğum yardım sırasında yavrunun dışarıdan aşırı güç uygulanarak doğum kanalı yoluyla çekilip çıkarılması sırasında kullanılan aygıt.

Fetal death : Fetal ölüm. Gebelikte yavrunun ölümü.

İngilizce Fetation Türkçe anlamı, Fetation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fetation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pregnancy : Gebelik. Pregnansi. Gebe olma. Anlam içerme.

Police station : Kulluk. Merkez. Polis merkezi. Emniyet. Karakol. Polis karakolu.

Affinity : İlişki. Akrabalık. Yakınlık. Benzeşme. İki kimyasal madde arasındaki karşılıklı çekicilik, eğilim, meyil. antijen ve antikor arasındaki bağlanma gücü. Affinite. İlgi. Yakın ilgi. Güçlü ilgi. Kimyasal koşullar eş ya da birbirine çok yakın olduğunda öğelerin birbirleriyle birleşmede gösterdikleri seçicilik.

Reciprocity : Dünya ticaretini serbestleştirme çabaları çerçevesinde gümrük tarifelerinin karşılıklı görüşmelerle indirilmesinde uygulanan ve dışsatımcı ülkenin mallarına karşı ülkenin uyguladığı tarifeleri indirmesi için, karşı ülkeden dışalımını yaptığı mallara uyguladığı tarifeleri indirmesine dayanan ve gümrük ve tarifeler genel anlaşmasıyla uygulanmaya başlanan ve daha sonra dünya ticaret örgütüyle de izlenilen ilke. krş. eksik karşılıklı ödün ilkesi, karşılıklı ödünsüzlük ilkesi. Karşılıklı olma. Karşılıklı davranış. Karşılık. Karşılıklı durum. Karşılıklı münasebet. Mütekabiliyet. Toplumsal ilişki içinde bulunan bireyler ya da toplumsal kümeler arasında etki ve tepkilerin karşılıklı olarak birbirine yol açagitmesi. toplumsal çevrece onaylanan bir değerler ölçeğine göre bir yandan belli ödevleri, yükümlülükleri ve görevleri, öte yandan da belli hakları, karşılıkları ve ödülleri içeren toplumsal ilişki. Karşılıklılık. Karşıtlık.

 

Abstraction : Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir bütünün bir niteliği, bir ilişkisi üzerinde özellikle durup, öbür öğelerini göz önünde bulundurmama. Soyutlama. Zihnin, gerçekte ayrı ve başlı başına bir varlığı ya da özelliği olmayan bir şeyi, bağımsız olarak ya da öteki özelliklerden ayırarak düşünmesi.

Control : Kontrol etmek. Kontrol altında tutmak. Kamu ya da özel bir kuruluşa ilişkin bilgilerin önceden belirlenmiş ölçütlere uygunluğunun saptanması ve rapor edilmesi amacı ile bir uzman birimi tarafından kanıt toplama ve değerlendirme süreci. krş. iç denetim, dış denetim. Kontrolü sağlamak. Kumada etmek. Düzenlemek. Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi. Değişkenlerin belli değerler arasında kalmasını sağlama işlemi. İdare etmek. Kukla çatalı.

Change : Bozdurmak. Yer değiştirme. Aktarmak. Değişiklik. Bilgisayar, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Değiştirmek. Üzerini değişmek. Değişikliğe gitmek. Değiş tokuş etmek. Çoğunlukla liradan küçük ufak madeni para.

Interrelation : İlişki. Karşılıklı ilişki.

Constituent : Temsilci atayan kimse. Öğe. Oluşturan. Bir örüntü içinde örgütlenmiş alt öğe. Kurucu unsur. Bileşen. Oluşturan parçalardan her biri. Seçmen. Kurucu. Unsur.

Foundation : Kurma. Temel. Tesis. Esas. Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan kurum. Tesis etme. Özül. Fondöten. Makyaj temeli olarak kullanılan kozmetik krem.

Fetation synonyms : spatial relation, police headquarters, abstract entity, mathematical relation, unconnectedness, quantitative relation, logical relation, linguistic relation, human relationship, family relationship, observation station, service station, social relation, terminus, ownership, firehouse, position, station house, pregnancies, comparison, reciprocality, broadcasting station, kinship, opposition, substation, portion, gravidness, association, power plant, oppositeness, possession, component part, part.

Fetation zıt anlamlı kelimeler, Fetation kelime anlamı

Connectedness : Bağlı olma durumu. Bağlanabilme. Bağlantılılık. Bağlanmışlık. Bağlanabilirlik.

Supination : Supinasyon. Süpinasyon.

Pronation : Pronasyon. İçe dönme. ön bacakların içe dönme hareketi yapabilmesi. İçe bükülme.

Fetation antonyms : unconnectedness.

Fetation ingilizce tanımı, definition of Fetation

Fetation kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pregnancy. The formation of a fetus in the womb.