Fibs türkçesi Fibs nedir

  • (yalan) atmak.
  • Beyaz yalan.
  • Palavra.
  • Yalan.
  • Küçük ve önemsiz yalan.
  • Yalan söylemek.
  • Atmak.
  • Uydurmak.
  • Uydurma.
  • Küçük yalan.
  • Zararsız yalan.

Fibs ingilizcede ne demek, Fibs nerede nasıl kullanılır?

Fibster : Yalancı. Yalanlar söyleyen kimse.

Tell a fib : Atmak. Yalan söylemek. Uydurmak.

Fib : Yalan söylemek. Yalan. Zararsız yalan. Küçük ve önemsiz yalan. (yalan) atmak. Uydurma. Beyaz yalan. Küçük yalan söylemek. Palavra. Uydurmak.

Fiba : Tüm dünyadan basketbol federasyonlarından oluşan organizasyon. Uluslararası basketbol federasyonları birliği.

Fibbed : Yalan. Zararsız yalan. (yalan) atmak. Uydurma. Atmak. Uydurmak. Palavra. Yalan söylemek. Küçük ve önemsiz yalan. Küçük yalan.

Fiber loss : Lif üzerindeki yitim. Lif kaybı. Lif yitimi.

Fiber : Ham selüloz. Humma. Lif. Tel. Kimi minerallerin dokusunu yapan ince iplikler. Yapı. Sinir. Bağ dokusunda bulunan kollagen, elastik ve retiküler iplikler. lif. kas, sinir ve bağ dokusu gibi dokularda bant oluşturan uzun hücre ya da hücreler topluluğu. yünde ve saçtaki keratin gibi protein uzantılar. Fiber. Karakter.

Fiber glass casts : Küçük ve büyük hayvanlarda ayağın pamukla iyice desteklenmesinden sonra sargı beziyle sarılması ve uygun bölgelere pvc destek konulduktan sonra yeniden sargı beziyle sarılarak üzerine plaster yapıştırılması esasına dayanan bir bandaj türü. Pvcli bandaj.

 

Fibbing : Yalan. Uydurmak. Küçük ve önemsiz yalan. Palavra. Zararsız yalan. (yalan) atmak. Yalan söylemek. Beyaz yalan. Küçük yalan. Atmak.

Fiber distributed data interface : Dağıtık lif veri arayüzü. Lif dağıtım veri arayüzü.

İngilizce Fibs Türkçe anlamı, Fibs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fibs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjustments : Düzenlemeler. Ayar. Alışma. Ayarlamalar. Ayarlama. Düzeltmeler. Düzeltme. Dispeç. Tashihat.

Boloneys : Hikaye. Boş laf. Saçma zırva. Saçma sapan. Saçmalık. Zırva. İpe sapa gelmez şey. Martaval. Saçma.

Accommodates : Bağdaştırmak. Uzlaştırmak. Kalacak yer vermek. Telif etmek. -e yardım etmek. Yaşayacak yer temin etmek. Alışmak. Kalacak yer sağlamak. Yerleştirmek.

Cashier : Veznedar. Kasiyer. Vezneye giren ve çıkan paraların sayışımını, yazılımını yapan ve bunların sonucundan sorumlu tutulan kişi. Vezneci (bankada). Kasadar. Kovmak. Vezneci. (özellikle ordudan) ihraç etmek. Kasa.

Catapult : Mancınık. Sapan. Fırlatma düzeneği ile ilgili. Vurmak. Mancınıkla atmak. Topun bulunmasından önce, kaleleri dövmek için taş gülle fırlatmakta kullanılan bir tür büyük sapan. Katapült uçak. Fırlatmak.

Bung : Tapa. Tıkaç. Dövmek. Hırpalamak. Fırlatmak. Tıpa. Tıpalamak. Savurmak. Tapalamak.

Conformation : Uygunluk. Tatbik. Uyuşum. Konoluşum. Konformasyon. Adaptasyon. Şekil. Bir molekülde molekülün kovalent yapısında değişiklik olmaksızın, tek bağlarda atomların dönüşüyle üç boyutlu düzenlenme. bir konformasyondan diğerine dönüşte kovalent bağların parçalanması ya da oluşmasına gerek yoktur. Uyarlama. Örgensel özdeciğin, kimyasal bağları değişmeden, az bir erke ayrımı ile alabildiği biçimlerin her biri.

 

Concoct : Uydurmak (hikaye veya yalan). Kafadan atmak. Birbirine karıştırıp hazırlamak. Bir şeyler karıştırmak veya kaynatmak. Karıştırmak. Birbirine karıştırarak hazırlamak. Tertip etmek. Uyduruvermek. Hazırlamak.

Fabrication : Sahtesini yapma. Üretme. İmalat. Üretim. İmal etme. Fabrikasyon. Yakıştırmaca. Bir araya getirme. Yapma.

Factitiousness : Sahtelik. Yapaylık. Yapmacıklık. Sunilik.

Fibs synonyms : yemeni monetary unit, yemeni fils, cast aside, adjustment, fabricating, baloneys, attune, canards, conformations, a white lie, braggadocio, fairy, concoction, chuck, fabricate, accommodated, bunked, adjusts, deceit, fabling, bunk, cashiering, catapulting, concoctions, bunking, declare untrue, prevaricated, fib, bunks, catapulted, cast offs, apocryphal, cast out.