Fills türkçesi Fills nedir

  • Dolusu.
  • Dolduracak miktar.
  • Doyma.
  • Doldurmalar.
  • Doyumluk.
  • Dolgular.

Fills ile ilgili cümleler

English: He fills the bill.
Turkish: O senedi doldurur.

English: What fills the heart, will flow over from the mouth.
Turkish: Dervişin fikri neyse zikri de odur.

English: He always fulfills his promises.
Turkish: O her zaman sözlerini yerine getirir.

English: We do not need a new auxiliary language, the English language already fulfills that role.
Turkish: Yeni bir yardımcı dile ihtiyacımız yok, İngilizce zaten o rolü yerine getiriyor.

Fills ingilizcede ne demek, Fills nerede nasıl kullanılır?

Fills his heart : Onu neşeyle dolduran. Onu mutlu eden.

Fills his heart with joy : Onu son derece mutlu yapan. Kalbini sevinçle dolduran.

Chart fills : Grafik dolguları. Grafik içi.

Backfills : Geri doldurmak. Bir çukuru geri doldurmak. Bir siperi geri doldurmak. Bir çukuru kendisinden çıkarılmış olan toprakla tekrar doldurmak. Ayak dolgusu. Geri dolgu. Boşaltılmış olan çukuru yeniden doldurmak için kullanılan malzeme. Dolgu.

Free refills : Tekrar doldurma ücretsiz. Bedava dolum.

Fill a tooth : Dolgu yapmak. Dişteki bir boşluğu doldurmak (gümüşle, dolgu maddesi ile, vb.). Dişe dolgu yapmak. Diş dolgusu yapmak.

No refills : Tekrar doldurma yok.

Overfills : Fitiller (hadde). Fazla doldurmak.

 

Fill across worksheets : Çalışma sayfaları boyunca doldur. Çalışma sayfalarını doldur.

Fill a vacuum : Boş bir alanı doldurmak.

İngilizce Fills Türkçe anlamı, Fills eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fills ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Satiation : Doygunluk. Doyum. Hayvanların yem tüketiminden sonra yeme isteğinin sona ermesi olayı. Doyurma.

Modify : Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme. Tadil etmek. Bir tüzenin temelini, bir nesnenin biçimini, özelliğini değiştirme. Değiştirme. Üzerinde değişiklik yapmak. Değişmek. Bilgisayar, gitar, ekonomi alanlarında kullanılır. Değişiklik yapmak. Azaltmak. Değiştirmek.

Ink : (bir sözleşmeyi vb) imzalamak. Mürekkeple üzerinden geçmek. Mürekkeplemek. Dövme. Mürekkebini doldurmak. Mürekkep.

Replenish : Yenilemek. Takviye etmek (yakıt veya yağ). Tekrar dolmak. Tazelemek. Türü azalmış canlıları türetmek. Tekrar doldurmak. Yeniden doldurmak. İkmal yapmak. Doldurmak. İkmal etmek.

Sat : Cumartesi. Cts. Doygunluk. Ct. Doygun. Doy. Cmt.

Textures : Doku. Yapı. Bünye. Dokuma özelliği. Dokular.

Satiety : Doymuşluk. Doygunluk. Tokluk. Hayvanların yem tüketiminden sonra yeme isteğinin sona ermesi olayı. Bir hayvanın sindirim kanalının doluluk durumu ve buna bağlı olarak iştahının durması. Doyum.

Pad : Doldurmak (yumuşak bir madde ile). Altlık. Haraç. Takviye etmek. Bloknot. Yumuşak bir maddeden yapılmış koruyucu şey. Keçe. Keçe ile kaplamak. Doldurmak. Istampa.

Electrify : Heyecanlandırmak. Elektrik vermek. Heyecan vermek. Cereyan verme. Elektrik tatbik etme. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Elektriklendirmek. Camın kumaşa sürtünmesi olayındaki gibi kıvıl yük kazandırmak. Elektriklemek. Kıvlandırmak.

 

Bolster : Minder. Cesaretlendirmek. Uzun yuvarlak yastık. Destek. Başlık. Uzun yastık. Desteklemek. Çarpacak. Yastıklamak. Yastık.

Fills synonyms : fill again, take up, impregnate, make full, infuse, brim, imbuement, clutter up, stuff, laden, overfill, lube, repletion, top off, becoming full, line, occupy, change, pack, be, clutter, lubricate, alter, load, lade, swamp, saturations, tincture, charge, fill, fill up, populate, surcharge.

Fills zıt anlamlı kelimeler, Fills kelime anlamı

Unclutter : Düzenlemek. Düzeltmek. Sıraya koymak. Çeki düzen vermek. Kargaşayı ve dağınıklığı ortadan kaldırmakr. Düzene sokmak. Dağınıklığı toplamak. Ayarlamak. Toparlamak. Karışıklığı gidermek.

Empty : Dökmek. Boşaltmak. Boş. Aç. Saçma. İçeriksiz. Yoksun. Boşuna. Anlamsız.