Financing türkçesi Financing nedir

  • Yığılmış gereç, değerli belgit satışı, borç sağlama, açık sayışım üzerinden saycalarını genişletme ya da iç kaynaklardan doğan paralan aktarım, ayırma, bağlama yolu ile sağlanan yapım anamalı.
  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Akçalama.
  • Para sağlama.
  • Finanse etme.
  • Finansman.
  • Finanslama.
  • Para kazanma ve artırma işlemi.
  • Bir izlence, çizenek ya da herhangi bir uygulamanın, gider ya da akçalı gereksinmelerinin karşılanması.
  • Fon ve sermaye sağlamaya yönelik ticari etkinlik. iktisadın, para ve diğer varlıkların yönetimi konusunu inceleyen bir alt dalı. para, kredi, bankacılık ve yatırımların yönetimi.
  • Mali destek sağlama.
  • Fonlama.
  • Yapım anamalı.
  • Para kaynağı.
  • Finans.

Financing ingilizcede ne demek, Financing nerede nasıl kullanılır?

Financing channels : Bir işletme için para kazanma yolları. Fonlama kanalları. Parasal kaynak.

Financing charges : Finansman masrafları.

Financing company : Finansman şirketi.

Financing expenses : Finansman giderleri. İşletmenin harcamalarını kaptmak için kredi alma veya para çoğaltma (faizi ve değer farkını içeren). (muhasebe) harcamaları fonlama.

Financing of exports : İhracat finansmanı.

Deficit financing : Masrafların gelirden daha fazla oldukları durum. Bütçe açığının kapatılması. Bütçe açığının merkez bankası kaynakları kullanılarak kapatılması. Açık kapama. Açık finansman.

 

Compensatory financing : Telafi edici finansman.

Debt financing : Dış kaynaklardan yaralanan işletme veya kurum finansmanı. Borç finansmanı.

Buffer stock financing facility : Uluslararası para fonu’na üye birincil mal dışsatımcısı az gelişmiş ülkelerin tampon stok programına katılmalarını sağlamak amacıyla, üye ülkelerin kotaları çerçevesinde yaptıkları katkılarla 1969 yılında uluslararası para fonu bünyesinde oluşturulan fondan üyelerin kotalarının en fazla yüzde ellisi kadar yararlanabildiği kredi mekanizması. Tampon stok finansman hesabı. Tampon stok finansman kolaylığı.

Self financing ratio : Özfinansman oranı. Bir işletmenin belli bir dönemde, yatırım harcamaları için gereksinim duyduğu finansmanın ne kadarını özkaynaklarıyla karşıladığını gösteren ve özkaynaklardan karşılanan yatırım harcamalarının toplam yatırım harcamalarına bölünmesiyle hesaplanan oran.

İngilizce Financing Türkçe anlamı, Financing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Financing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fundings : Kaynak yaratma. Kısa süreli borçların uzun süreli yapılması. Finansman sağlama. Kısa vadeli borcun uzun vadeli borca dönüştürülmesi. Kısa vadeli borçların uzun vadeli borca dönüştürülmesi. Fon bulma.

Funds : Tahvilat. Devlet sermayesi. Fon. Devlet tahvilleri. Fonlar. Para. Devlet tahvili. Kapital.

Factoring : Mali bir kurumun şirket alacaklı hesaplarını devralma ve borçlarını tahsil etme konusunda onlarla olduğu düzenleme. Faktoring. Çarpanlara ayırma. Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarının alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devredilmesi işlemi. krş. uluslararası alacaklandırma. Faktöring. Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Çarpanlayıcı. Bir işletmenin alacaklarını faktöre satarak karşılığını alması. Alacaklandırma.

 

Fund : Para sağlamak (bir iş veya kimse için). Yaygın ve birleşik üretim ve yapım ortaklıklarına ilişkin dokuncaları karşılamak amacıyla yıllık net gelirlerden belirli bir oranda ayrılan karşılık. Yatırmak. Birikim. Belirli bir alandaki etkinliğin gerçekleştirilmesi için ayrılmış para ya da aynı işlevi gören varlıkların tümü. gerçek veya tüzel kişiler adına finansal kurum tarafından işletilen kaynak. Para sağlamak. Para. Finanse etmek. Belirli bir iş için gerektikçe ödenmek üzere ayrılıp işletilen para. bir işletmenin başka varlıklarından fiziksel olarak ya da sayışımla her iki biçimde ayrılmış ve özel kullanımlara bağlanılmış bir ya da bir bölüm varlık.

Funding : Finansman sağlama. Kısa vadeli borçların uzun vadeli borca dönüştürülmesi. İktisadi birimlerin özkaynaklarını kullanarak ya da borçlanarak kaynak sağlaması. iktisadi birimlerin uzun vadeli borçlanarak, kısa vadeli borçlarını ödemesi. Kısa vadeli borcun uzun vadeli borca dönüştürülmesi. Kaynak yaratma. Kısa süreli borçların uzun süreli yapılması. Fon bulma. Kısa vadeli borcun uzun vadeli borca dönüştürülmes.

Finance : Finanse. Paraca desteklemek. Finansman sağlamak. Ç.mali durum. Devlete ilişkin gelirlerin gerçekleştirilmesi; yükümlülerinden alınması ve kamu hizmetleri için yapılacak ödeme ve giderlerin karşılanması gibi işlemlerle uğraşan bilimsel ve tutumsal bölüm. Maliye. Akçalı işler. Para durumu.

Pecuniary resource : Maddi kaynak.

Monetary resource : Mali kaynak. Parasal kaynak.

Pump priming : Teşvik. Ekonomiyi durgunluktan kurtarmak ve ekonomik faaliyetleri canlandırmak amacıyla devletin piyasaya para pompalayarak satınalma gücünü artırmaya yönelik yaptığı harcamalar. Tazmin harcaması. Bütçe açığı finansmanı. Projeden gelir elde edilebilmesi için önce bir miktar harcama yapmanın gerekli olması. Pompayı çalıştırma. Destekleme. Telafi edici kamu harcaması.