Fixturing türkçesi Fixturing nedir

  • Boyut tutturma.

Fixturing ingilizcede ne demek, Fixturing nerede nasıl kullanılır?

Fixture : Sabit eşya. Fikstür. Tamamlayıcı parça. Eklentiler. Bağlama. Sabit şey. Müştemilat. Tamamlayan bölüm. bir bütünü tamamlayan diğer küçük eklentiler. Tesisat.

Fixture list : Demirbaş listesi.

Fixtures : Sabit eşya. Teferruat. Demirbaşlar. Mefruşat. Bağlama. Tesisat. Demirbaş. Müştemilat. Fikstür. Tamamlayıcı parça.

Fixtures and equipment : Demirbaş eşya. Demirbaşlar ve ekipman.

Bathroom fixtures : Banyoya ait sabit eşya.

Affixture : Kombinasyon. Bağ. Ek. Bağlantı.

Light fixtures : Aydınlatma armatürü.

Restraint fixture : Sıkma fikstürü.

Plumbing fixtures : Bir yapının sıhhi tesisatını oluşturan borular ve boru bağlama parçaları.

Light fixture : Aydınlatma armatürü. Çıngı teçhizatı.

İngilizce Fixturing Türkçe anlamı, Fixturing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fixturing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Photography : Fotoğraf çekme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fotoğraf. Fotografi. Fotoğrafçılık. Fotoğraf elde etmek için yapılan çalışmaların tümü; fotoğrafçının işi. Fotograflama.

Calculation : Maloluş sayışımları. Öngörü. Tahmin. Hesap sonucu. Çıkar hesabı. Hesaplama. Hesap. Düşünüp taşınma. İşletmede üretim öğelerinin kullanılması sonucu üretim giderlerini ayrı ayrı sayışımlamak ve bu giderleri üretim birimi sayısına bölerek işletmeye maloluş değerlerini saptamak için yapılan sayışmaların tümü.

 

Tomography : Kesit röntgeni. Vücudun kesitsel görüntüsünün alınabildiği x ışınlarıyla çalışan görüntüleme yöntemi. tomografide obje sabit kalıp tüp ve kasetin eş zamanlı zıt yönlü hareketiyle kesit görüntü sağlanır, bilgisayarlı tomografi. Tomografi.

Derivative : Müştak. Yan ürün. Bir işlevin değişiminin, bağlı olduğu değişkenin değişimine oranının, değişim aralığı sıfıra giderken vardığı erey. Bir kök, ya da kaynaktan işlevsel olarak türemiş nesne ya da sonuç. Türetilmiş. Ara ürün. İşlevde doğan değişikliğin değişken aralığına oranının, aralık sıfıra yaklaşırkenki ereyi. işlevin değişkene göre değişme hızı. Türetilmiş şey. İkincil. Fizik, kimya, gramer alanlarında kullanılır.

Extrapolation : Gözlemlerin ötesinde tahmin. Uzaylama. Tahmin etme veya anlam çıkarma eylemi. Eğitim, iktisat alanlarında kullanılır. Dışdeğerbiçim. Bilinene dayanan tahmin. Dış kestirim. Ekstrapolasyon. Genellikle, eldeki verilerin sınırı dışında kalan bir işleve özgü değerleri önceden kestirmek için yapılan çalışma. Dış değer bulma.

Representation : Tasarım. Betimleme. Görünge. Gösteriliş. İbraz. Sitem. Piyes. Gösterim. Oynama (rolünü). Mümesillik.

Computation : Bilgisayım. Hesap işi. Hesaplama. Ölçüm. Ölçümleme. Hesap etme. Nicelleme. Hesap. Bir çokluğu sayma ya da sayısal işlemler yoluyla niceliğe dönüştürme.

 

Problem solving : Yeni olay ya da durumlar karşısında var olan ilişkileri ortaya çıkarma, yeni ilişkiler kurma ve güdülen amaca göre belli bir sonuç elde etme işi. Karmaşık bir durumla karşılaşan bireyin, bu durumun üstesinden gelip amaca ulaşabilmesi için göstermesi gereken girişim ve ansal bileştirme yeteneği. Problem çözümü. Sorun çözme. Problem çözme. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Conversion : Dinsel ya da siyasal bir inancın, bir kanının yerine başka birinin benimsenmesi. bunu yapan kişi. Din değiştirme. İhtida. Değişme. Dönüştürme. Çevirme dili. Çevirtim. Evirtim. Kimyasal türleri başka türlere dönüştürme işlemi. Sayı.

Portrayal : Betimleme. Rolünü oynama. Tarif etme. Resmini yapma. Ayrıntıların gösterilmesi. Tanımlama. Resmetme. Tasvir.

Fixturing synonyms : picture taking, derived function, pictorial representation, estimate, estimation, interpolation, differential coefficient, delineation, integral, approximation, differential, imaging, first derivative, idea, reckoning, depiction.