Flaying türkçesi Flaying nedir

Flaying ingilizcede ne demek, Flaying nerede nasıl kullanılır?

Flayed : Verip veriştirmek. Çok parasını almak. Sert bir dille eleştirmek. Paylamak. Soymak. Derisini yüzmek.

Flayer : Acımasızca eleştiren kimse. -'ın derisini yüzen kimse. Hilekar. Zorba. Kazıkçı.

Flayers : Zorba. Hilekar. Kazıkçı. Acımasızca eleştiren kimse. -'ın derisini yüzen kimse.

Flays : Verip veriştirmek. Haşlamak. Paylamak. Soymak. Çok parasını almak. Azarlamak. Yüzmek. Derisini yüzmek. Fena halde azarlamak. Yüzmek (derisini).

Flab : Yağ. Yağlı veya kilolu kimse. Şişman. Aşırı vücut ölçüsü. Şişmenlık. Aşırı vücut ağırlığı.

Flabbergasted : Çok şaşırmış. Hayrete düşmüş. Şaşırtılmış. Şaşkın. Şaşırmış. Şaşkına dönmüş.

Flabbier : (karakter) zayıf. İradesiz. Gevşek (adale veya doku). Gevşemiş. Yumuşak. Sarkık. Zayıf. Cansız. Lapacı. Güçsüz.

Flabbily : Güçsüz olarak. Ruhsuzca. İradesiz bir şekilde. Gevşek bir biçimde. Gevşekçe. Güçsüzce.

Flabby : Gevşemiş. Gevşek (adale veya doku). Lapacı. Güçsüz. İradesiz. Yumuşak. Cansız. Sarkık. Gevşek. (karakter) zayıf.

Flabellate : Yelpazeye benzer (botanik, zooloji). Yelpaze biçiminde. Flabellat. Yelpaze biçiminde olan, yelpazeye benzeyen. Yelpazemsi. Yelpaze şeklinde.

 

İngilizce Flaying Türkçe anlamı, Flaying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flaying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Burn up : Haşlamak. Yanıp bitmek. Çok öfkelendirilmek veya çok kızgın olmak (argo terim). Alev alev yanmak. Yakıp yok etmek. Daha canlı yanmak. Nükleer yanma. Küplere bindirmek. Çok öfkelendirmek. Nükleer yakıtın serbest bıraktığı toplam enerjinin, nükleer yakıtın başlangıç kütlesine oranı.

Flip : Kafayı çizmek. Çevirmek. Çıldırmak. Darılmak. Fiske. Fiske vurmak. Çılgına dönmek. Çevirmek (sayfa veya disk vb). Kafayı yemek.

Bowing : Bir kemancının yayı tutma şekli. Yay tutma. Eğrilik. Eğilme (kaplama). Yay ile keman çalma. Yaylama.

Transposition : Devirme. Aktarma. Kanuna. Transpoziyon. Bir genin, bulunduğu kromozom üzerinde yer değiştirmesi. genomun bir parçasının bulunduğu yerden bir sıçrama ile başka bir yere kolaylıkla ve süratle yerleşmesi ve bu arada kromozom yapısında dikkate değer bir değişiklik olmaması olayı. Yer değiştirme. Çaprazlama (kablo). Yer değişikliği. Dna transpozisyonu. Bir organın olmaması gereken bir yerde bulunması. bir doku parçasını kesip başka bir yere yapıştırma ameliyatı. bir genin veya genlerin hücrede bir kromozomdan diğerine veya aynı kromozom içerisinde yer değiştirmesi.

Sky : Gök. Topu çok yükseğe atmak. Topa çok hızlı vurarak havalandırmak. Bölge. Yükseğe atmak. Hava sahası. İklim. Asuman. Gözerimi üzerine kapanan, sonsuz yarıçaplı mavi kubbe; bu kubbenin iç yüzü. Hava.

 

Burglarize : Hırsızlık yaparak çalmak. Hırsızlık etmek. Soy. Soymak (ev). Hırsızlık amacıyla eve girmek. Ev soymak.

Bare : Yalın. Açılmak. Tamtakır. Çıkarmak. Boş. Açık. Süssüz. Çıplak. Açığa vurmak.

Excoriated : Şiddetle suçlanmış. İtham edilmiş. Derisini soymak. Suçlamak. Derisi sıyrılmış. Şiddetle eleştirmek. Derisi yüzülmüş.

Bark : Gemi. Ağaç kabuğu. Kabuk. Yelkenli üç direkli gemi. Öksürük. Barka. Afkurmak. Havlama. Bağırmak.

Toss : Adçekme. Atmak (yavaşça veya rasgele). Silkeleme. Sallamak. Fırlatmak (yavaşça veya rasgele). Sallanmak (tekne). Yazı-tura atmak. Yazı-tura. Yavaş yavaş karıştırmak. Atmak.

Flaying synonyms : musical performance, piping, basted, swear at, burgle, bring up, call down, call on the carpet, bares, barked, berate, chew up, burglarise, decorticate, bawl out, burglarizing, burgled, clean out, castigate, chidden, pitch, throw, skin, flayed, vituperates, bandying, baste, bandies, burglarizes, hid, flays, burgling, fulminated.

Flaying zıt anlamlı kelimeler, Flaying kelime anlamı

Dull : Körleşmek. Duygusuzlaşmak. Mat. Hafifletmek. Körletmek. Fersiz. Soluk. Körelmek. Renksiz. Donuk.