Flexible wage türkçesi Flexible wage nedir

  • İktisadi konjonktöre bağlı olarak piyasada sunum ve istem değiştiğinde, dengenin yeniden oluşması için aşağı ya da yukarı doğru anında yönelim göstererek uyum sağlayan ücret.
  • Esnek ücret.
  • İktisat alanında kullanılır.

Flexible wage ingilizcede ne demek, Flexible wage nerede nasıl kullanılır?

Flexible : Değişken. Hareket kabiliyeti yüksek. Uysal. Esner. Yumuşak başlı. Esnek. Bükülme esnekliği gösteren. Bükülgen. Eğilebilir. Esneyebilir.

Wage : Yürütmek. Başlatmak. Maaş. Sürdürmek. Savaş açmak. Vergin. Aylık. Devam ettirmek. Ücret. Açmak.

Flexible wage system : Firmaların ücret maliyetlerindeki değişmelere anında uyum gösterebildikleri, işçileri işteki başarım ve katkılarına göre ödüllendirdikleri esnek işgücü piyasalarında geçerli olan ücret sistemi. Esnek ücret sistemi.

Non flexible wage : Ücretlerin aşağıya doğru değişmeye karşı direnç göstermesi ve bu dirence bağlı olarak ücretlerin emek piyasasında emek istem ve sunumunu eşitleyememesi. krş. enflasyon katılığı, fiyat yapışkanlığı, fiyat katılığı, esnek fiyat. Ücret katılığı.

Flexible budget : Değişken bütçe. Değişmeye maruz kalabilecek tahminlere dayalı bütçe. Değişken ödeneklik. Mütehavvil bütçe. Esnek bütçe. Yapılan işlemlere göre değişen ödeneklik.

 

Flexible cable : Esnek kablo. Bükülgen kablo.

İngilizce Flexible wage Türkçe anlamı, Flexible wage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flexible wage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

 

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Flexible wage synonyms : ability rent, a pass through certificate, ability to pay principle, abnormal budget receipts, a change in supply, a shift in individual demand.