Wage türkçesi Wage nedir

  • (savaş) açmak.
  • Vergin.
  • (savaş vb) açmak.
  • Başlatmak.
  • Yürütmek.
  • Aylık.
  • Ücret.
  • Mücadele başlatmak.
  • Maaş.
  • Devam ettirmek.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Açmak.
  • Savaş açmak.
  • Sürdürmek.
  • Üretim faktörlerinden biri olan emeğin üretimden aldığı pay, diğer bir deyişle emek faktörünün fiyatı. işçilere üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme. krş. maaş.

Wage ile ilgili cümleler

English: I wonder what the minimum wage is in Australia.
Turkish: Avustralya'daki asgari ücretin ne olduğunu merak ediyorum.

English: Do you think that the minimum wage should be raised?
Turkish: Asgari ücretin yükseltilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

English: My monthly wage is 300,000 yen.
Turkish: Benim aylık ücret 300.000 yen.

English: Do you have any idea what the minimum wage in Australia is?
Turkish: Avustralya'daki asgari ücretin ne olduğu hakkında bir fikrin var mı?

English: Ali thinks raising the minimum wage would be a bad idea.
Turkish: Ali asgari ücreti yükseltmenin kötü bir fikir olacağını düşünüyor.

Wage ingilizcede ne demek, Wage nerede nasıl kullanılır?

Wage a war : Savaşmak. Savaş açmak. Savaş yapmak. Savaş durumu ilan etmek. Savaşa girmek. Harp başlatmak.

Wage agreement : Vergin anlaşması. Ücret anlaşması.

 

Wage bill : Vergin gideri. Ücret gideri. Ücret faturası. Ücretler toplamı.

Wage bracket : Ücret çizelgesinde işçinin kıdemini ve deneyimini gösteren dilim. Ücret dilimi. Ücret grubu. Barem derecesi.

Wage claim : Vergin artış talebi.

Wage discrimination : Ücret ayırımcılığı. Aynı işi yapan işçiler için ırk, renk, cinsiyet gibi unsurlara göre farklı ücretler belirlenmesi. aynı işi yapan ve aynı verimliliğe sahip işçiler için farklı ücretler belirlenmesi. Ücret farklılaştırılması.

Wage documents : Devlete ilişkin genel, katma, özel yönetimli daire ve kuruluşlarla belediyelerin ve ekonomik devlet kuruluşlarının ücret ödemelerinde kullandıkları belgeler. Ücret çizelgesi yerine geçen belgeler.

Wage differentation : Aynı işi yapan işçiler için ırk, renk, cinsiyet gibi unsurlara göre farklı ücretler belirlenmesi. aynı işi yapan ve aynı verimliliğe sahip işçiler için farklı ücretler belirlenmesi. Ücret farklılaştırılması.

Wage cut : Kesinti.

Wage controls : Ücret kontrolleri. Fiyat istikrarının sağlanması, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve dışsatımın artırılması gibi iktisadi ve sosyal amaçlarla bazen hükümetin tek taraflı kararı, bazen de işçi-işveren sendikaları ve hükümetin birlikte aldıkları kararla ücretlere getiren sınırlamalar.

İngilizce Wage Türkçe anlamı, Wage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

 

Begun : Girişmek. Koyulmak. Önayak olmak. Başlamak. Meydana gelmek. Doğmak.

Hold down : Baskılamak. Tutmak. Basılı tutmak. Sınırlandırmak. Zaptetmek. Üstesinden gelmek. Boyun eğdirmek.

Fee : Doktora sayrılarını görüp yoklaması karşılığında ödenen para. Mirasla edinilen mülk. Tımar. Harç. Ücretini vermek. Giriş vergini. Ödemek. Vizite.

Enforce : Yerine getirmek. Sözünü geçirmek. Uygulamak. Zorla kabul ettirmek. Takviye etmek. Zorla kabul etmek. Dayatmak. Mecbur etmek. İcra etmek.

Honorarium : Honoraryum. Hibe. Serbest meslek ücreti. Avukatlık ücreti. Para hediyesi. (serbest meslek sahibine ödenen) ücret. Hizmet karşılığı ödenen ücret. Hizmet ücreti. Hakkı huzur.

Elongating : Çekip uzatmak. Uzatmak. Gerip uzatmak. Uzamak. Bir nesneyi uzatmak.

Merit pay : Sayısal olarak değerlendirilebilir bir ölçüte göre işlerini daha iyi yapan işçilere yapılan ek ödeme. Başarı ödülü. Liyakat ödemesi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Cabbage : Çalmak. Lahana. Lahana beyaz. Kelem. Aşırmak. Turpgiller (cruciferae) familyasından, ülkemizde bazı türlerinin kültürü yapılan, yaprakları sebze olarak kullanılan otsu bitkiler. başlı lahana (brassica oleracea var. oleracea), kara lahana (b.oleracea var. acephala), brüksel lahanası (b.oleraceae var. gemmifera), karnabahar (b.oleracea var. botrytis), alabaş (brassica oleracea var. gongylodes) en çok kültürü yapılan çeşitleridir. Ruh. Beyaz lahana.

Wage synonyms : combat pay, paysheet, regular payment, offer battle, wage war against, broaches, emoluments, get started, take up the hatchet, get the ball rolling, extend, cabbages, maintains, broaching, wage a war, dues, keep going, contend, a shift in demand, forced the issue, double time, salaries, break open, elongates, stipends, declare war against, earning, begins, draw the sword, keeping up, dig up the tomahawk, follows, keep up.

Wage zıt anlamlı kelimeler, Wage kelime anlamı

Upper class : Zenginler sınıfı. Üst tabaka. Kaymak tabaka. Üst sınıf. Yüksek tabaka. Sosyoekonomik üstünlüğü olan sınıf. Yüksek sınıf.

Middle class : Burjuva. Orta tabaka halk. Orta sınıftan olan. Orta tabaka. Orta direk. Orta halli. Orta sınıf.

White collar : Kol gücünden çok kafa gücü ile yürütülen işlerde çalışanlar. Memur. Beyaz yakalılar. Beyaz yakalı. Büroda çalışan. Ofiste çalışan.

Wage ingilizce tanımı, definition of Wage

Wage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To engage. To wager. To pledge. To hazard on the event of a contest. Gage. As, to wage a dollar. To stake. That which is staked or ventured. To bet, to lay. To bind one`s self. That for which one incurs risk or danger. Prize.